3 Nisan 2016 - 18:45
Ahmet Hakan: Ensar, cihat, Allahu ekber

ENSAR: İslam'ın en güzel kavramlarından biridir "ENSAR"...

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - ENSAR: İslam'ın en güzel kavramlarından biridir "ENSAR"...

Mekke’den Medine’ye hicret etmek zorunda kalan Müslümanları, Medine’de karşılayan, onlara evlerini açan, onları kardeş belleyen Müslümanlara verilen isimdir “ENSAR”.

 
İslam kültüründe ensar olmak, karşılıksız kardeş bellemenin, hiç çıkarsız yardım etmenin adı olmuştur.

 
Fakat gelin görün ki... Bugün “ENSAR” dendiğinde...
 

Yeryüzünün en aşağılık suçlarından biri akla geliyor.

 
Buna da özeleştiriye asla yanaşmayan dindar siyasetçiler ve sivil toplum örgütü yöneticileri ile genellemeyle siyasi hasımlarını sıkıştırmaya çalışan fanatik ve hakkaniyetsiz muhalifler neden oluyor.

 
Allah ıslah etsin.

 
*

 CİHAT: “Büyük CİHAT”, kişinin kendi nefsini yenmesidir.

 
Cihadın büyüğü budur: Nefsini yeneceksin.

 
Yalan söylemeyeceksin, hırsızlık yapmayacaksın, ahlaklı olacaksın, haksızlık yapmayacaksın.

 
Bugün cihadın büyüğünü bir tarafa bırakmış olan Müslümanlar, cihadın küçüğünün de içini alabildiğine boşaltarak ve daha kötüsü vahşileştirerek “cihat karşıtı propaganda timleri” olarak görev yapıyorlar.

 
Durum böyle olunca da...
 

Dünyada “CİHAT” denilince akla...

 
Kafa kesme geliyor, vahşet geliyor, zulüm geliyor, barbarlık geliyor. Sebep olanları Allah kahretsin.

 
*

ALLAHU EKBER: Geçenlerde bir video izledim. Bir kamera şakasıydı videoda izlediğim.


Entarili ve sarıklı bazı bazı kişiler, ellerindeki çantayı kafede, restoranda oturan, duraklarda bekleşen insanların üzerlerine doğru atıyorlardı.


Atarken de “ALLAHU EKBER” diyerek bağırıyorlardı.


“ALLAHU EKBER” sözünü işitenler, ne yapacaklarını, nereye kaçışacaklarını şaşırıyorlar ve hayatlarının en büyük paniğini yaşıyorlardı.


“ALLAHU EKBER” gibi kutlu bir sözü, bu hale düşürenlerin Allah bin belasını versin.

 
İSTANBUL’DA SAVCI VAR


CAN Dündar ve Erdem Gül duruşmasından gelen ilk haber şu oldu:

 

“Savcı, tutuklama istemedi”.



Memnun oldum tabii.


Tutuklamayı cezaya dönüştürmeye kalkışan anlayışa vurulmuş esaslı bir darbe olarak gördüm bu tutumu.

 

Savcı, duruşma sırasında hangi tutumu takınmış olursa olsun...

Son tahlilde “tutuklama” istemeyerek...

Önemli bir adım atmıştı.

*

İşte bu nedenle...

 

“Berlin’de hâkimler var” şeklindeki ünlü sözü...

 

“İstanbul’da savcı var” şekline dönüştürmekte bir sakınca görmüyorum.

 
AYNI HAFTA İÇİNDE AYNI GAZETEDE İKİ MANŞET

 

BİRİNCİ MANŞET: Erdoğan destekçisi gazete, Obama ile Fethullah Gülen’in fotoğraflarını yerleştirdiği haberinde şunları haykırıyor kocaman puntolarla: “Stratejik düşmanlık... Türkiye’yi darbelerle yönetmeye alışkın ABD, Gezi’den bu yana sürdürdüğü denemelerine bir yenisini daha eklemeye çalışıyor. Hedef: Boyun eğdiremedikleri Erdoğan...”

*
İKİNCİ MANŞET: Aynı gazete bu kez Obama ile Tayyip Erdoğan’ın baş başa görüşme fotoğraflarını yerleştirmiş haberine... Ve aynı yerden, aynı kocaman puntolarla bu kez şunları haykırıyor: “Şer ittifakı ters köşe... Erdoğan / Obama zirvesi, ihanet odaklarını hüsrana uğrattı. Stratejik ortaklığın pekiştirildiği görüşme, Türkiye ve Erdoğan’a verilen önemi gösterdi”.


*

Bu tür durumlarda telefon mesajlarında biz şöyle yazıyoruz:


Hahahaahhahaa!

 
OBAMA’DAN HAYIR YOK, ZATEN OLAMAZ DA


NÜKLEER Zirvesi’nin kapanış oturumunda Obama’ya sordular:
“Erdoğan otoriter biri mi?”

-

Obama’nın verdiği cevap şu dört ana nokta üzerinde toplanıyordu:
- BİR: Erdoğan Türkiye’nin seçilmiş lideri.
- İKİ: Erdoğan’ın basın özgürlüğü, demokrasi konusunda vaatlerinden geriye düştüğünü biliyorum. Görüşmemizde bu konuları kendisine söyledim.
- ÜÇ: Erdoğan’a o makama demokrasi vaadiyle geldiğini hatırlatmaya devam edeceğim.
- DÖRT: Ama söylemekten başka yapabileceğimiz bir şey yok.


*

Obama’dan bir şey bekleyenlere sesleniyorum:
Dağılabilirsiniz.

 
BEN HAYATIMDA BÖYLE KÖTÜ LOGO GÖRMEDİM

GAZİANTEP Belediyesi’nin yaptırdığı yeni logolara şöyle bakınca...
“Bundan daha kötüsü yapılamazdı” dedim.
Üstelik bir de bunun için dünya kadar para verilmiş.


*

Diyeceksiniz ki “sen ne anlarsın bu işlerden?”
Haklısınız.
Pek anlamam bu işlerden.
Fakat bu logonun kötü olduğunu anlamak için...
Estetikten falan çakmaya bile gerek yok.
Azıcık izan yeter de artar bile.