23 Nisan 2026 - 10:08
Trump yönetiminde istifa dalgası: Donanma komutanı görevinden ayrıldı

Trump’ın önemli bağışçılarından iş insanı Phelan’ın Donanma Bakanlığı’ndan alınması ve yerine “çeşitlilik karşıtı” söylemleriyle bilinen Hung Cao’nun vekaleten atanması, ABD ordusundaki siyasi tasfiyelerin yeni bir aşamasını temsil ediyor. Savunma Bakanı Hegseth liderliğinde yürütülen bu süreç, liyakatten çok kişisel sadakati önceleyen bir kadrolaşma stratejisi olarak dikkat çekiyor.

Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: ABD Donanma Bakanı John Phelan, göreve başlamasından yalnızca bir yıl sonra görevden alındı. Yerine vekaleten atanan ve Trump’ın 2024’teki Senato adaylığını desteklediği Hung Cao, ordudaki “çeşitlilik ve kapsayıcılık” karşıtı söylemleriyle tanınıyor. Bu değişim, Savunma Bakanı Pete Hegseth’in üst düzey subaylara yönelik tasfiye sürecinin son halkası olurken, tam da İran’ın Hürmüz Boğazı’nda iki kargo gemisine el koyduğu ve ABD ablukasının küresel enerji piyasalarındaki baskıyı artırdığı kritik bir döneme denk geliyor.

Mart 2025’te göreve başlayan Phelan, askeri geçmişi olmayan bir iş insanı ve Donald Trump’ın önemli bağışçılarından biri olarak tanınıyordu. Phelan, Trump’ın “Altın Filo” (Golden Fleet) olarak adlandırdığı ve kendi adını taşıyan ağır silahlı savaş gemilerinin inşasını öngören projeyi desteklemesiyle biliniyordu. Bu proje, ABD’nin küresel denizlerdeki tahakkümünü pekiştirme hedefinin bir parçası olarak yorumlanırken, eleştirmenlere göre Washington’ın askeri harcamaları şişirerek emperyalist çıkarlarını koruma refleksinden başka bir şey değil. “Altın Filo” benzeri girişimler, tarihsel olarak ABD’nin Pasifik’ten Basra Körfezi’ne uzanan deniz üsleri ağıyla birlikte düşünüldüğünde, aslında uluslararası hukuku hiçe sayan bir güç gösterisi olarak işlev görüyor.

Göreve yeni bir isim: Hung Cao ve “sertlik” söylemi

Phelan’ın yerine vekaleten atanan Hung Cao, 25 yıllık bir donanma gazisi olmasıyla dikkat çekiyor. 2024 yılında Virginia’dan Senato adaylığı sürecinde Trump’ın desteğini alan Cao, ordudaki “çeşitlilik ve kapsayıcılık” politikalarına karşı sert eleştirileriyle tanınıyor. Seçim kampanyası sırasında verdiği bir demeçte, donanmanın ihtiyacı olan profilin “kendi bağırsaklarını söküp yiyecek kadar sert” karakterli bireyler olduğunu ifade etmişti. Bu söylem, ABD ordusunun geleneksel olarak yücelttiği toksik erkeklik ve saldırganlık kültürünün bir yansıması olarak değerlendirilirken, uzmanlar aslında bu tür yaklaşımların askeri disiplinden çok, kör bir sadakat ve itaat beklentisi yarattığını vurguluyor. Cao’nun atanması, Trump yönetiminin Deniz Kuvvetleri üzerindeki kontrolünü sıkılaştırma ve kendisine sorgusuz sualsiz bağlı bir kadro kurma stratejisinin açık bir göstergesi.

Ordudaki tasfiye süreci: Hegseth’in sadakat temizliği

Phelan’ın ayrılışı, Savunma Bakanı Pete Hegseth’in göreve gelmesinden bu yana ordunun üst kademelerinde gerçekleştirdiği geniş çaplı görevden almaların son halkası oldu. Hegseth, son birkaç hafta içinde Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Randy George da dahil olmak üzere bir düzineden fazla üst düzey subayı görevden uzaklaştırdı. Bu tasfiye, ABD askeri tarihinde görülen klasik “sadakat temizlikleri”ni – örneğin McCarthy dönemindeki cadı avlarını – hatırlatırken, asıl amacın liyakatten çok siyasi bağlılık olduğu yönünde yaygın bir eleştiri bulunuyor. Hegseth’in bu hamleleri, Pentagon’un profesyonel askeri kadrolarını siyasallaştırarak, ABD’nin küresel çaptaki askeri müdahalelerini daha da kontrolsüz bir hale getirme riskini taşıyor.

Bu liderlik değişimi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nda iki kargo gemisine el koyduğunu açıklamasından ve ABD ablukasının küresel enerji piyasaları üzerindeki baskısının arttığı bir dönemde gerçekleşmesi bakımından stratejik önem taşıyor. Uzmanlar, Washington’ın İran’a yönelik ekonomik ve askeri baskı politikalarının aslında bölgede bir gerilim dalgası yarattığını ve bu tür abluka girişimlerinin uluslararası deniz ticaret hukukunu ihlal ettiğini hatırlatıyor. Tam da bu hassas dengenin korunması gereken bir anda, Donanma’nın tepesine deneyimden çok ideolojik sadakatiyle öne çıkan bir ismin getirilmesi, ABD’nin Ortadoğu’daki emperyalist maceralarının daha da pervasız bir hal alabileceği endişesini artırıyor.

Ekler

yorumunuz

You are replying to: .
captcha