6 Eylül 2011 - 05:42

Bismillah. Nato'nun kuracağı füze kalkanının radarının Türkiye'ye yerleştirileceği resmen ilan edildi.Radarın Türkiye'de konuşlanacağı yer de belirlendi. Sistem çerçevesinde Türkiye'ye herhangi bir füze yerleştirilmezken, radarın komuta merkezi Almanya'da olacak. Türkiye burada general düzeyinde temsil edilecek.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Bir gazetenin diplomasi muhabirlerine konuşan üst düzey diplomatik kaynaklar , füze savunma sisteminin Türkiye için bir kazanç olduğunu öne sürerek sistemi öve öve bitiremiyorlar.Bu sistemle Türkiye'deki radarın tespit ettiği düşman füzeleri Nato üyesi diğer ülkelerdeki füzelerle vurulacak. Sistemin her aşamasında her üyenin onayı gerekecek. ABD ile yürütülen pazarlıkta Ankara için bu şart çok önemliydi.

Ayrıca geçen seneki Lizbon zirvesinde , Batılı müttefikler karar metninde İran ve Suriye gibi ülkelerin adının geçmesini isterken Ankara buna şiddetle karşı çıkmıştı. Türkiye , radarın elde edeceği bilgilerin İsrail ile paylaşılmaması hassasiyetini de Nato'ya bildirmişti.

Ak Parti hükümetinin Nato ( daha doğrusu ABD) ile girdiği çetin pazarlığı gözardı etmek ve hükümeti bu konuda takdir etmemek mümkün değil.Eğer Ak Parti'nin yerine 90'lı yılların siyasi partileri iktidarda olmuş olsalardı, sonuç daha farklı olurdu diye düşünüyorum.

Tabi ki bu düşüncem ülkemizin içinde bulunduğu acziyeti , kendisine kurulan tuzağı ve handikapı görmemi engellemiyor. Çünkü Nato'nun kuracağı bu sistemin İran'ı hedef aldığını cümle alem biliyor. Zaten Batılı liderler de hiç utanmadan bunu ifade ediyorlar.

Bu çerçevede geçtiğimiz günlerde Sarkozy'nin İran'a yönelik tehditlerinin ardından Nato'nun bu kararını açıklaması da bir hayli manidar.Ayrıca Hollandalı siyasetçi Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu eski eşbaşkanı Joost Lagendijk'in bir Türk gazetesinde 21 Ağustos'ta kaleme aldığı '' Ankara , Tahran'a Karşı Durmalı'' başlıklı yazısı da Batılıların niyetlerini ortaya koyması açısından çok önemli.

Batılı ülkelerin İran'ı sindirme ve yok etme planına ülkemizin alet edilmesi halkımız açısından kabul edilemez bir durumdur. Eğer Batı İran'la hesaplaşmak istiyorsa, Türkiye'yi bu işe karıştırma kurnazlığından vazgeçmelidir. Eğer yürekleri ve güçleri yetiyorsa İran'la doğrudan karşı karşıya gelmelidirler.

Son zamanlarda bazı müslüman yazarların gündeme getirdiği '' İslam Barış Gücü'' projesinin üzerinde çalışılarak bu projenin geliştirilmesinin ve Türkiye'nin Nato'dan çıkmasının zamanı gelmiştir. Bu iş için D-8 oluşumu iyi bir altyapı oluşturabilir.Ayrıca söz konusu barış gücü hakemlik misyonunu da üstlenebilecektir. Türkiye'nin Nato'dan çıkmaması halinde tıpkı soğuk savaş yıllarında Rusya'ya karşı kullanılan ülkemiz şimdi de İran'a karşı bir kalkan olarak kullanılacaktır.Sarkozy'nin açıklaması dikkate alındığında ; yarın birgün Batılı ülkelerden İran'a karşı yapılacak bir saldırıya Tahran balistik füzelerle misillemede bulunduğunda , Türkiye'de bulunan radar sayesinde Batılı ülkeler bu saldırıdan kurtulacaktır. Geçmişte Rusya'ya karşı Nato'nun ( ABD'nin ) ön karakolu görevini ifa eden Ankara bu sefer de İran'a karşı ön karakol görevini üstlenecektir. Zaten Lagendijk de yazısında Türkiye'nin ABD ve Avrupa'nın safında yeralmasını istemektedir. Ortadoğu'daki son gelişmeleri ve Türkiye'ye Batı tarafından biçilmek istenen rolü bir de bu pencereden değerlendirmek gerekir. ABD , İSRAİL VE AVRUPA ÜLKELERİ ORTADOĞU'DA TÜRKİYE VE İRA'I ÇATIŞTIRMAK İÇİN ÇOK KARMAŞIK TUZAKLAR HAZIRLAMIŞLARDIR.

Ayrıca İran'ın balistik füzelerinin Ortadoğu'daki hiçbir müslüman ülke için tehdit olmadığı İranlı yetkililerce defalarca açıklanmıştır. Fakat Batılı devletler Ortadoğu ülkelerine özellikle de krallıkla yönetilen Arap rejimlerine silah satabilmek için bölgede İRANFOBİA'yı pompalamaktadır. İsrail ve ABD'nin tehditlerine karşı İran'ın kendini savunmak ve caydırıcı güç olmak için füze ürettiğini herkes bilmektedir.

Bu arada her ülkenin olduğu gibi Türkiyemizin de füze savunma sisitemi kurma hakkı vardır. Zaten Türkiye , Nato'dan bağımsız olarak kısa mesafeli füzelere karşı kendi milli sistemini de kurma aşamasındadır. Bu çerçevede 8 milyar dolarlık bir yatırım planlanmaktadır. Özellikle İsrail ile ilşkilerimizin gittikçe bozulması ve gözü dönmüş siyonist rejimin heran bir delilik yapması ihtimali dikkate alındığında , milli füze savunma sistemine sahip olmamız menfaatimize olacaktır. Bu sistemin kendi mühendislerimiz tarafından geliştirilip kurulması ise bize ayrı bir gurur verecektir.

Kemal Kemahlı