23 Nisan 2012 - 18:26

Siyasi yorumcular, katar, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin Tarık Haşimi’yi kabul etmelerini, Irak’ta kabilevi ihtilafları tahrik etme doğrultusunda değerlendirdi.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Bu konu komşuluk ilişkilerde diplomatik protokollere aykırı, üstelik Irak milli hâkimiyetini göz ardı etmek anlamına geliyor. Son aylarda Irak gelişmeleri ve iç durumu, bazı gruplar ve koalisyon liderlerinin siyasi engellemeleri ve çıkardıkları sorunlardan kaynaklanıyor. Geçen miladi yılın son haftalarında Irak cumhurbaşkanı yardımcısı Tarık Haşimi Kürdistan bölgesine gitti ve kısa bir süre sonra bu ziyaret medyada Haşiminin kaçışı olarak bomba etkisi yaptı. Bağdat, Haşimi’nin terör eylemleri ve timlerini yönetmekle suçladı. Bu arada Irak yargı kurumu, kaçak cumhurbaşkanı yardımcısı hakkında, terör saldırılarına destek verme suçundan tutuklama kararı aldı.

Fakat Bağdat’ın, Haşimi’yi iade etmeleri için yerel Kürdistan bölgesi yöneticilerine defalarca çağrıda bulunmasına rağmen, Irak Kürdistan bölgesi yöneticileri ve özellikle Mesut Barzani bu çağrıya kulak tıkadılar. Haşimi’nin Irak Kürdistan bölgesinde bulunmaya devam etmesi, Bağdat ve Erbil arasında yeni bir soruna dönüştü. Bu arada Tarık Haşimi’nin de üyesi olduğu El’Irakiye listesi lideri Eyyad Allavi, Türkiye ve bazı Arap ülkeleri ile yaptığı görüşmelerle Haşimi aleyhindeki suçlamaları siyasi boyuta taşımaya çalışarak Maliki hükümetine karşı direnmeye başladı.

Bu arada Amerika, Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’nin kaçak Cumhurbaşkanı yardımcısına desteğe dayalı tutumları, sadece Irak’ın siyasi ve yargı kararlarına müdahale sayılmakla kalmayıp, Irak Kürdistan bölgesi liderini de Haşimi’yi Bağdat’a iade etmemekte daha da kararlı kıldı. Irak hükümetine karşı yeni siyasi kışkırtmalar, medyanın Haşimi’nin önce Katar ardından Suudi Arabistan ve oradan da Türkiye’ye gittiğini bildirmesi ile yoğunlaştı. Bu olay Bağdat’a meydan okuma anlamını taşıyordu. Irak Kürdistan bölgesinin merkezi hükümetin suçlularla ilgili yasalarına kayıtsız kalması ve Haşimi’nin ülke dışına çıkması için ortam hazırlaması, daha da önemlisi Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin kaçak Irak cumhurbaşkanı yardımcısını resmi bir yetkili olarak karşılaması, Bağdat'a karşı siyasi bir eylem sayılır.

Siyasi gözlemciler Katar, Suudi Arabistan ve Türkiye’nin ortak hareketini Irak’ta kabilevi ihtilafları kışkırtma yönünde değerlendiriyorlar. Bu ihtilaflar Irak’ı güvensizleşmekle kalmayıp, hatta başta El’Irakiye listesi olmak üzere Maliki karşıtı kanatların engelleme yolunu açıyor. Bu konu komşuluk ilişkilerinde diplomatik gelenekler ve protokolleri göz ardı ediyor; başka bir ifade ile Irak hakimiyetine aldırmama ve kayıtsız kalmak anlamı taşıyor.

Bu arada son bir yılda Ortadoğu’da yaşanan gelişmeler, Arabistan, katar ve Türkiye’nin Amerika’nın Ortadoğu hedefleri ile eşgüdümlü siyasetler izlediğini gösteriyor. Söz konusu 3 ülkenin Suriye gelişmeleri, Şam yönetimi muhaliflerine mali, siyasi, teçhizat vs yardımları bu bağlamda değerlendirilebilir. Irak’la ilgili olarak ise her 3 ülkenin terör eylemlerine karışmakla suçlanan Haşimi’yi ağırlamaları, Irak içişlerine karışmaktan başka ne anlam taşıyabilir ki? Bu tutum Irak’ta güvenliği ihlal eden teröristlere daha fazla cesaret kazandırmaz mı, hem de Haşimi’nin Katar ve Arabistan’da Baasçılarla görüştüğü bir dönemde?!
 Her ne kadar Irak’ta hukuk devleti koalisyonu üyesi Velid Elhilli, Haşimi’ye kucak açan ülkelere aynı şekilde misillemede bulunacağı uyarısında bulunsa da, Bağdat'ın bu tehdidi gerçekleştirecek araçlara sahip olmadığı görülüyor. Üstelik son aylarda El’Irakiye koalisyonu ve Irak Kürt liderleri tarafından, Haşimi dosyasını siyasileştirme yönünde bazı faaliyetlerin gerçekleştiği bir dönemde. Tabi ki Katar, Arabistan ve Türkiye’nin faaliyetleri de bu bağlamdadır. Fakat Bağdat hükümeti Haşimi dosyasının siyasi değil hukuki olduğunu belirtti. Bu arada Tarık Haşimi’nin tekrar Irak Kürdistan bölgesine döneceği söyleniyor; bu da Doha, Riyad ve Ankara’nın Haşimi’nin muhtemel iltica isteğini reddi anlamındadır. Fakat uzmanlara göre Haşimi’nin Kurdistan bölgesine geri dönmesi bu bölge için sorun oluşturabilir. Bu arada Irak Kürdistan bölgesi halkı ve çeşitli siyasi kanatları da Haşimi ve bu bölgeye geri dönmesine sıcak bakmadığını da unutmamak gerekir. Nitekim Tagyir listesi üyesi Şeyh Latif, Haşimi’ye tekrar kucak açmanın Irak Kürdistan bölgesi için sorun oluşturacağını belirtti. Şeyh Latif, Türkiye, katar ve Suud Arabistan’ın Haşimi’yi kabul etmedikleri bir dönemde Kürdistan gibi küçük bir bölgenin neden bu işe kalkışması gerektiğini soruyor, özellikle de Haşimi’nin daha önce hep Kürtlere karşı olduğu gerçeğini dikkate alarak. Fakat yine de Mesut Barzani’nin Haşimi’nin ikamet isteğini kabul edebilir.

Mesut Barzani’nin Nuri Maliki’ye karşı son tutumlarının medya çevresinde birçok soruyu gündeme taşıdığı bir dönemde Barzani Türkiye’de Haşimi ile görüştü. Barzani son Amerika ziyaretinde Elhayat gazetesine verdiği demeçte Nuri Maliki’yi tekelcilikle suçlarken, ülkenin diktatörlüğe doğru yöneldiğini söyledi. Barzani ayrıca Maliki’nin tekelliğinin kabul edilemeyeceğini, zira Maliki’nin başbakanlığının yanı sıra savunma, içişleri, güvenlik bakanlıkları ve de silahlı kuvvetler komutanlığını da üstlendiğini söyledi. Barzani’nin bu sözleri Iraklı yetkililer tarafından ciddi eleştirileri de beraberinde getirdi. Nuri Maliki bu sözlere tepki olarak Kürt yetkililerinin bölge başkanının merkezi hükümete karşı tutumundan rahatsız olduklarını söyledi. Irak Kürdistan bölgesi başkanı ilk kez Bağdat yönetimine karşı sert tutum sergilemiyor. Haşimi dosyası ile ilgili daha önce de Barzani yaptığı açıklamada Haşimi’yi hiç bir şekilde Bağdat’a iade etmeyeceğini belirtti.

Son yıllarda da Kürdistan bölgesindeki petrol havzalarının kullanılması, bütçe ve Kerkük konusunda Kürdistan bölge yönetimi ve Bağdat arasında bir çok sorun yaşandı. Bir zamanlar Kürtler Maliki hükümetinin en önemli koalisyon gruplarındandı. Hali hazırda Barzani’nin tutumları nedeni ile ülke içi siyasi anlaşmazlıklar ve kışkırtmaların yoğunlaşacağı endişesi mevcut. Zira hükümet çerçevesinde El’Irakiye ve Irak’ta siyasi sürecin dışındaki bazı akımlar Malik hükümetini çıkmaza sürüklemeye çalışıyor. Irak’ın dışında da bazı Arap ülkeleri ve Türkiye’nin siyasetleri, Irak’ta siyasi sürecin ilerlemesine karşı yapıcı olmadığını gösteriyor. Irak Kürdistan liderlerinin merkezi hükümete karşı sorumsuzca açıklamaları, bu ülkede bir nebze El’Irakiye’nin etkisinde de bulunan siyasi teamüllere zarar verebilir. Irak Kürdistan bölgesinde de bazı siyasi gruplar, Barzani’nin Bağdat hükümetine ve özellikle Haşimi konusu ile iligili tutumu ve kararlarına karşı ciddi eleştirileri gündemde. Söz konusu gruplar, bu tutumları, Kürdistan bölgesi ile merkezi hükümetin teamüllerinin geleceğine zarar vereceği kanaatinde.