15 Ağustos 2012 - 13:26

Davutoğlu'nun Kerkük ziyaretini sorgulama haklarının olduğunu söyleyen Maliki, K.Irak'ın müstakil bir devlet olmadığını Türkiye'ye hatırlattı. Maliki, Türkiye ile ilişkilerini geliştirmek istediklerini söyledi

Bağdat ile Ankara arasında yükselen tansiyon düşüyor mu? Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Haşimi'nin Türkiye'ye sığınması ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu'nun Kerkük ziyareti ile yaşanan gerginliğin ardından Irak Başbakanı Nuri El Maliki, Türkiye'nin Kuzey Irak ile doğrudan temas kurmasının "yanlış" olduğunu savundu. Davutoğlu'nun Kerkük ziyaretini sorgulama haklarının olduğunu öne süren Maliki, Kuzey Irak'ın müstakil bir devlet olmadığını belirtti.

"TÜRK HÜKÜMETİ İYİMSER HAVA SAĞLAMIŞTI"

Türkiye'de yeni hükümet başa geldiğinde ilişkiler daha iyi noktaya geldi; Ziyaretler, ikili anlaşmalar, ekonomik işbirliği, iki ülkenin güvenliğini ilgilendiren konularda güvenlik işbirliği, ayrıca ekonomik düzlemde şirketler arasındaki ticaret hacmi arttı. Özellikle yeni hükümetin iş başına geldiği dönemde son derece iyimser bir hava hakimdi.

Geçmiş hükümetler döneminde ulusal düzeyde bir takım sıkıntılar meydana gelmişti. Tabii bu geçmiş hükümetlerin hatalarının sorumluluğunu şu an ki hükümet üstlenecek değildi, biz de bu hataların sorumluluğunu onlara yüklemedik. Ne Irak'ta ne de Türkiye'de geçmiş hükümetin çizgisinde olan insanlar iktidarda olmadıklarından yeni yönetim ile aramızda iyi ilişkiler başladı. Genel olarak bu güzel tablonun daha da iyi noktalara gelerek ilelebet devam etmesini arzuladık. Ama maalesef üzüntüyle belirtmek isterim ki ilişkilerimizde problemler meydana geldi ve bu sorunlar halen devam etmekte.

"İLİŞKİLER ULUSLARARASI NORMLARA GÖRE OLMALI"

Türkiye ile Irak arası komşuluk ilişkileri çerçevesinde iyi ilişkiler olması gerekir. Uluslararası kurallar çerçevesinde ve iki hükümet arasında olması gerektiği gibi ilişkilerin olması gerekir. Türkiye'nin homojen olmayan etnik yapısı gibi ırak'ın da etnik yapısı homojen değildir. İki ülkeyi oluşturan farklı etnik unsurlar söz konusu. Ne Türkiye tamamen Türklerden ne de Irak tamamen Araplardan oluşuyor. Irak'ta Hıristiyanlar var, Araplar var, Türkmenler Kürtler var. Aynı şekilde de Türkiye'de Aleviler, Sünniler, Türkler, Kürtler var fakat son tahlilde tek bir ülke söz konusu ve adı Türkiye.

Ziyaretim sırasında Başbakan Erdoğan'la da görüştüm ve aynı sözleri ona da aktardım. Türkiye'nin bir etnik unsurun lehine ve diğerinin aleyhine hareket etmekte olduğu yönünde bir hissiyat oluşturmaya başladığını söylemek isterim.

"KUZEY IRAK İLE DOĞRUDAN TEMAS YANLIŞ"

Kuzey Irak yönetimiyle petrol alışverişi yapılıyor, petrol boru hatları açılıyor, sınır açılıyor, giriş çıkış serbest hale getiriliyor. Anlaşmalar yapılıyor. Özerk yönetim bizim özerk yönetimimiz. Kuzey Irak bölgesel yönetiminin refahının ve ekonomisinin gelişmesinden herhangi bir sıkıntımız yok ancak bütün bu ilişkilerin merkezi yönetim üzerinden gelişmesi gerekiyor.

Bu bütün ülkeler için geçerli. Tıpkı Türkiye'nin Suudi Arabistan'ın ve İran'ın bizim merkezi yönetimlerini bypass ederek doğrudan bir etnik unsurla ilişkiye geçmemizi kabul etmeyecekleri gibi.

"PKK GİBİ BİZİM DE SORUNLARIMIZ VAR"

Bununla ilgili Irak'tan bir örnek vermek istiyorum; Irak'ta her şey dört dörtlük olmayabilir ancak bazı şeylerin ırakta yolunda gitmesi için çalışıyoruz. Irakta anayasaya ve kanuna karşı çıkan insanlar ve gruplar var. Tıpkı Türkiye'de olduğu gibi. Mesela Türkiye'de PKK silahlı mücadele veriyor ve devlete başkaldırıyor. Bizim de iç sorunlarımız var. Biz de bu iç sorunları kanunlar ve anayasa çerçevesinde oluşturduğu mekanizmalara aracılığıyla halletmeye çalışıyoruz. Irakta bir güvenlik sorunu yaşadık.

Buradaki ofiste Erdoğan ile yaptığımız bir buluşma sırasında ben de 'sizin Kürt sorunu hakkında uzun ve derin bir tecrübeniz var. Şiddetle bu sorunun çözülebileceğine inanmıyorum' dedim. 'Siyasi bir çözüme yönelmeniz gerekir yoksa bu sorun bitmez' dedim. O da bana bu yönde atılan adımların olduğunu söyledi. Taraflar arasında karşılıklı tavsiyeleşmeler nasihatler olabilir.

"TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERİ DÜZELTMEK İSTİYORUZ"

Biz ilişkilerin böyle kötü noktalara gelmesini arzulamıyoruz. Türkiye ile ilişkilerin düzelmesini umuyoruz. Yeni ırak, Saddam döneminin Irak'ına benzemez. Biz bütün herkesle iyi ilişkiler kurmak istiyoruz. Biz hiçbir eksenin veya paktın parçası değiliz.

Hiçbir fark gözetmen tüm taraflarla iyi ilişkiler kurmak isteriz. Biz bütün ülkelerle olan ticari ilişkilerimizi geliştirmek istiyoruz, Türkiye ile, Suudi Arabistan ile Suriye ile olan karşılıklı ticaret hacmi artmaya devam edecek.

"AHMET KARDEŞİMİN ZİYARETİ GÜNDEMDE YOKTU"

Kerkük'e baktığımızda burası özel durumu olan bir bölgedir, siyasi sorunların olduğu bir bölgedir. Biliyorsunuz ki, Türkler Kerkük'ü konuşuyor, Kürtler Kerkük'ü konuşuyor, Türkmenler Kerkük'ü konuşuyor, Araplar Kerkük'ü konuşuyor. Herkes Kerkük'ü konuşuyor. Kerkük sorunu kesinlikle bölgesel ya da dahili bir gücün müdahalesiyle çözülmez. Ancak ve ancak birlikte yaşama ve istikrar mekanizmaları üzerinde bütün Iraklıların yapacağı bir anlaşmayla çözülür. Biz Ahmet Davutoğlu'nun ziyaretiyle ilgili bir araştırma komisyonu kurduk. Dediğine göre Davutoğlu vize almış. Herkes vize alabilir. İkincisi, Ahmet kardeşimin Kerkük'ü ziyaret etmesi gündemde olan bir şey değildi.

"IRAK'IN EGMENLİĞİNE SAYGI DUYULMALI"

Kerkük Irak içerisinde hassas bir bölge ve biz onu her kesin müdahalesine açmak istediğimiz bir konu değil. Fakat Kerkük ziyaretiyle şok olduk. Ben şahsen bu konudan haberdar değildim. Davutoğlu'nun ziyaretinden Kerkük valisinin bana yolladığı bir mesajla haberdar oldum. Ne vali ne Irak Dışişleri Bakanı ne de ben bu ziyaretten haberdar edildik.

"KERKÜK ZİYARETİNİ SORGULAMAK HAKKIMIZ"

Sadece Davutoğlu'nun ziyaretiyle ilgili değil. Aynı zamanda kuzey ırak bölgesel yönetimiyle ilgili olarak da Türkiye'nin buraya merkezi yönetimin haberi olmadan neden bu kadar kolaylıklar sağladığını sorgulamak hakkımız. Bu yüzden biz konuyla ilgili A'dan Z'ye bir soruşturma başlattık ve Türkiye'nin böylesine hassas bir konuyla ilgili olarak böylesine açık olmayan bir tavır sergilediğini araştırmak için komisyonu kurduk. Sorunu oluşturan bu ziyaret değildi. Bu ziyaret daha önce iki ülke arasında meydana gelen sorunlara yeni bir sorun daha ekledi.

"TÜRKİYE BÖLGEDE ÇOK GÜÇLÜ BİR ÜLKE"

Türkiye bölgede kesinlikle sıradan bir ülke değil tarihi olan köklü geçmişi olan bir ülke. Askeri siyasi ve ekonomik gücü olan bir ülke Türkiye. Türkiye önceleri kendi kendini izole etmiş bir ülkeydi. Bütün çabaları Avrupa birliğine giriş noktasında yoğunlaştırmaktaydı. Nitekim Fransız yetkililer de AB'nin bir Hıristiyan kulübü olduğunu ve Müslüman Türkiye'nin buraya giremeyeceğini söyledi. Ancak Türkiye geçmiş hükümetler döneminden bu yana AB'ye giriş konusunda ısrarlı davrandı ve kapılarını Avrupa birliğine sonuna kadar açtı.

"TÜRKİYE'NİN ARAP YÖNELİMİNDEN MEMNUN OLDUK"

Türkiye'nin bu yeni Arap yöneliminden memnuniyet duyduk ve ne güzel yaptınız dedik. Çünkü biz de Müslüman'dık ve Müslüman ülkeler arasında bir entegrasyon mümkün olabilirdi. Türkiye'nin İran'la ve Irak'la bir takım bölgesel sorunları vardı ancak Türkiye'de iş başına gelen yeni yönetim bölgedeki bütün ülkelerle sıfır sorun politikası güdeceğini ilan etti. Bu aramızda güvenliğin yeniden tesis edileceği, yeniden birlik sağlanacağı anlamına geliyordu. Bu da Türkiye'ye Ortadoğu coğrafyasında ve İslam dünyasında önemli bir rol kazandırabilirdi.

"SIFIR SORUN POLİKİTASI ÇOK OLUMLUYDU"

Gerçekten de İran Türkiye'nin bu adımını selamladı, Suriye ise daha da ileri giderek Erdoğan ailesiyle şahsi dostluklar kurdu ve aile dostu oldular. Sıfır sorun politikalarıyla çok önemli mesafeler kat etti Türkiye. Ancak bir kez daha eski duruma geri döndük ve Türkiye'nin iş başına geldiği ilk dönemlerdeki politikalarının şu anki politikalardan tamamen farklı olduğunu gördük. Sadece Türkiye için söylemiyorum. Etnik ve mezhebi farlılıkları kışkırtan ve bunun üzerine politikalar üreten her ülke bilmelidir ki bu politikalar fazlasıyla kendine geri dönecektir.

Ben bunu yaptığım ziyaretlerin birinde Suriyelilere de Iraktaki şiddeti desteklememeleri, El Kaide'ye ya da başka terörist gruplara yardım etmemeleri gerektiğini söyledim. Bugün ırakta olanların yarın Suriye'de tekrarlanabileceğine dair uyarıda bulundum.

Peki bu ateş sadece Suriye içerisinde mi kalacak? Hayır. Tam tersine genişleyecek. İlişkilerin daha da kötüye gitmemesi için bu gözden geçirme işleminin ikili ilişkiler temelinde ve karşılıklı çıkar çerçevesinde olması gerekiyor.

"TÜRKİYE, K. IRAK'TAN DOĞRUDAN PETROL ALIYOR"

Ben Türkiye'nin Irak'la olan ilişkilerini iki devlet arasındaki ilişkiler olarak görmesi gerektiğini söyledim. Federal yönetim demek ülke içerisindeki eyaletlerin biriyle doğrudan ilişkiye girilebilir anlamına gelmez. Bu bölgeden gelen petrolün doğrudan kendi toprağına girmesine izin vermesi, bölgesel yönetimle kendisi arasında bir petrol boru hattı kurulmasına izin vermesi, sadece bizi rahatsız etmedi, aynı zamanda kaygıya da sevk etti.

"KUZEY IRAK MÜSTAKİL DEVLET DEĞİLDİR"

Bölgesel yönetimle Türkiye arasında imzalanan anlaşmalar nedir, Irak tarafında ne oluyor Türk tarafında ne oluyor, bu olan bitenin Suriye'ye olan etkisi nedir, bunlar doğal olarak bizi endişelendiriyor. Bunlar bütün teamüllere aykırı ve bizim için endişe kaynağı. Türkiye Irak'la olan ekonomik ilişkilerini geliştirebilir, Kürt bölgesi ile ilişkiler kurabilir ancak merkezi yönetimin onayı olması şartıyla.

"TÜRKİYE HAŞİMİ'YE KUCAK AÇTI"

Türkiye Interpol tarafından aranan bir şahsa kucak açıyor. Bu sadece Irak'ın bir meselesi değil. Irak, Interpol'e durumu bildirdiğinde onlar da kırmızı bültenle Haşimi'yi aramaya başladılar. Türkiye sadece ona ikamet sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda siyasi faaliyet yapma ve açıklamalarda bulunma imkanı da tanıyor.

Bizim Türkiye ile olan bütün ilişkilerimizi kesmek gibi bir niyetimiz yok. Bizim irademiz ve niyetimiz bu. Sadece Türkiye ile ilgili değil, hiçbir ülkeyle problem yaşamak istemiyoruz. Sorunlarımızı çözmek, ortak çıkarlar doğrultusunda ilişkileri geliştirmek, Türk ve ırak halkının çıkarları için her şeye hazır olduğumuzu belirtmek istiyoruz. Ancak bu, ortak bir iradeye gereksinim duyar. Açık ve net bir şekilde şunu ifade etmek istiyorum. Bizim niyetimiz ve irademiz tamamen iyi komşuluk çerçevesinde ilişkiler geliştirmektir ve ortak çıkarlara hizmet edecek ilişkiler kurmaktır.

"TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERİ KESMEK İSTEMİYORUZ"

Yani ilişkilerin gözden geçirilmesi konusu sadece Davutoğlu'nun ziyareti ile sınırlı bir şey değil, bütün sürece ilişkin bir şeydir. Bizim ilişkilerin gözden geçirilmesinden kastımız ilişkilerin koparılması yönünde değil, eğer mümkünse ilişkilerin daha da iyileştirilmesi yönündedir.

Biz kaidesine ve kuralına uygun diplomatik bir ilişki istiyoruz. Biz bütün dünya genelindeki elçiliklerimize protokol kurallarına ve diplomatik teamüllere uygun hareket edilmesi için talimatnameler gönderdik.

Bir büyükelçi istediği gibi bir eyalete ziyaret düzenleyemez, istediği kişilerle görüşmeler yapamaz. Bunlar bulundukları ülkede sorunlara yol açabilir.

Biz sorun istemiyoruz çünkü biz Irak'ın geçmişte yaşadığı savaşların yarattığı tahribattan problemlerden kurtulmak istiyoruz.

"TÜRKİYE'YE ELİMİZİ UZATIYORUZ"

"O yüzden bizim halklarımızın arzu ve isteklerine duyarlı olmamız gerekir. Taleplerini karşılamamız gerekir. İnsanlar savaşlardan ve sorunlardan bıktı. Yaşamak istiyorlar. Ortak yaşam sayesinde çıkarlarımızı gerçekleştirebiliriz. Türkiye Irak'tan Irak Türkiye'den yaralanabilir. Siyasilerin şunu anlaması gerekir. Artık dünya coğrafya temeli üzerinde değişmiyor. Bu yüzden karşılıklı saygı ve ortak çıkarlar esasında ilişkiler kurmak gerekir. Bu unsurlar iki halk arasında mevcut. Tarihsel ilişkilerimize uygun bir çerçeve çizelim, hatta siyasiler bile bu çerçevenin dışına çıkmasınlar. Halkın iradesi belirleyici olsun, ne Maliki Türkiye'yle olan ilişkilerine halel getirecek bir davranışta bulunabilsin, ne de Türk yetkililer Irak'la olan ilişkilerini bozsun. Türkiye'yle sorunlarımızın çözülmesi ve ilişkilerimizin düzelmesi için elimizi uzatıyoruz. Oturalım konuşalım diyalog kuralım. İnanıyorum ki aramızda çok ortak nokta bulacağız."