23 Ağustos 2012 - 19:30

Allah’ın adıyla Ortadoğu’ya şekil vermek için sürekli çalışma içerisinde olan egemen dünya sistemi, Suriye üzerinden başlattığı yeni hareketle önemli bir aşamaya gelmiş bulunuyor. Dünya istikbarı, bölgede aleyhine olan gelişmeleri bertaraf edebileceğini düşündüğü büyük bir operasyona Suriye üzerinden başladı. Bu operasyon; belki son şansları olacağı için dünyadaki tüm yardımcı ve yardakçılarını da harekete geçirdi. Suriye savaşı, aynı zamanda dünya istikbarının bölgedeki işbirlikçileri açısından da hayati önem taşımaktadır.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Büyük Şeytan’ın başkanlığında başlatılan bu harekette maddi ve manevi olarak büyük bir güç ortaya kondu. Bu güç yeterli olmaz diye İslamcılardan çok büyük bir kesimi de cihada davet etti. İslamcıların kendi yanlarında cihatları olmadan Büyük Şeytan’ın planlarının gerçekleşmeyeceğinin hesabı yapıldığı için işin içerisine dini hesaplar da sokulmuş oldu. Aynı zamanda Büyük Şeytan kendi yanında yer alan İslamcı kesimin de gücünü test etmiş oluyor.

ABD, bölgede tehlikeye düşen geleceğini kurtarma adına işe Suriye’den başlaması gerektiğinin hesabını yaptığını açıkça ifade ediyor. Aynı zamanda Suriye’den başlattığı mücadeleye bazı İslamcıları da katarak İslami direniş cephesine İslami açıdan da darbe vuracağını hesap etti. İslamcılardan büyük bir bölüm, Büyük Şeytan’la aynı safta mücadele etmede mahsur görmediler. Böylece bölgeye düzenleme çeken istikbar, İslamcıların desteğini almanın rahatlığı içerisindedir.

Büyük Şeytan’ın hesapları her zaman tutmuyor. Görünen o ki bu hesabı da kendi aleyhine sonuçlar doğuracaktır. Suriye üzerinden direnişi bitirmeye çalışan ABD, dünya çapında devrimci bir dalgayla karşı karşıya gelecek. Suriye üzerinden evrensel çapta gelişen ve gelişecek olan devrimci dalganın alacağı şekil konusunda şunlar söylenebilir:

1- Büyük Şeytan ve dostlarının o kadar da güçlü olmadıkları açığa çıkacaktır. Tüm dünyadaki yandaşlarının desteğinin de o kadar işe yaramadığı anlaşılmış olacak. Bu durum Büyük Şeytan cephesinde ciddi olarak psikolojik sarsıntı meydana getirecektir. Bu psikolojik sarsıntıyla “Suriye dostlarının(!)” birbirlerine düşeceklerini göreceğiz. Mesela Katar, büyük çapta harcamalarının karşılığını alamadığı için dostlarıyla arası açılabilir.

2- Büyük Şeytan’la aynı safta duran dünyadaki İslamcı kesimin çöküş süreci hızlanacaktır. Mesela; Türkiye’deki İslamcı kesim, hiçbir zaman düşünen ve temiz vicdan sahiplerine kendilerini affettiremeyeceklerdir. Artık bu İslamcı kesim kahrolsun Amerika ve kahrolsun İsrail diyemeyeceklerdir. Deseler de ağızlarına yakışmayacaktır. Bu kesimler, grup ya da kuruluş olarak varlıklarını sürdürerek İslam’dan bahsetmeleri zor olduğu gibi grup kimliklerini muhafaza ederek bu yanlıştan tövbeleri de olamayacaktır.

Büyük Şeytan’la aynı safta olan bu kesimlerin İslam adına yaptıkları ve yapacakları dini programlar da bu safta oluşun gölgesinden kurtulamayacaktır. Artık tefsir, hadis vb. derslerine Amerikancılık gölgesi düşecektir. Bu bir kara lekedir. Bu lekeden dünyada kurtuluş yolu, içerisinde bulundukları gruplardan ya da kuruluşlardan beri olmaktır. Sizler beri olmazsanız, temiz vicdanlar sizlerden beri olacaklardır. Büyük Şeytan’la aynı safta olanların kendini temize çıkarma şansları yoktur.

ABD ile aynı safta durarak Suriye’deki değişimden yararlanmayı düşünen İslamcılar için belki Amerika’nın artıklarından başkası da yoktur. Bu kesimler, herhalde Suriye’de Büyük Şeytan ve işbirlikçi devletlere rağmen başka beklentileri de yoktur. Zavallı İslamcı yazarlar, eğer Suriye’de büyük şeytanın istediği değişiklik olursa artık kimse sizlerin ne fikrini sorar ne de sizleri adam yerine koyacaktır. Ama şunu da söyleyeyim ki, Büyük Şeytan da hedefine ulaşamayacaktır.

3- Suriye meselesi, dünya çapında İslam’ın doğru anlaşılmasına ve İslam’a yönelişe hizmet edecektir. Artık dünya insanlığı İslam ama hangi İslam sorusunu soracaklardır. Dünya halkları şunu gördü ki tüm Müslümanlar aynı safta ve anlayışta değiller. Bunlardan Amerikan emperyalizmiyle birlikte olanlar olduğu gibi, Amerikan emperyalizmine karşı olanlar da vardır. Hangi İslam sorusunu dünya insanlığına sordurtmak ancak dünyada büyük hadiselerle olabilirdi. Suriye meselesi, bu büyük meselelerdendir. Özellikle İslam dünyasındaki, genelde tüm dünyadaki sol çevrelerin İslam’a yönelişleri artacaktır. Emperyalizme karşı ve özgürlük yanlısı olan dünya halkları, bu mücadelede İslam İnkılâbı ve direniş cephesinin önemini kavramış olacaklardır.

Özgürlük yanlısı ve sömürüye karşı olan solcular, bir zamanlar emperyalizme karşı mücadele bayrağı açan Marksizm’in yanında yer aldılar. Artık bu çevreler dünyadaki sömürüye ve ABD’ye karşı mücadelede adresin Amerika karşısında direnen İslam’ın olduğunu anlayacaklardır. Venezüella devlet başkanı Hugo Chavez’in dediği gibi, dünyadaki tüm devrimcilerin öğretmeni ve rehberi İmam Hamaney’dir. Bunun açığa çıkmasında Suriye üzerinden hesaplaşmanın büyük katkısı olacaktır. Artık emperyalizme karşı olan tüm çevreler açısından kimlerle beraber olacakları belirginleşmiştir.

Dünya insanlığında emperyalizme karşı olan nefret ve mücadele isteği kendini İslam’la ifade edecektir. Tüm dünya devrimcileri açısından İmam Hamaney’in açıklamaları yol gösterici olacaktır. Dünyayı sömürenlere karşı mücadelede, dünya devrimcileri İslam’a ve Rehber Hamaney’e yöneleceklerdir.

4- Hastalıklı İslamcı kesimlerden Müslüman halkların kurtulmasına da vesile olacaktır. Suriye olaylarından dolayı bu kesimler İslam İnkılâbı’na ve direniş cephesine günübirlik saldırılarda bulunuyorlar. Aslında içlerinde olan bu rahatsızlığı Suriye meselesi açığa çıkardı. Onlar her zaman İslam İnkılâbı’na karşı sorunluydular. Suriye, içlerindeki hastalığı açığa çıkardı. Böylece tanınmış oldular. Bu kesimlerin İslam’ın hak cephesine karşı ne kadar cahil ve düşman oldukları da açığa çıktı. Bu çevrelerin ne kadar İslam’a ve dünya olaylarına yabancı olduklarını da herkesin görme imkânı oluştu. Bu hastalıklı kesim, İslam’ın anlaşılmasının önünde engeldiler. Suriye meselesinden dolayı artık bu kesimler de tedavülden kalkacaktır. Yakın zamanda buna şahit olacağız. Belki en hayırlı gelişmelerden biri de bu olacaktır.

5- Dünyadaki Şii Müslümanlar, Suriye üzerinden dünyayı tanıma konusundan siyaset dersi alıyorlar. Özellikle; Türkiye’deki Şii Müslümanlar, Suriye imtihanını başarıyla verdiler. Pratik olaylar üzerinden siyaset dersi almaları geleceğe hazırlık noktasında çok büyük anlam ifade ediyor. Şii Müslümanlar, Amerikan karşıtı tüm halklardan teveccüh topluyorlar. Büyük şeytan, ne yaparsa yapsın Şiileri oyuna getirememektedir. En güzel örnek, Irak’taki durumdur. Irak’ı İşgal eden Amerika, İran’la iyi ilişkiler halinde olan bir Irak’la yüz yüze olmanın rahatsızlığını üzerinden atamamaktadır.

6- Özellikle; Suriye toplumu, direniş cephesiyle yalnızca siyasi bağlamda değil, aynı zamanda ideolojik anlamda da yakınlaşacaktır. Suriye’de akan kanın tüm vebalinin oluşturulmuş Suriye muhalefetini destekleyenler de olduğunu bildikleri için asla onlara iltifat etmeyeceklerdir. Suriye halkı, bu bölgede özgür ve şerefli yaşamanın direnişle dayanışmadan geçtiğini de iyice anlamış bulunuyor. En büyük düşmanlarının isyancıları destekleyenler olduklarının farkındalar. En sağlıklı İslamlaşma, belki de Suriye toplumunda oluşacaktır.

7- Belki başka bir gelişme de dünyada Ehli Beyt mektebine yönelişi beraberinde getirecektir. Dünya müstekbirliğine ve zulme karşı oluşla, Şiilik birlikte anılıyor. Suriye olayı maalesef Sünniliğin Amerikancılık olarak anlaşılıp anılmasına sebep olmuştur. Bu gelişmelerden sonra dünyada Ehli Beyt’e yönelik büyük bir ilginin artacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu aynı zamanda Sünniliğin sorgulanma süreci olacaktır. Büyük şeytan, birçok hesap yaptı. Bu hesaplar tutmayacaktır. Şer güçlerin tuzakları varsa, Allah’ın da kurduğu bir tuzak vardır. Görelim Mevlam neyler, Neylerse güzel eyler.

HÜSEYİN TAŞ