24 Şubat 2013 - 08:47

Cüneyte Özdemir tartışma yaratacak bir yazı daha kaleme aldı: Milyonlarca vatandaşın ibadetlerini yaptığı cemevleri ibadethane olarak görülmüyor. Tartışmayı dinlerken, Neşet Ertaş'ın cenazesinin kaçırılma hikâyesi geldi aklıma.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Neşet Ertaş ın Kırşehir deki cenaze törenine Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da katılmıştı.

Bugün Türkiye’de milyonlarca vatandaşımızın ibadetlerini yerine getirdiği yere resmi olarak ibadethane denilmiyor. Zira resmi görüş Alevi vatandaşlarımızın ibadetlerini yaptıkları cemevlerini ibadethane olarak görmüyor. Kabul etmiyor. İnkâr ediyor. Bu tartışma sırasında, aklıma geçen gün dinlediğim, Neşet Ertaş’ın cenazesinin tuhaf kaçırılma hikâyesi geldi. Bana anlatan kişi bir milletvekiliydi. Neşat Ertaş Hakk’ın rahmetine kavuştuktan sonra cenazesi cemevi değil camiden kaldırılsın diye devletin zirvelerinde dönen telefon trafiğini, çabayı dinlerken dehşete düşmemek mümkün değildi. Peki, diyelim bunu yasaklayan devletin kafasının arkasında tam da birilerinin komplo teorisi olarak sunduğu gibi gizli bir ‘Türkiye’yi Sünnileştirme niyeti’ var. İyi ama bu ülkede Sünni milyonlarca başörtülü kadın da hâlâ kamuda çalışamıyor. O da yasak. O niye yasak? Ben her iki yasağa da karşıyım. Cemevleri ibadethane olsa Alevi vatandaşlarımızın gönlünü kazanmaktan başka ne olur, inanın aklıma bir şey gelmiyor. Kamudaki saçma başörtüsü yasağının devamı hakkında ise artık söyleyecek sözüm yok. Soralım, Allahaşkına ne gerek var!