Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA-Başta, evindeki ayakkabı kutularında 4,5 milyon dolar ele geçirilen dönemin Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan. Evlerinde ve çocuklarının yatak odalarında milyonlarca dolar bulunan dördü bakan ve çocukları. “Paraları sıfırlayamadık babacım” diyen Bilaloğlanların babası. Yüzlerce, binlerce ihaleye fesat karıştırdıkları, yetkiyi suistimal ve görevlerini kötüye kullandıkları için haklarında rapor düzenlenen irili ufaklı yüzlerce bürokrattan söz ediyorum.
Suça göz yummak
Malum, şeriata göre hırsızlık yapanın ve buna göz yumarak ortak olanın eli kesilir! Ama en baş sırayı, şimdi siyasi sorumlu o olduğu için, Başbakan Ahmet Davutoğlu’na ayırıyorum! Şimdilik tam olarak suçlu mu bilmiyoruz, sonra ortaya çıkacak ama suça göz yumarak, sorumluluk sahibi olduğu gün gibi ortada.
Nelere göz yumarak suça ortaklık ettiğini birazdan maddeler halinde sıralayacağım ama önce daha ağır bir eylemi için suçluyorum Başbakanı: Bugün Ortadoğu’yu kan gölüne çeviren etnik ve mezhep savaşlarının temelini oluşturan ayrımcılık tohumlarını saçtığı için.
Çünkü o Başbakan, Hacıbektaş’ta “Yörük Türkmen ve Sünni-Hanefiyim” diyerek alt kimlik ve mezhep vurgusu yaparken, diğer yandan da “Irak’ta Şialarla, Ağrı’da Kürt- Sünnilerle, Tunceli’de Kürt-Alevilerle kardeşiz” diyerek, eşit yurttaşlar arasında insanlık suçuna kadar varacak alt kimlik ve mezhep tohumları serpip aslında ağır bir suç işliyor.
Hırsızı kim sever?
Ezici çoğunluğu Sünni- Hanefi olan milletimizin arkasına saklanarak iktidarının hırsızlıklarını meşrulaştırmaya ya da yok saymaya çalışıyor. Sanki Sünni çoğunluk hırsız sever, onları korurmuş gibi, arkalarına saklanmaya çalışıyor. Oysa, her kimlik ve mezhepten namuslu- vicdanlı insan olduğu gibi, yine her kesimden hırsız da var. Hırsızı kim sever? İnsan olan, kul ve yetim hakkı yenmesini, insan vicdanı kabul eder mi?
“Mezhep ve kimlik komisyoncusu” şimdinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da 12 yıl boyunca her mitinginde kitlelere “Ben sizi Türk-Kürt-Gürcü vs. ya da Alevi-Sünni olduğunuz için değil, sizi, yaradılanı, yaradandan dolayı seviyorum” diyerek seslenmişti.
Belgeli dosyalar
Birçoğu kısmen ortaya çıkmış ama çoğunluğu devletin resmi belgelerinde bu karanlık döneminin hukuk önünde bağımsız mahkemelerde hesabının görüleceği günü bekleyen dosyalarda belgeli yüzlerce rüşvet, yolsuzluk, görevi kötüye kullanma ve suistimal var. Bunlar sistemi çürütüyor, milletimizin gözleri önünde “devletin-milletin malı deniz, yemeyen domuz” anlayışıyla talan ediliyor.
Yolsuzluk dalgası
Dördüncü yılına girdiğim KİT Komisyonu üyeliğimde Sayıştay’ın inceleme ve soruşturmasına takılmış, resmi belgelere girmiş, yolsuzluk, suistimal ve görevi kötüye kullanmaya ilişkin öyle çok dosya ve olaylarla karşılaştım ve bunları kamuoyuyla paylaştım ki! Her birinde “Aman Allahım bu kadar mı zıvanadan çıkmışlar, gözlerini karartmışlar?” dediğim olaylardan ancak birkaç tanesi yazabilmek çin yerim var. Her KİT’te yaşanan yüzlerce hukuk tanımaz olaydan sadece birer örnekle sesleniyorum vicdanlara.
ÇAY-KUR
Çay-Kur Genel Müdürü tam üç yıldan bu yana 399 sayılı KHK’nin 15. Maddesi'ne aykırı olarak dört koltukta birden oturuyor. Açıkça suç işliyor. Sayıştay da suç duyurusunda bulunmayarak suç işliyor. AKP’lilerin parmakları hukuku çiğnemek için kalkıyor. Kurum faaliyet zararı ederken, kuruma paralel kurulan şirketlere kaynak aktarılarak ÇAY-KUR zarara uğratılıyor.
Taşkömürü Kurumu
Taşkömürü Kurumu, Çalışma Bakanlığı müfettişlerinin kapattığı ocaklarda kaçak olarak üretilen kömürleri alarak hem suç işliyor hem de kaçak üretimi teşvik ederek faciaya davetiye çıkarıyor.
TOKİ
Yoksul ve dar gelirlilere konut sağlamak için kurulan TOKİ, eşit davranması gerekirken CHP’li belediyelerde yaşayan dar gelirli ve yoksullara konut yapmıyor. Buna karşın belli şehirlerde yoğunlaştırdığı konut yapımı ile AKP’ye seçmen yaratıyor. Onlarca örnek var.
TEDAŞ
TEDAŞ ve bağlı enerji dağıtım şirketleri, özelleştirme ihaleleri ile AKP’li işadamlarına kasalarında paralarla devredildi. Mücadelemiz sonucu, buna neden olan ihale şartnamelerini değiştirttik ve kasalarda bırakılan paraların geri alınması için de mücadele başlattık. Yaklaşık 40 milyon lirayı geri ödettik. Devletin bu iş adamlarından daha 80 milyon alacağı var.
İller Bankası
İller Bankası ihalelerine koyduğu ve iş ile hiçbir ilgisi olmayan maddelere dayanarak adeta rüşvetle araç filosu kurmuş. Bu araçların her türlü masrafı müteahhitler tarafından karşılanmış.
TRT
TRT’de, mal ve hizmet alımı için tam 34 bin dolayında şirket var iken, neredeyse bütün ihaleleri sadece 11 şirket kazanmış. Bu şirketlerin ortakları da aynı kişiler. Ne kadar tesadüf değil mi?
Sayıştay
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, kendine bağlı enerji KİT’lerine bir genelge göndererek Sayıştay’ın denetimleri sırasında istenilen soruşturma ve teftiş taleplerinin yerine getirilmemesini isteyerek açıkça suç işledi. Sayıştay’ın kuruluş, görev ve yetkilerine göre bu talep, ilgili kurum tarafından derhal yerine getirilmek zorunda. Ama Bakanın bürokratları suça teşvik eden bu yazısı orta yerde dururken, Sayıştay hiçbir işlem yapmadı.
Halkbank
“Oradan 2 milyon lira göndersene” diyen bir gazete yöneticisine para gönderen, evindeki ayakkabı kutusunda 4,5 milyon dolar yakalanan Süleyman Aslan’ın yaptığı işleri öğrenmek isteyen KİT üyelerine, Halkbank, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) ilgili maddesine dayanarak “Sır kapsamındadır” diyerek yanıt vermedi. TBMM adına denetim görevi yapan KİT Komisyonu’nun belgelere ulaşımı engelleniyor.
DHMİ
KİT Komisyonu olarak tam üç yıldan bu yana burada yapılan ihalelerin usulsüzlüğüne dikkat çektik ama her defasında AKP’nin oyları ile engellendik. Ama şimdi bir savcı çıktı, tam 24 yönetici hakkında, 27 ayrı suç iddiasıyla dava açtı.
Artık gizlenemez halde
Hükümet yöneticisi, bürokratları ve yandaş işadamları ile birlikte yüzlerce, binlerce yolsuzluk olayıyla iç içe geçmiş zincirin halkası büyüyor, AKP iktidarı bu girdabın dibinde debelenip duruyor.
Devlet kurumları olan KİT’lerin denetimlerinde ortaya çıkan yolsuzluk ve usulsüzlükler, artık gizlenemez hale geldi ve AKP toplantıları toptan erteledi. Komisyon Başkanı Hasan Fehmi Kınay, komisyon üyelerine yani bizlere gönderdiği yazıyla, 26 Kasım’da yapılması gereken toplantıyı genel kurul çalışmalarının yoğunluğu nedeniyle 17 Aralık'a kadar ertelediğini duyurdu. İstiyor ki, yolsuzluklardan ve çalınanlardan milletin haberi olmasın.
Milletin muhasebecisi olan Sayıştay’ı da kuşattılar ve denetçilerin raporlarının dahi devletin belgelerinde yer almasına dahi tahammül edemiyorlar.
Sonuç
Ama bilinsin ki, bu kirli düzeni yıkacağız. AKP’nin her biri belgeli yüzlerce yolsuzluk dosyasını yılmadan usanmadan milletimize anlatacağız ve önce milletin temiz vicdanlarında mahkûm olacaklar, sonra da sandıkta yenilecekler.