17 Haziran 2017 - 22:02
İhvan'da ısrar ve Katar Krizi

Ankara, Tahran ikilisine Kahire’nin de katılması başta Suriye olmak üzere bölgeyi emperyalist işgallere karşı koruyacak bir kalkan olacaktır.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Onur Sinan Güzaltan, Türkiye'nin Müslüman Kardeşler politikasıyla ilişkili olarak, Mısır'ın Katar krizindeki aktif tutumunu mercek altına aldı

İhvan örgütüne karşı takınılan tavır, krizin anahtarıdır. Ankara, Tahran ikilisine Kahire’nin de katılması başta Suriye olmak üzere bölgeyi emperyalist işgallere karşı koruyacak bir kalkan olacaktır...

Mısır Devlet Başkanı El-Sisi , Katar’a uygulanan ambargonun Türkiye’ye de uygulanması yönünde bir açıklama yapmış.

Elbette, ayakları Anadolu topraklarına basan herkesin kınaması gereken bir açıklama.

Fakat bu açıklamayı kınarken, El-Sisi’ye bu açıklamayı yaptıran sebepleri de incelemekte yarar var.

İDEOLOJİK ISRAR

3 Temmuz 2013’de Mısır’da, İhvan iktidarı devrildi. İhvan’ın devriliş sürecinin devrim mi yoksa darbe mi olarak adlandırılması gerektiği konusunda ki tartışmalar halen devam ediyor.

Tartışmaya ışık tutması açısından, 3 Temmuz sürecinde, 90 milyon nüfusa sahip Mısır’da yaklaşık 30 milyon vatandaşın, İhvan’ın toplumu kutuplaştıran siyasetlerine karşı sokaklara çıktığını belirtmek gerekiyor.

Kadınları toplumdan dışlayan siyasetler, nüfusun %10’nu oluşturan Kıpti’lere (Hristiyanlar) sadece gayrimüslim oluşlarından dolayı cizyeye benzer ayrı bir vergi getirme çabaları ve muhalefete karşı uygulanan sert baskı politikaları Mısırlıları, İhvan’a karşı sokağa döken nedenlerden bazıları.

Maalesef, AKP iktidarı bu süreçte ideolojik saiklerle hareket etti. İhvan’ın devrilişi sonrası ortaya çıkan yeni duruma yönelik politikalar izlemek yerine, lider kadrosu hapiste, militanları yer altına çekilmiş bu örgütü desteklemeye devam etti.

Bu noktada, AKP’nin İhvan ısrarı altında yatan nedenlerden bir tanesi de, Batılı devletlerin İhvan’ı deviren El-Sisi’ye karşı başlangıçta izlediği soğuk politikalardı. El-Sisi iktidarının ambargo altında uzun süre devam edebileceğini veya Batı’nın siyaset değiştirebileceğini hesaplayamadılar.

Yanılgının bedeli ağır oldu; Arap dünyasının kalbi olarak isimlendirilen Mısır’la bütün siyasi ilişkilerimiz koptu. Dolayısı ile bölgedeki hareket alanımız kısıtlandı.

YARATICI ANARŞİ

Katar krizinde de Türkiye ve Mısır farklı cephelerde yer aldılar.
Türkiye, ekonomik nedenlerden ötürü Körfez’de yaşanan krizde Katar’dan yana bir tavır sergiledi.

Diğer tarafta Mısır, hem ekonomik (Suudi Arabistan’ın maddi yardımları) hem de milli güvenlik nedenleri ile Katar karşıtı cephede yer aldı. Katar’ın, Müslüman Kardeşler mensuplarını topraklarında barındırdığı ve bu örgüte destek vermeye devam etmesi, Kahire yönetimini, ABD ve Suudların oluşturduğu cepheye itti.

Resme uzaktan baktığımızda görünen şu ki; ABD, bölge ülkelerini birbirine karşı kullanmaya devam ediyor.

Bush’un Dışişleri Bakanı Condelliza Rice döneminde, ülkelerde iç karışıklıklar yaratmak amacı ile kullanılan “Creative Anarchy” adlı doktrin şimdilerde bölge ülkeleri arasında uygulanır oldu.

Türkçeye Yaratıcı Anarşi olarak çevirebileceğimiz bu doktrin, yakın güce sahip birbirlerine muhalif grupların ABD tarafından desteklenmesini ve iki kuvvetten hiç birinin tamamı ile kazanmasına izin verilmeden, kuvvetler arası devamlı bir çatışma ortamının sağlanmasını içeriyor.

Bu yolla, söz konusu ülkede devamlı bir istikrarsızlık hali yaratılıyor.

Irak, Libya ve Suriye’nin içinde uygulanan bu senaryo, şimdi bölgesel kuvvetleri birbirine düşürmek adına kullanılıyor.

Katar krizinden çıkan sonuç açıktır, ABD, bölge ülkeleri arasında İhvan’a verilen desteği kullanarak bir yangını körüklemektedir.

İhvan örgütüne karşı takınılan tavır, krizin anahtarıdır.

İhvan’a verilen desteğin kesilmesi, Türkiye ve Mısır arasındaki krizi sonlandıracaktır.

Türkiye ve Mısır’ın işbirliği, Körfez’deki durumu da değiştirecektir.

Bölgenin diğer önemli ülkesi İran’la, Türkiye arasında son dönemde sıcak ilişkiler mevcut.

Ankara, Tahran ikilisine Kahire’nin de katılması başta Suriye olmak üzere bölgeyi emperyalist işgallere karşı koruyacak bir kalkan olacaktır.

İhvan ısrarından vazgeçip, milli ve bölgesel çıkarlara yönelik siyasetler önümüzdeki dönemin vazgeçilmezidir.

Onur Sinan Güzaltan

Ekler