Tanınmış Amerikalı teorisyen Mearsheimer, ABD'nin İran'a karşı savaşını kaybettiğini ve kazananın İran olduğunu açıkça itiraf etti. Mearsheimer'ın bu değerlendirmesi, Trump'ın "maksimum baskı" ve Netanyahu'nun savaş çığırtkanlığının tamamen çöktüğünü belgeliyor. Batılı bir akademisyenin bu itirafı, İran'ın direnişi sayesinde emperyalist planların nasıl boşa çıktığının en çarpıcı kanıtı olarak kayıtlara geçiyor.
ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı 40 günlük savaşın ardından tanınmış Amerikalı siyaset bilimci John Mearsheimer, açık bir itirafta bulunarak “Bu savaşı kaybettik, İran’a imtiyaz vermeliyiz” dedi. Mearsheimer, İran’ın Hürmüz Boğazı ile füze ve İHA gücünden asla vazgeçmeyeceğini, ABD’nin ise artık Tahran’ın kırmızı çizgilerini tanımak zorunda olduğunu vurguladı.
Chicago Üniversitesi’nden profesör ve önde gelen uluslararası ilişkiler teorisyeni John Mearsheimer, İran’ın neredeyse tüm kazanan kartları elinde tuttuğunu ve çok güçlü bir konumda olduğunu söyledi. Hürmüz Boğazı’nı kapatarak küresel ekonomiyi felç edebileceğini belirten Mearsheimer, Trump’ın gerilimi tırmanma şansının olmadığını ve tek çıkış yolunun yenilgiyi kabul etmek olduğunu vurguladı.
Amerikalı ünlü akademisyen John Mearsheimer, ABD'nin 1971-2022 yılları arasında 38 milyon insanın ölümüne yol açtığını, günümüzde ise İran, Venezuela ve Küba'ya yönelik ambargolarla halkları açlığa mahkum ettiğini söyledi. Mearsheimer, İsrail lobisinin ABD dış politikasını ele geçirdiğini ve hiçbir başkanın buna karşı çıkamadığını belirterek, bu lobinin yıllardır sürdürdüğü "İsrail iyidir, Araplar kötüdür" propagandasının Gazze'deki soykırımla birlikte tamamen çöktüğünü ifade etti.
Uluslararası ilişkiler alanının önde gelen isimlerinden John Mearsheimer’a göre ABD, küresel rakipler nedeniyle değil; emperyal kibir, diplomatik yetersizlik ve hukuk tanımaz politikalar yüzünden içeriden çöküyor. Askeri zorbalık, ekonomik güç kaybı ve müttefiklerle yaşanan derin güven krizi, Amerikan hegemonyasının sonunu hızlandırırken dünyayı çok kutuplu ve istikrarsız bir döneme sürüklüyor.
Chicago Üniversitesi’nden Profesör John Mearsheimer, Soğuk Savaş sonrası dönemde ABD dış politikasının geleneksel güç dengesi stratejisini terk ederek "liberal hegemonya"