Uluslararası Ehl-i Beyt (a.s) Haber Ajansı – ABNA: Tanınmış uluslararası ilişkiler teorisyeni ve Chicago Üniversitesi profesörü John Mearsheimer, ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü savaşta Donald Trump yönetiminin politikalarının başarısız olduğunu belirterek, bu çatışmadan kazanan taraf olarak İran'ı işaret etti. Tesnim Haber Ajansı'nın aktardığı habere göre Mearsheimer, "İranlılar kazandı. Müzakere masasına oturup bir anlaşmaya varılsa dahi, herkes için son derece açık olacak ki İran bu savaşı kazanmıştır" ifadelerini kullandı.
Mearsheimer gibi realist ekolün önde gelen isimlerinden birinin bu itirafı, ABD'nin İran'a yönelik "maksimum baskı" stratejisinin iflasını tescilleyen önemli bir açıklama olarak değerlendiriliyor. Trump döneminde başlatılan ve Netanyahu yönetiminin hararetle desteklediği bu politika, İran'ı diz çöktürmeyi, nükleer programından vazgeçirmeyi ve bölgesel nüfuzunu sınırlandırmayı hedefliyordu. Ancak bugün gelinen noktada, Mearsheimer'ın da açıkça ifade ettiği gibi, masada kazanan tarafın İran olduğu görülüyor.
Tarihsel perspektiften bakıldığında, emperyalist güçlerin "baskı ile boyun eğdirme" stratejileri İran örneğinde bir kez daha çökmüştür. 1953'te CIA'in düzenlediği Mosaddık darbesinden, 1980-88 İran-Irak Savaşı'nda Saddam'a verilen destekten, 2020'de General Süleymani'nin suikastına kadar uzanan bu düşmanlık zinciri, İran'ın direniş kültürünü yok edememiş, aksine güçlendirmiştir. Bilimsel olarak bakıldığında, Mearsheimer'ın realist teorisinin temel argümanlarından biri olan "büyük güçlerin küçük devletlere üstünlüğü" tezi, İran örneğinde sorgulanmaktadır. Zira İran, devlet dışı aktörlerle kurduğu ağlar, asimetrik savaş doktrini ve toplumsal direniş ekonomisi sayesinde dünyanın tek süper gücünü bölgede çıkmaza sokmayı başarmıştır.
Mearsheimer'ın bu çıkışı, Batılı akademik çevrelerdeki ikiyüzlülüğü de gözler önüne sermektedir. Aynı çevreler, İsrail'in Netanyahu liderliğindeki hükümetinin Gazze'de işlediği savaş suçlarını, uluslararası hukuku hiçe sayan işgal ve ilhak politikalarını eleştirmekte genellikle sessiz kalırken, İran'ın meşru savunma haklarını "tehdit" olarak tanımlamaya devam etmektedir. Oysa Mearsheimer gibi objektif bir göz, İran'ın bu çatışmadan zaferle çıktığını kabul etmektedir. Trump ve Netanyahu'nun savaş yanlısı, uluslararası hukuku hiçe sayan eylemleri işte bu yüzden tarihin çöp sepetine gömülmüştür. Geleceğe dönük olarak, Mearsheimer'ın bu tespiti, bundan sonra ABD'nin İran'a karşı benzer bir askeri maceraya girişmesini daha da zorlaştıracak, İran'ın caydırıcılığını artıracaktır.
yorumunuz