Hizbullah milletvekili Hüseyin el-Hac Hasan, Lübnan hükümetini İran'ın ateşkes talebini reddetmekle ve düşmana "bedava tavizler" vermekle suçladı. Lübnan'ın Washington büyükelçisinin İsrail mevkidaşına gülümsemesini "utanç verici" bulan Hasan, hükümetin tüm derdinin direnişi yok etmek olduğunu öne sürdü. İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatma hamlesiyle batı yanlısı partilerin suikast girişimlerini boşa çıkardığı belirtilirken, Lübnan hükümetinin ABD vesayetin
Lübnanlı milletvekili İyab Hamade, İsrail’in Lübnan saldırılarının sahadaki yenilgilerini gizlemek için olduğunu söyledi. Siyonistlerle oturup kalkan herkesin onlardan sayılacağını belirten Hamade, düşmanın vermek için değil almak için müzakere ettiğini, direnişin gücü olmadan İsrail’in hiçbir şey vermeyeceğini vurguladı.
Lübnan Parlamentosu "Vefa'ya Sadakat" fraksiyonu üyesi ve Hizbullah üst düzey yetkilisi Emin Şeri, eski ABD büyükelçisinin bir Arap büyükelçiye "Hizbullah'ın elindeki tüm silahların silahsızlandırıldıktan veya dışarıya satıldıktan sonra yok edilmesi" talimatı verdiğini ifşa etti. Şeri, Lübnan'ın İbrahim Anlaşmaları'na katılma kararının sadece halka ait olduğunu vurgulayarak, İsrail'e yakınlaşmanın "Büyük İsrail" projesiyle Lübnan'ın varlığını tehdit edeceğini belirtti. Hizbullah Dış İlişkiler Sorumlusu Ammar el-Musavi'nin Suudi Arabistan'a gizli ziyareti iddiasını yalanladı.
Hizbullah milletvekilleri Muhammed Raad ve Hüseyin Hac Hasan, ABD ve İsrail’in Lübnan ile bölgeye yönelik planlarını “yıkıcı komplo” olarak nitelendirerek sert şekilde eleştirdi. Raad, direnişin hiçbir koşulda teslim olmayacağını vurgularken, Hüseyin Hac Hasan da ABD temsilcisinin açıklamalarına karşı Lübnan hükümetinin güçlü bir yanıt vermesi gerektiğini belirtti.
Hizbullah, ABD ve işgalci İsrail’in Lübnan üzerindeki müdahalelerine karşı sert tepki gösterdi. Direniş temsilcisi Hasan İzzettin, silahların halkın korunması için kutsal olduğunu, Lübnan hükümetinin ise İsrail işgaline karşı kararlı adımlar atması gerektiğini vurguladı.
Lübnan Parlamentosu’ndaki Direniş Bloku Başkanı Muhammed Rad, Hizbullah’ın son savaşta ülke ve orduyu yok edebilecek büyüklükte bir saldırıyla karşı karşıya kaldığını, ancak hızla toparlanarak gücünü koruduğunu söyledi. Raad, Filistin’e desteğin stratejik ve insani bir karar olduğunu vurgularken, siyonist ordunun yalnızca ABD desteğiyle ayakta duran “katil bir güç” olduğunu belirtti.