24 Mayıs 2015 - 11:46
Kalemun'da Direnişin fırtınası

Şam yakınlarında (Suriye ve Lübnan sınırında) Kalemun cephesinde bugünlerde önemli gelişmeler yaşanıyor. Bazı medya kuruluşları bunu ‘savaşın kaderini belirleyen’ operasyonlar olarak nitelelendirirken, Batı ve Siyonist medyası bunu ‘ölüm, kalım’ savaşı olarak adlandırıyor.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Keyhan gazetesinin yayınladığı siyasi bir analizde, Siyonist rejime yakınlığyla bilinen ‘Debka’ siyonist haber ajansının Kalemun’da yaşanılan gelişmeleri şöyle analiz ettiğini yazıyor: ’’ Bu savaş herkesi şaşkınlığa uğrattı, bu savaşta zafer elde eden taraf bölgede çok ciddi kazanımlar elde edecektir. Özellikle Hizbullah genel sekreteri Kalemun’da kesinlikle silahlı örgütlere karşı zafer elde edeceklerini vurguluyor. Şu an,  zaman ve mekan faktörleri belirlenmemiş olsada kısa bir sürede oranın özgürleşmesi söz konusu. ‘’

Seyyid Hasan Nasrullah Kalemun savaşı üzerine yaptığı son konuşmasında savaşın başlangıç saatini karların eridiği vakitte olacağını söyledi. Nasrullah, direnişin ve Suriye ordusunun düşmanların ve teröristlerin hamilerinin bütün komplo ve planlarını suya düşüreceklerine de vurgu yaptı.

Hizbullah genel sekreteri konuşmasında Kalemun savaşının ayrıntılarını açıkladı ve Direniş güçleri ile Suriye ordusunun ortak operasyon sonucunda Kalemun bölgesinin 300 kilometrelik bir alanının özgürleştirildiği haberini duyurdu. Nasrullah, Direnişin siyonistleri mağlup ettiği gibi tekfiri teröristleri de mağlubiyete uğratacağına dikkat çekti. ‘Halkın birliği, Suriye ordusu ve Hizbullah güçleri, saldırganları ve cani teröristleri bir daha devleti çökertmeyi hayal edemeyecekleri bir şekilde cezalandıracaklar’ ifade edildi.

Nasrullah konuşmasında Amerika desteğiyle yürütülen Suud, Türk ve Katar algı savaşının başarsız kaldığını bildirdi: Bu algı savaşında İdlib ve Cisr eş-Şugur şehirlerinin düşmesiyle Beşar Esad’ın devletininin de son bulacağı dillendiriliyordu. Nasrullah bunun aksinin doğruluğunu ortaya koyarak, bir yerde halkın güçlü bir iradesi söz konusu olduğunda en gelişmiş ordular, ileri silahlar ve donanmış askerler bile etksiz kalıp düşmanın komplolarının suya düşeceğini söyledi.

Suriye düşmanları, bu süre içersinde hasta kalplerinde biriktikleri ne vardıysa Suriye halkı üzerinde uygulayıp Suriye devletini kiraladıkları teröristlerle çökertmek istediler.

Daiş teröristlerine karşı savaş adı altında Suriye’nin mazlum ve savunmasız halkını toplu şekilde katl etme, bu ülkenin alt yapılarını imha etme, petrol zenginliğini yağmalama, yerleşim yerlerini bombalama, binlerce Suriyeliyi evsiz bırakma ... gibi uygulamalar Suriyedeki teröristlere arka çıkanlar tarafından bu halka reva görüldü. Ama onların tüm planları ve hayalleri yenilgiyle sonlandı ve Batı devletlerinin önceden belirledikleri senaryolar bütünüyle suya düştü.

Kalemın fırtınası

Suriye ve Lübnan sınırında yer alan Kalemun bölgesi stratejik bir üçgeni teşkil ediyor; bu üçgenin yanları Şam’ı, Hums’u ve Lübnan sınırını birbirine bağlıyor. Bu bölgenin düşüşüyle Lübnan sınırı her zaman kapanacak ve teröristlere maddi ve lojestik yardımları kavuşturan bir yol kalmayacaktır. Bölgenin Lübnan sınırlarından Şam’ın uluslar arası yollarına kadar ordan da Humus’a giden yolun engebeli ve zor geçitli olmasına rağmen Suriye ordusu ve Hizbullah bu ciddi stratejik önem taşıyan bölgede önemli zaferler elde ettiler.

Suriye ordusu ve Hizbullah son günlerde Kalemun bölgesini Batı ve Doğu cepheleri tarafından kuşatıp teröristleri sıkıştırdılar.

Hizbullah ve Suriye ordusunun ele geçirdiği en önemli bölgelerin başında staretjik önem taşıyan ‘ Esal el-Verd’, ‘ El-Cubbe’, ‘Tele Musa’ ve El-Selaceh tepeleri gelmektedir. Bu ele geçirilen yerler Kalemun stratejik bölgesinin yüzde seksenini oluştutuyor. Bölgenin dağlı ve engebeli olmasını göz önünüe aldığımızda bu yükseklikleri elde tutanın savaşın kaderini tayin edenin de olacağı anlaşılır.

Hizbullah ve Suriye ordusu savaştıkları teröristlerin Amerikalı, Katarlı, Türk ve İsrailli komutanlar tarafından eğitildiklerini ve gelişmiş silahlar ile donatıldıkların biliyorlar, yine de Türkiye topraklarında eğitim görüp Suriye’ye geçiş yapan ve sonra Cisr eş-Şugur varan  bu profesyonel  teröristler Suriye ordusu ve Hizbullah güçleriyle karşılaştıklarında öyle bir korkuya yakalanıyor ve kendilerini kaybediyolar ki ölülerini ve yaralılarını yanlarına almadan meydanı bırakıp rezilce Suriye sınırlarının ötesine kaçıyorlar.

Bu terör örgütlerinin bir çoğu da yenilgiyi bir diğerinin üzerine atıp kendi aralarında çatışmanın çıkmasına ve yüzlercesinin ölümesine yol açıyorlar.

Geçen yıl teröristler ağır silahlarıyla birlikte Kalemunu bırakıp Suriyenin başka yerlerine yerleşmeyi talep ettiler, buna karşılık Şam devleti katii bir şekilde bu isteği ret edip onların en ufak ve şahsi bir silahı bile yanlarına alamayacağını bildirdi.

Bundan dolayı teröristleirn önünde iki seçenek kalıyor: ya ölüm ya da El-Beric Mehin bölgesine kaçış ki bu bölge de giderek Suriye ordusunun kontrolüne geçiyor böylece teöristleri orda da ölüm bekleyecek.

Kalemun fırtınasının esmesi iki haftayı aştı ve ardından tekfiri teröristleri destekleyenlerin teröristleri kurtarma için gürlütü ve feryadları bu büyük fırtınaın sonuçlarını görebildiklerindendir.

Bukalmeun savaşlarında sadece Nusra Cephesi ağır askeri yenilgilere uğramadı bu savaşın sonucunda onları destekleyen bölge ve bölge ötesi güçler Suriye krizinde askeri bir çözümün mümkün olmadığını anlayıp en gelişmiş askeri silahlarla bile Suriye devletine diz çöktüremeyeceklerini görüyorlar.

Bölgenin sisyasi analistleri, Suriye  ordusu ve İslami direnişin Kalemun zaferiyle çok büyük siyasi ve askeri kazanımlar elde ettiğini düşünüyorlar, buna karşı İsrail maşası tekfiri teröristleri kullanmayla  Suriye düşmanları bir yere varamayacakları ayandır.

Kalemun zaferinin sonuçları

Kalemun savaşında tekfiri teröristlerin aldığı ağır yenilgi, İslami Direnişin bölgedeki gücünü bir daha kanıtlamış oldu. Direniş güçleri yüksek bir inançla ve çetin bir iradeyle en az kayıpla ve  sınırlı imkan ve donanımla eğitimli ve profesyonel teröristlere karşılık verebildikelrini gözler önüne serdi.

Bir diğer husus terörist grupların bu yenilgiden sonra birbirlerini suçlamaları ve aralarında yaşanılan ciddi kavga ve karşılıklı öldürme durumudur.

başta İsrail tarafından en iyi idrak edilen bu zaferin bir diğer boyutu ise direniş güçlerinin bu savaşta tüm askeri birimlerinin uyum içersinde hareket etmelerinin yanında konvansiyonel ve partizan savaş taktikelrinin bir arada kullanmasıdır. Hizbullah bu taktikle defalarca çatıştıkları Siyonist rejime diz çöktürmüştür.

Ortadoğu, savaşlarda klasik orduların partizan savaş taktiğine yenildiğine sürekli şahit olmuştur. Direniş de partizan savaş taktiğiyle baştan ayağa donanmış Siyonist ordusunu yenilgiye uğratmada zorluk yaşamıyor.

Şimdi Tele Musa tepelerinde Hizbullah’ın bayarağı dalgalanıyor ve bu Bayrak Tel Aviv’den de görünüyor.

Lübnan’ın El-Sefir gazetesi Kalemun zaferinin sonuçlarını şöyle özetliyor: ’’Tekfiri teröristleri kovma ve Lübnan sınırndaki köyleri koruma.

Ayrıca Lübnan’ın Bekaa vadisini hedef alabilecek füze saldırılarının etkisizleştirmesi, Lübnan’ın Ersal yükseklikleri kontrol altına alınması, Beyrut-Şam stratejik yolu üzerinden her hangi bir tehlikeli saldırıya karşı önlem alınması, Kalemun bölgesinden Şam’ı ve çevresini tehdit eden saldırılara son verilmesi bu zaferin sonuçlarındandır.

El-Sefir Kalemun savaşının Arabistan için de bir mesaj taşıdığını yazdı. Çünkü Arabistan ve Batılı dostları Suriye devletinin çökmesiyle ve Yemen’e saldırıp Husileri devirmeyle bölgede Şiilerin gücüne son verebilecekelrini ve ardından bölgenin bütün ülkelerine uğursuz sultalarını kuracakların düşünüyorlardı. Buna karşı Suriye ordusu ve Direniş güçleri bu savaşla yabancıların ve saldırganların planlarını boşa çıkardı. Bu savaşın etkileri yakın bir zamanda Suriye’de ve bölgesel denklemlerde kendini gösterecektir.

Çev: Emir Sina