6 Eylül 2015 - 06:11
Arap NATO’sunun ‘‘Umuda Dönüş’’ Operasyonu Kâbusu Dönüştü

Obama ile Suud'un zalim kralı Salman'ın görüşmesi sırasında Beyaz Saray önünde Suudi rejimi aleyhinde düzenlenen geniş çaplı gösterilerde tanık olduk.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA-Suudi rejimi ve yandaş gereci Arap yönetimlerinin Yemen'e yönelik askeri tecavüzleri üzerinden 5 aylık bir zamanın geçtiği bir ortamda, Yemen ordusu ve halk direniş güçleri tarafından sergilenen mücadele Suudi rejimi ve koalisyon ortakları için bir kâbusa dönmüş bulunmaktadır.

Yemen'in Ma'rib vilayetinde Yemen güçleri tarafından Suudi rejimi ve ortaklarına yönelik düzenlenen saldırıda, Arabistan, BAE ve Bahreyn'e ait en az 50 asker öldürülmüştür. Yemen halk direniş güçlerinin bu saldırısının şimdiye kadar koalisyon güçlerine verdirilen en ağır ve ölümcül darbe olduğu açıklanmıştır.

Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) resmi haber ajansı WAM, Ma'rib vilayetindeki ordu deposuna düzenlenen saldırıda yaralanan 23 askerin daha yaşamını yitirdiğini duyurdu. Haberde, saldırıda hayatını kaybeden BAE askerlerinin sayısının 45'e yükseldiği kaydedildi.

BAE Silahlı Kuvvetler Genel Komutanlığı, Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon tarafından gerçekleştirilen 'Umuda Dönüş' operasyonuna katılan 22 askerin öldüğünü açıklamıştı. Bu ölümcül saldırı ardından BAE yönetimi tarafından bu ülkede 3 günlük genel yas ilan edildi. Bu saldırıda Arabistan ve Bahreyn güçlerinden de en az 10 kişinin öldüğü açıklanmıştır.

Bahreyn öyle bir ortamda 45 askeri için 3 gün genel yas ilan etmiştir ki Suudi rejimi ve ortaklarının Yemen'e hava saldırısı başlattıkları Mart ayından şimdiye kadar bu ülkede savunmasız sivil halktan yaklaşık 11 bin kişi hayatını kaybetmiş veya yaralanmış bulunmaktadır.

Arabistan, BAE ve Bahreyn 26 Mart tarihinde sözde firari müstafi Yemen cumhurbaşkanı Mansur Hadi'yi iktidara geri getirtmek amacıyla Yemen'e hava saldırıları başlatmış ve bu ülke şehirlerine yönelik düzenledikleri ağır bombardımanlar neticesinde savunmasız sivil halktan birçoğunu kana bulamış, ülkenin alt tesislerini yerle bir etmiş ve sayısız yerleşim bölgesini tahrip ederek on binlerce insanı evsiz barksız bırakmıştır.

Ancak tüm bunlara rağmen Yemen ordusu ve direniş güçleri, tüm imkânsızlıklara rağmen, tepeden tırnağa modern silahlar ve uçaklarla donatılan koalisyon ülkelerin güçleri karşısında kendilerinden beklenmedik üstün bir direniş sergileyerek, kendi vatanlarını saldırganların tecavüzleri karşısında kanlarının son damlasına kadar savunma azminde olduklarını ispat etmiş ve bu yolda gösterdikleri dirayetle şimdiye kadar düşman ve saldırganların başarılı olması şansını suya düşürmüşlerdir. Nitekim Yemen direniş güçlerinin Ma'rib vilayetinde bulunan Safir bölgesinde düşmana vurdukları son ağır darbe bu dirayetin bir göstergesidir.

Arabistan, Yemen'e tecavüzün ta başından itibaren Yemen halkı aleyhinde sayısız cinayetler işleyerek, bu ülke, bölge halkları ve dünya toplumlarının sert hışmına sebep olmuştur. Öyle ki dünyanın muhtelif ülkelerinde hemen hemen her gün Suudi rejimi cinayetleri aleyhinde düzenlenen gösteriler Suudi rejimini çok zor durumda bırakmıştır. Bu gösterilerin en son örneğini ise Beyaz Saray'da Obama ile Suud'un zalim kralı Salman'ın görüşmesi sırasında Beyaz Saray önünde Suudi rejimi aleyhinde düzenlenen geniş çaplı gösterilerde tanık olduk.

Nitekim uzmanlar, böyle bir ortamda Suudi rejiminin bir takım yandaş güçlerin desteğiyle de Riyad ve Cenevre oturumu gibi bir takım uluslar arası oturumlar tertipleyerek, kendini haysiyetli bir şekilde Yemen bataklığından kurtarmaya çalıştığını belirtiyorlar. Fakat şurası bir gerçektir ki Arabistan artık çırpındıkça daha da batmakta ve her haliyle Yemen olayının tek kaybeden tarafıdır ve Arabistan'ın savunmasız fakir Yemen halkına yönelik işlediği cinayetlerini ört bas etmek elbette ki sonuç vermeyecek ve Suudi rejimi bu cinayetlerinin cezasını er geç çekecektir.