Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA - Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah, dün Salı günü yaptığı konuşmasında Lübnan, bölge ve Arabistan’ın son Lübnan karşıtı tutumları hakkında önemli konulara değindi.
Hizbullah Genel Sekreteri şunları söyledi: Arabistan’ın Lübnan ordusuna yaptığı mali yardımları kesmesinden sonra, ülkede ve bölgede, Arabistan ve bazı körfez ülkeleri ve aynı zamanda Lübnanlı bazı siyasi hareketler tarafından siyasi saldırılara ve geniş bir propagandaya şahit olmaktayız.
Lübnan Hizbullahı, bu hareketlere karşı herhangi bir tepkide bulunmadı; ama bu konu, Lübnan’ın siyasi ve medyatik bir buhrana girmesine ve endişelerin oluşmasına neden oldu.
Hizbullah Genel Sekreteri konuşmasına şöyle devam etti: Hizbullah aleyhine yapılan siyasi saldırılar ve medyatik propagandalar yeni bir çatışma ve uyuşmazlık ortamı oluşturmuştur.
Seyyid Hasan Nasrullah, kendisi ve Hizbullah aleyhine bazı oluşumlar tarafından birçok karalama propagandası yapıldığına işaret ederek, Arabistan’ın yeni bir psikolojik savaş başlattığını açıkladı.
Seyyid Hasan Nasrullah, son günlerde Lübnan’ın siyası arenasında oluşan karmaşanın Arabistan tarafından şiddetlendirildiğine işaret ederek, tanınmayan bazı siyasi oluşumlar tarafından yapılan konuşmalar yapıldığını ve bunlarda Hizbullah güçlerinin bazı bölgelere girdiğinin söylendiğini ve bunun hedefinin Şii-Sünni fitnesi çıkarmak olduğunu açıkladı.
Hizbullah Genel Sekreteri, bazı Körfez ülkelerinin, uyruklarının Lübnan’a yolculuk yapmamaları bağlamında yaptıkları açıklamalara işaret ederek şunları söyledi: Bu ülkeler, hiçbir delil belirtmeden uyruklarının Lübnan’ı terk etmelerini veya Lübnan’a yolculuk yapmamalarını istemişlerdir.
Seyyid Hasan Nasrullah, Lübnan’da güvenlik sorunu ve iç savaş tehlikesinin bulunmadığını ve bu iddiaların hiçbir esasının olmadığını açıkladı.
Hizbullah Genel Sekreteri, Arabistan’ın MBC televizyonu tarafından Hizbullah aleyhine yayınlanan hakaret içerikli programa değinerek şunları söyledi: Hiç şüphesiz gençlerin itirazları ve toplumun tepkileri toplumda endişelerin oluşmasına neden olmuştur; ama Hizbullah hakkında şunlar söylenebilir ki biz güçlüyüz ve beş yıl öncesinden çok daha iyi bir durumdayız. Hiçbir baskı altında değiliz, ama Lübnan’ın emniyet ve sebatına tekit ediyoruz.
Seyyid Hasan Nasrullah, Lübnan’da siyasi çekişmelerin alevlendirilmesinin ortamın düzeltilmesine hiçbir yardımda bulunmayacağına değinerek, bazı taraflar, belediye seçimlerinin yapılmasından endişe duyuyorlar ve güvenlik şartlarının seçimlerin yapılmasına müsait olmadığını iddia ediyorlar, dedi ve şunları ekledi: Milli menfaatler, el-Müstakbel hareketiyle görüşmelerin sürdürülmesi doğrultusundadır, ama karşı taraf bu konuda aynı fikirde değil.
Hizbullah Genel Sekreteri, Hizbullah’ın hükümetten çekilmeyeceğini, hükümette çalışmaya temayüllü olduklarını ve hükümetin ortakları olduğunu belirtti.
Hizbullah Genel Sekreteri şöyle devam etti: Arabistan ve İsrail ve diğer taraflar, Şii-Sünni fitnesi çıkarma peşindeler. Acaba biz de onların bu planına hizmet mi edelim?
Sokaklara dökülmeye hiç gerek yoktur. Sizlerden isteğim, benim veya Hizbullah karşıtı bir program yayınlandığında sokaklara akın etmeyin; biz düşmana hizmet edecek bir tepkiden kaçınmalı ve kendi menfaatlerimizi gerçekleştirme peşinde olmalıyız.
Hizbullah Genel Sekreteri sanal alem konusuna değinerek şunları söyledi: Sanal alemi kullanırken sorumlu bir şekilde davranmalıyız. Dinimiz başkalarına hakareti ve küfrü yasaklamıştır. Biz sadece gerçekleri söylemeliyiz ve sorunları şahsileştirmemeliyiz.
Hizbullah Genel Sekreteri, Suudilerin Lübnan ordusuna yapacağı 3 milyar dolarlık yardımı kestiklerini açıklamalarına değinerek şunları söyledi: Eldeki deliller bu mali yardımların Melik Abdullah’ın ölümünden sonra kesildiğini gösteriyor ve bunun birim duruşumuzla hiçbir ilgisi yoktur. Suudiler, Hizbullah’la olan sorunlarından dolayı, bu mali kesintinin Hizbullah’la ilgisi olduğunu göstermeye çalışmaktadırlar.
Seyyid Hasan Nasrullah, Arabistan’ın Hizbullah’tan dolayı sinirli olduğunu ve bunun yeni bir şey olmadığını, bu ülkenin Hizbullah’la olan sorununun 2005’ten beri olduğunu, ama kendilerinin sustuğunu belitti.
Seyyid Hasan Nasrullah konuşmasına şöyle devam etti: Lübnan’ın bazı bölgelerinde bomba yüklü arabalarla yapılan saldırılar Arabistan tarafından komuta edilmektedir. Bugün bölgedeki savaşlar dolaylı yollardan sürdürülmektedir; ama Yemen savaşına Arabistan doğrudan girişmiştir. İsteyen herkes bu konuda susabilir, ama bizler Lübnan’ın milli menfaatlerini göz önünde bundurmakla beraber, Arabistan’ın Yemen’de işlediği bu cinayetleri karşısında susamayız.
Bizim suçumuz, Arabistan’ın bu cinayetleri karşısında susmayışımızdır ki elbette biz buna iftihar ediyoruz. Benim Arabistan’ın Yemen’e hava saldırısının ikinci gününde yaptığım konuşma, izzetli ömrüm boyunca yaptığım en değerli şeydi ve bu bir cihattır; çünkü o konuşmamda hakkı söyledim. Yemen halkı mazlum bir millettir; bu milletim mazlumiyeti Filistin halkından da çoktur; bugün hiçbir millet Yemen halkı gibi mazlum değildir.
Seyyid Hasan Nasrullah, şöyle devam etti: Arabistan’ın Yemen’e karşı açtığı savaşa susmak, Arap ve İslam dünyasında başlatılacak her türlü savaşın meşru olduğu manasına gelmektedir. Acaba Katar’ın el-Cezire televizyonu Arabistan’ı eleştirdiği zaman Katar, Körfez Ülkeleri İşbirliği’nden atılmakla tehdit edilmedi mi?
Arabistan bizi susturmağa çalışmaktadır, ama başarılı olmayacaktır. Bugün Lübnan halkına baskı yapmaktadır, konu Suriye sorunu değildir. Acaba Arabistan’ın bir partinin duruşundan ötürü Lübnan halkını cezalandırma hakkı var mıdır? Bu soru, insani, İslami ve Arabi bakımında sorulmalıdır.
ABNA24.COM