10 Şubat 2011 - 10:29

Son dönemlerde Aşura ve Gadir-i Hum gibi bölge Caferileri’nin ortaklaşa düzenledikleri mezhebi faaliyetlerle adından sık sık söz ettiren Bursa; şimdi de “Bursa’da Eski Dönem Şiilik Araştırmaları” ile gündeme gelmeye hazırlanıyor.

Ehl-i Beyt Haber Ajansı ABNA- Caferilerin ilk defa toplu halde II. Dünya Savaşı ardından bölgeye yerleştiği ama zamanla birçok Şia ailesinin asimile olup yittiği bilinmektedir. 80’li yılların sonunda hız kazanan Doğu’dan göç dönemi sırasında Bursa’ya gelen ve burada ilk Şii camiisini kuran Caferiler, ilerleyen dönemlerde ibadethane sayısını dörde çıkartmışlardır. Bursa’ya 80’li yılların sonunda özellikle Kars ve Iğdır yörelerinden gelen Caferilere daha sonra bu şehirde yaşayan veya göç eden Ehl-i Sünnet mensubu vatandaşlarımız da katılıp, Ehl-i Beyt mektebini benimsemişlerdir.

Şah tarafından İran’dan sürgün edilen rahmetli İmam Humeyni; 1964 yılında Bursa’da yaklaşık 10 ay ikamet etmiş ve bu şekilde bölgeye bir çok Şia’nın gelişi vukuu bulmuştur. Ama tüm bunlara rağmen yine de Bursa’daki Şiilik tarihini yakın tarih olarak değil de bir nevi uzak tarih olarak değerlendirilmelidir.

Özellikle Yıldırım Bayezıd'ın oğlu Çelebi Mehmet tarafından 1421 yılında inşa ettirilen Yeşil Camii ve bu caminin yapımı için Bursa’ya hemen hemen ilk gelen İranlılar olarak bilinen Çinici Mehmet Mecnun, Tahta oymacı ve doğramacısı Mehmet Tebrizi, İç süslemeci İlyas Ali usta ve yardımcılarıdır. Yeşil camii içerisinde sağ ve sol kanat vezir mahfillerinin duvarlarına İznik çinileriyle uzadı uzadıya yazılmış Farsça şiirler ve içiçe geçmiş “Ali” ve “Muhammed” motifleri bulunmaktadır. Ayrıca camii içinde yer alan on metre yüksekliğinde o eşsiz güzellikteki mihrabın sol üst köşesinde İranlı ünlü şair Sadi Şirazi’nin “Bustan u Golistan” kitabından alıntı yapılmış; noktasız, girift ve çirkin bir hat ile; 

“Pendaşt sitemger in sitem ber men kerd

Der gerden-i u bemand u ber men begozeşt.”

“Zulmeden kişi bu zulmü bana yaptığını sandı

Bana yapılan zulüm geçip gitti ama vebali onun boynunda kaldı”

 

şiiri nakşedilmiş ve bu şiirin buraya yazılmasındaki nedeni de; özellikle Murat Bardakçı gibi rahmetli Abdülbaki Gölpınarlı'dan Şarkiyat kaynakları üzerine dersler alan bir araştırmacı tarafından “Bu kitabenin yanında Da Vinci Şifresi de neymiş?” şeklinde yorumlanmıştır.

Bursa’da tarih boyunca birçok Şia aile ve büyükleri dönem dönem ikamet etmiş ve yerleşmiştir. 1942 senesinde Bursa’ya gelen araştırmacı yazar rahmetli Abdülbaki Gölpınarlı Çekirge semtinde eskiden büyük bir mezarlık olan ama günümüzde Çırağan Cafe, Karagözevi ve Çekirge caddesinin geçtiği bölgede yaptığı araştırmalarda gölge oyunun vazgeçilmez ismi Karagöz’ün makam mezar taşını tespit etmiş ve Bursa ile ilgili yazdığı notlarına kaydemiş ve hemen akabinde araştırmalarını İmam Hüseyin’in (as) soyundan olan Seyyid Emir Sultan türbesi ve çevresinde yapmıştır. Üstad Abdülbaki “Tarih Boyunca İslam Mezhepleri ve Şiilik” adlı eserinde  konuyu şöyle ele almıştır;

 “Bursa’daki “Acemler” diye anılan yer adından ve Emir Sultan türbesinin önündeki mezar taşlarında mahkuk Ondört Masum’a salat-ü selam ibarelerinden de anlaşılacağı gibi bu bölgelerde Şiiler yaşamıştır. Yok olmak üzere bulunan bu taşları, Bursa Müzesi Müdürlüğünün yardımıyla Muradiye; II. Murad; külliyesine naklettirip diktirerek, şükürler olsun, orda bir “Açık Hava Mezartaşı Müzesi” kurulmasını başardık.”

Üstad Hüseyin Hatemi’nin verdiği bilgiler doğrultusunda hali hazırda Bursa’da bu araştırmaları sürdüren Şii araştırmacılarımız vardır.

Değerli araştırmacılarımızın yaptığı ama henüz tamamlanmayan çalışmalar sonucunda Çekirge-Dikkaldırım arasında yer alan mezarlıklarda eskiden bu bölgede yaşamış ve Osmanlıca kitabetli Ehl-i Beyt dostlarına ait mezar taşları tespit edilmiş ve Muradiye külliyesinde yer alan Açık Hava Mezartaşı Müzesi’nde çalışmalar devam etmektedir.

Ayrıca Bursa’nın bazı bölgelerinde İranlı ve Azeri Şia’lara ait belli başlı mezar ve evler bulunmaktadır. Bursa’nın Yenişehir ilçesine 18. yy.da İran’ın Şemah kentinden göç eden ailelerin yaptırdığı ve günümüzde müze olarak kullanılan Şemaki evi bunlara örnektir.