2 Mart 2012 - 11:03

İzzet ve şeref tümüyle Allah’ın, Resulünün ve Mü’minlerindir! Veciz söz ve meseller, makbul olanlar ve meşhur olanlar diye ikiye ayrılır.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Hem makbul hem de meşhur olan birkaç tanesini saymazsak, gündelik yaşantımız kahve muhabbetlerinden siyasi analizlere; dini vaazlardan ideolojik referanslara kadar meşhur olduğu halde makbul olmayan sözler duymakla geçer.

Egemenlerin gizli onayından geçtikten sonra inanmamız için sarf edilen bu sözler, ilk olarak, oksijensiz solunum yapan mübarek bir kanaat önderi edasıyla ahkâm kesen kişilerin ağzından dökülür. Hem de biz cahil kullarına inci mercan saçıyor gibi bin bir minnet edercesine.

Derken özdeyişimiz elden ele, dilden dile; göle atılan taş etkisiyle yayılır. Çok geçmeden TV’lerde kelli felli amcaların katıldığı açık oturumlardan, kahve köşelerine kadar muhabbete son noktayı koyan has aforizma olup çıkıverir. Hele bir de üstüne Kurtlar Vadisi’nden azıcık sos ektiniz mi tadından yenmez.

Bunların dışında bir de makbul olduğu halde meşhur olmayan söz ve meseller vardır. Bunların da şöhreti egemenlerin onayıyla alakalıdır. (Hastalıklı kalplere(!) fesat düşmesin diye “otorite” lafını kullanmıyorum) Egemenlerin onayı ise bildiğiniz gibi, “çıkarlarıyla” doğrudan ilgilidir.

Kısacası bir söz veya meselin agremanı, uygunluğu, dolayısıyla meşhur olması egemenlerin onayına bağlıdır. Unutulmuş, unutturulmuş olması da keza aynı merciye takılmış olmasından kaynaklanmaktadır ki, en makbul olanları bunlardır.

Makbul olduğu halde meşhur olmayanların en güzel örneklerinden biri şöyledir:

Yabancı bir şehre ilk gittiğinizde isterseniz çarşı ve pazardaki halka bakıp o şehrin uleması, dolayısıyla medreseleri hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.

Yahut tam tersi; isterseniz ilk olarak medreseye gidip ulemayı görür ve halkın durumu hakkında kesin bir bilgiye varabilirsiniz.

Sonuna kadar doğru bir önermedir bu. Çünkü ulema, şecaatiyle de, asaletiyle de, sefaletiyle de halkın prototipidir. İkisi birbirinin tıpkısının aynısıdır.

İşte bu önerme makbul olmakla beraber meşhur değildir. Meşhur olmasına izin verilmemiştir çünkü. Hem nasıl izin verilsin ki? Verilmez; çünkü meşhur olmasına izin verilse, bu sözün şöhreti klasik ulemanın afeti olacaktır da ondan.

Evet, bu söz klasik ulemanın afeti olur, itibarını sarsar.

Ucu kaçmış şehirlerin ipini kime bağlarsanız irtifa da kaybeder, itibar da! Velev ki bu ulema olsun.

Köylerinden metropollerine kadar koca bir yurdun batakhaneye dönüşmesinin müsebbibine kim neden hürmet edecek ki!?

Peki, itinayla boyanmış, cilalanmış, tütsülenmiş bir alimin itibar kaybetmesinden kim ve neden endişe eder?

Söyleyeyim: Bir alimin halk nezdinde itibar kaybetmesinden ancak, sayesinde bir toplumu, bir cemaatini ehlileştirip kendine bağlayan egemenler endişe eder!

Egemenlerin asıl endişesi iseee… diyerek gelelim önermemize.

Yo yo, artık susalım. Susalım ve “İzzet ve şeref tümüyle Allah'ın, Resulünün ve Mü'minlerindir” diyerek aşağıdaki videoyu izleyelim.

Sağlıcakla…

Mehmet Yavuz