Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- BM İnsan hakları özel raportörünün İran hakkındaki gerçekleri çarptırdığını belirten ünlü yazar Kenan Çamurcu’yla bu konuyu konuştuk..
İ. Bendiderya----Kenan Bey, BM’nin Müslüman, ama ABD’ye yakın bir raportöre rapor hazırlatmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Kenan Çamurcu----27 Şubat-24 Mart 2012 tarihleri arasında Cenevre’de gerçekleşen 19. BM İnsan Hakları Zirvesi kurban olarak İran’ı seçmiş görünüyor. Müslüman bir raportöre İran aleyhinde hazırlatılan rapor, Suriye’deki kriz nedeniyle şahlanmış olan psikolojik savaşın bir parçası sayılabilir.
İ. Bendiderya----Konuyu nükleer çalışmalara da bağlamak mümkün mü sizce?
Kenan Çamurcu------ İran’da nükleer fizikçilerin sokak ortasında öldürüldüğü ve bu terörist eylemlerin İsrail tarafından yapıldığının Amerika tarafından teyit edildiği bir sırada İsrail değil İran aleyhinde rapor hazırlanması kuşkusuz dikkat çekici. İranlılar, raportör Ahmed Şehid’in kendi ülkeleri aleyhindeki raporunun ABD’deki ağır insan hakları ihlallerini ve İsrail’in terör faaliyetlerini gizlemek için sahnelendiğini söylemekte haklılar. Bu rapor, Suriye krizinin sıcak çatışma yerine yoğun psikolojik savaş ve halkla ilişkiler kampanyaları biçiminde bir yıpratma savaşı olarak planlandığının kanıtı da sayılabilir.
İ. Bendiderya----Bu tür sipariş raporlarda Batı medeniyet anlayışının da sorgulanması gerektiğini söylüyorsunuz galiba??
Kenan Çamurcu------ İnsan hakları, batı dünyasının tanımladığı bir çerçeve olarak liberal demokrasi ve kapitalizmle birlikte batının soğuk savaş sonrası “teslis”inin önemli öğesidir. Batı tipi modernleşme bakımından insan haklarının özellikle Müslüman halkları Batılılaştırmada baskı unsuru olarak kullanıldığını biliyoruz. Müslüman ülkeler sözkonusu olduğunda insan hakları, batılı standartlara uymakla eşanlama geliyor. Eğer Müslüman bir ülke batılı hayat tarzını benimsemiyorsa mutlaka insan hakları ihlali tehdidiyle baskı altına alınıyor. Kuşkusuz baskıcı rejimlerin kişi hak ve özgürlüklerini ihlal etmesi ile batılıların insan hakları dayatması arasında büyük bir fark var.
İ. Bendiderya--- Sadece İran’la sınırlı bir durum değil galiba BM’nin bu tavrı?..
Kenan Çamurcu------ Değil tabii..Batılı başkentler Müslüman ülkelerde insan hakları ihlallerine duyarlı olsalar bu ülkelerdeki diktatörlüklerin zulüm rejimlerini desteklemezlerdi. Mısır’da ve Tunus’ta diktatörler halkların isyanına kadar batılıların koruması altında değil miydi? Arabistan’da, Bahreyn ve Yemen’de halen diktatörlükler batılı ülkelerin koruması altında değil mi? İran’da insan haklarının ihlal edildiğinden sözeden BM zirvesinin bu nedenle hiçbir meşruiyeti yoktur. Suçlamaları tamamen siyasidir ve İran’ın batı ittifak sistemine boyun eğmemesiyle ilgilidir. İran, Suudi rejimi, Bahreyn ve Yemen gibi batı ittifak sistemine uyumlu bir diktatörlük olsa ne yaptırımlarla, ne de insan hakları ihlali baskısıyla karşılaşırdı.
Batı dünyası uluslararası kurumları yeni emperyalizmin araçları olarak kullanmayı sürdürüyor. İran’ın nükleer faaliyetlerini denetleme bahanesiyle ülkenin egemenlik haklarını ihlal etmek istemesi gibi, şimdi de insan haklarını ihlal bahanesiyle İran’ın iç işlerine müdahale etmek istiyor. Bu tüm ülkeler için tehlikelidir.
İ. Bendiderya---ABD’nın bu tutumu uluslararası kurumları yıpratmıyor mu?
ABD’nin uluslararası kurumları kullanarak ülkelerin iç işlerine sözde meşru yollarla karışmaya başlaması tehlikeli bir gidişatın alarm zili olarak görülmeli. Amerika bu yolla dilediği ülkenin iç işlerine karışabilirken başka hiçbir ülke ABD’nin insan hakları ihlallerine, nükleer silahlarına, yasadışı askeri saldırılarına müdahale edemiyor. İsrail’in İran’da sokak ortasında bilim adamlarını katlederek sürdürdüğü terörist faaliyetler soruşturma konusu olamıyor. Dünya, eskisinden çok daha fazla çifte standartların ürkütücü biçimde sahnelendiği bir yer haline geldi. Özgür milletlerin ABD’nin karşısına çok daha cesaretle dikilip bu gidişe bir son vermelidir.
Kenan Çamurcu kimdir?
1961 doğumlu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi mezunu. Yüksek lisansı, Ortadoğu ve İslam Ülkeleri Enstitüsü Siyasi Tarih ve Uluslararası İlişkiler Bölümünden. 23 yıllık yazarlık hayatı boyunca çok sayıda düşünce dergilerinde yazar ve yönetici olarak bulundu,radyo ve televizyonlarda programlar yaptı. Doğu Konferansı aydınlar girişimini koordinatörlüğünü yürüttü. Siyasetbilim, uluslararası ilişkiler ve yerel yönetimler alanlarında yazıyor.İmam Humeyni ve diğer birçok ünlü isimden tercümeleri bulunan yazar, çok sayıda uluslar arası konferansa ve TV programlarına katılmakta..