Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Suriye’nin BM daimi temsilcisi Beşşar el-Caferi, oturumda okuduğu bildiride “şu an sizinle konuşurken Suriye’de ya bir patlama oluyor ya bir şehit son yolculuğuna uğurlanıyor ya bir yaralı yatağında inliyor ya da bir aile evinden yurdundan ediliyordur” dedi.
Şam’ın Katana bölgesinde bir ilkokulun önünde meydana gelen patlamaya işaret eden Caferi, patlamada onlarca çocuğun şehit olduğunu, daha öncesinde de masum insanların canına mal olan 8 patlama olduğuna dikkat çekti.
Caferi, bu vahşi terör eylemlerinin, elektrik enerjisi üretim istasyonlarının sabote edilmesi, yakıt depoları ve tahıl silolarının çalınmasının vatandaşların hayatı üzerinde yarattığı olumsuz etkiye dikkat çekerek Suriye’nin olağanüstü durumlardan zarar gören vatandaşlara insani yardımların sunulmasını hedefleyen çabaların koordine edilmesinin önemine inandığını ifade etti.
Kriz Boyunca Vatandaşların Acil İhtiyaçlarını Karşılamak İçin Tüm İmkânlarını Kullandı
Suriye hükümetinin yaşanan kriz boyunca vatandaşların acil ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm imkânlarını sunduğunu bildirerek bu amaçla gıda, sağlık ve barınma ihtiyaçlarını temin etme yönünde vatandaşların insani durumlarını takip edecek bir komisyon oluşturulduğuna değindi.
Hükümetin bu ulusal çabanın yanı sıra BM İnsani Yardım Ofisi, Kızıl Haç ve Mülteciler Yüksek Komiserliği ile işbirliği yapıp tüm kolaylıkları sunduğunu söyleyen Caferi, BM ajanslarının çalışmalarına katılmaları amacıyla 80 sivil örgüte ruhsat verdiğini, insani alanda çalışanlara her türlü kolaylığı sunmaya devam ettiğini dile getirdi.
Hükümetin Çabaları Olumsuz Yaptırımlarla Baltalanıyor
Caferi, hükümetin harcadığı tüm insani çabaların Suriye’de silahlı terörü destekleyen malum ülkelerin silahlı terör gruplarını koruma ve silahlandırması gibi olumsuz yaptırımlarla baltalandığına dikkat çekti.
Caferi, Kızıl Haç Örgütü Başkanı Peter Mawr’ın Cenevre’de Suriye’deki durumların tüm ülkede çatışmaların yoğun olması ve bölgesel ve uluslar arası güçlerin bu çatışmalara karışması nedeniyle olağanüstü olduğunu söylediğine değindi.
“Suriye krizin başından itibaren BM’ye üye ülkelerin dikkatini içişlerine silahlı terörist bir müdahalenin bulunduğuna dikkat çekmeye çalıştı. Fakat siyasi bir inat, siyasi coğrafyayla ilgili cehalet ve büyük bir medya manipülasyonuyla karşılaştık. Buda uluslar arası örgütün önde gelen yetkililer dâhil bir çok kişiyi gerçekleri inkâr etme ve Suriye krizi konusunda yanlış sonuçlara varmaya yöneltti” dedi.
BM Daimi Temsilcisi, BM Genel Sekreteri, yardımcıları ve özel temsilcileri dâhil bir yıl süresince çekimserce aslında silahlı terör grupları yerine üçüncü unsurun varlığını kabul ettiklerini, ancak altı aylık bir süre geçtikten sonra silahlı grupların varlığını kabul edebildiklerini belirterek Suriye halkının kanları akmaya devam ederken 3 ay sonra El Kaide örgütüne bağlı terör gruplarının varlığını kabul edebildiklerini söyledi.
Caferi, Suriye halkının 21 ay boyunca terörle boğuştuğunu, BM ve üye ülkelerden başından itibaren Arap, bölge ve uluslar arası güçlerce desteklendiği açık olan organize terörden kaynaklanan acı, gözyaşı ve çığlığını duymasını beklediğini ifade etti.
BM Daimi Temsilcisi, Suriye hükümetinin İnsani İşler Koordinasyon Ofisi OCHA ile imzaladığı insani müdahale planının ortak çabaları engelleyen finans azlığı nedeniyle uygulanamadığını bildirerek hükümetin vatandaşlarının temel ihtiyaçlarını karşılamada temel rolü oynarken uluslar arası kulis ve medya önünde verilen sözlerin yerine getirilmediğinin altını çizdi.
Caferi, verilen demeç ve İnsani Yardımları Koordine Ofisi raporlarının Suriye’de insani müdahale için gerekli finansmanın sadece yarısı ve Suriyeli mültecilerin ihtiyaçlarını karşılamak için gerekli finansmanın %35’inin alınabildiğini ortaya koyduğuna dikkat çekti.
“OCHA’nın raporu uluslar arası gıda yardımı programının finansman azlığı nedeniyle dağıttığı payları azaltmak zorunda kaldığını gösteriyor. Bu da uygulamanın yavaş olması ve mağdurlara ihtiyaçlarının en az oranda bile karşılanamamasına yol açarken bazı ülkelerin Suriye halkının çıkarlarına gösterdiği özen konusunda şüpheler yarattı” diye ekledi.
Caferi, egemen ülkelerin bölgesel grupların uluslar arası meşruiyete aykırı tek taraflı haksız ekonomik önlemler dayatmaya çalışmasının Suriyeli vatandaşların yaşam koşullarının gerilemesinde büyük rol oynadığına dikkat çekti.
Bu önlemlerin döviz kurunun artması, Suriye lirasının alım gücünün azalması ve enflasyonun artması ithal mallarının finanse edilememesi, mali kaynakların azalması ve yatırım projeleri finansmanının durdurulmasıyla birlikte işsizlik ve yoksulluğun artması gibi sonuçlar yarattığının da altını çizdi.
Haksız Önlemler Alıp İnsani Yardımlar Sunulduğunu İddia Etmek Siyasi İkiyüzlülüktür
BM Daimi Temsilcisi Caferi, bir yandan bu haksız önlemleri alıp diğer yandan insani yardımlar sunduğunu iddia edenlerin siyasi ikiyüzlülük ve aldatmanın sembolü olduklarını söyleyerek “haksız önlemler dayatan ülkeler Suriye halkını geçmiş yıllarda ekonomik bir yükseliş kaydeden ve gıda yeterliliği sağlayan üretici bir halktan yardımlarla yaşayan bir halka dönüştürmek istiyorlar” diye konuştu.
Suriye’nin zor koşullar nedeniyle komşu ülkelere gitmek zorunda kalan evlatlarına evlerine dönüp vatanlarında silahlı terör gruplarının ve onları destekleyen ülkelerin fırsatçılığından uzak şekilde vatanlarında onurlu bir yaşam sürdürme çağrısı yaptığına değinen Caferi, hükümetin zarar gören evlerin onarılması ve vatandaşların vatanlarında layıkıyla yaşaması için özel yardımlar ayırdığını ifade etti.
BM Daimi Temsilcisi, bazı tarafların Suriyeli mültecilerin sayısını utanmadan çarpıtmasının Suriyeli insanın onurunu zedeleyen vahşi bir davranış olduğunu dile getirerek bazı ülkelerin mülteci sayısı konusunda büyük rakamlar verdiğine dikkat çekti.
“Mülteciler Yüksek Komiserliğinin 12 Aralıkta sunduğu raporda Suriyeli mültecilerin sadece %40’nın kampların bulunduğu bölgelerde yaşadıkları, çoğunluğun ise kamp dışında kiraladıkları evlerde ya da bazı ailelerin yanında kaldıkları belirtildi” diyerek kriz nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalan Suriyelilerin %60’nın otellerde yaşadığı ve iltica ettikleri ülkelerin ekonomilerini canlandırmak için Suriye parası harcadıklarına işaret etti.
Caferi, Suriyeli mültecileri ağırlayan ülkelere çabaları ve olursa olsun teşekkür ederken bu insani meseleyi samimi ve objektif şekilde ele almalarını isteyerek bu ülkelerin kampların varlığından dolayı taşıdıkları yükten çok Suriyeli mültecilerin varlığından yararlandıklarına vurgu yaptı.
BM Daimi Temsilcisi, Suriye’deki krizin bazı üye ülkelerin eski yeni hesaplarını kapatmayı hedefleyen siyasi önyargıları, mezhepçilik ateşini körüklemeleri, silahlı teröristleri finanse etme ve barındırma, katliam, terör ve bombalama eylemi yapmaya yönelterek çözümlenemeyeceğini belirterek insani yardım ilkelerine uyma, tek taraflı ekonomik önlemler dayatma politikasından vazgeçme gerekliliğine vurgu yaptı.
Siyasi alanda harcanan çabalara değinen Caferi, BM Özel Temsilcisi el-Ahdar el-İbrahimi’nin uluslar arasınca kabul edildiğini, Suriye halkının bazı ülkelerin el-İbrahimi’yi alenen destekleyip çabalarını gizlice baltalamasını değil uluslar arası toplumdan çabalarını desteklemesini istediğini kaydetti.
Caferi, Suriye halkı, hükümeti ve muhalefetinin güvenliğe kavuşması için objektif ve adil yardımlarda bulunma çağrısı yaptı.