Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- İki kardeş düşünün, sürekli kavga ediyorlar. Baba yarım ağız çocukların kavga etmemesinin yolunu söylüyor anneye “böyle böyle yaparsak çocukların kavgası biter, bir daha da kavga etmezler” diyor, anne olmaz diyor. Baba da, anneye diyor ki “Sen çocuklarının kavga etmesini mi istiyorsun, sen çocuklarını sevmiyor musun?”.
Şimdi eğer çocukların kavgası bitecekse, aslında baba haklı gibi görünüyor değil mi? Sonuca bakınca, hikayemizde baba haklı. Peki baba bu sonuca nasıl ulaşacak, babanın yolu/nedeni ne olacak, bunu bilmiyoruz? Babanın fikri aslında “çocuklardan büyük olanını odasına kilitleyelim ve odasından hiç çıkarmayalım, odaya hapsedilen oğlan itiraz ederse de eşek sudan gelinceye kadar dövelim, böylece çocuklar birbirlerini göremezler ve kavga edemezler” fikriydi. Sonuca giden nedeni-yolu öğrenince babanın haklı olmadığı ortaya çıktı.
Ülkemizde bunun örneğini yaşamaktayız. “Barış istiyoruz, sen barış istemiyor musun, kavgadan yana mısın” deniyor. Peki barışa nasıl ulaşacağız? “Karşı tarafın” yani Terör Örgütü PKK’nın taleplerini kabul ederek..! PKK’nın taleplerini önceki pek çok makalemde madde madde yazdım, Türkiye’nin özellikle son 10 yılda bu talepleri bir bir kabul etmeye başladığını da.
PKK’nın taleplerinin arkasında ve aslında bir örgüt olarak PKK’nın arkasında bugün kimler var? ABD, İngiltere, İsrail başta olmak üzere SİSTEM var. Yani ABD-İngiltere-İsrail’in mesajlarının sözcüsü ve silahlı vurucu gücü konumundaki PKK’nın taleplerini kabul et, ülkende şehir içlerinde patlattığı bombalarla sivilleri, dağlarda patlattığı mayınlarla askerleri öldüren (dinimiz İslam’a ve ayrıca benzer farklı bir tanımla da Türk hukukuna göre ŞEHİT eden) PKK’nın taleplerini kabul et deniyor.
Dinimizin adı İSLAM’dır. Sözcük S-L-M harflerinden oluşur, SeLaM sözcüğü eş anlamlıdır, BARIŞ demektir. Allah’ın dini İslam’ın en büyük ve son peygamberi Hz. Muhammed, düşmanlarına karşı “teslim” olmamış, savaşmış, Meşru Müdafaa hakkını kullanmış ve kendisini tehdit eden yıkıcı unsurları bertaraf ve imha etmiştir. Hz. Muhammed bir peygamber-resul ve aynı zamanda bir devlet başkanıdır. Toplumunu önce savaştırıp sonra da kendi askerlerini, sivillerini öldüren-onlara işkence yapanlarla masaya oturup da onların isteklerini bir bir KABUL ETMEMİŞTİR..!
Bugün Başbakan Erdoğan kendisini SULTAN SÜLEYMAN yada FATİH SULTAN MEHMET gibi görüp göstermeye çalışmaktadır ama onlar düşmana boyun eğmemiştir. Tayyip Erdoğan Vahdettin’dir, teslimiyetçidir. Bu toprakları Barışa kavuşturan ve bunu yapabilmek/Batı işgalini önlemek için “meşru müdafaa hakkıyla” düşmana karşı direniş gerçekleştiren Mustafa Kemal’dir. Tayyip Erdoğan ne din tarihindeki ne de Türk tarihindeki hiçbir “büyük” insan örneğine uymamakta, üstelik bunun tam tersi bir politika yürütmekte, tarihin karası bir politika izlemektedir.
Yurdun işgale-saldırıya uğruyorsa, ki bunu yapan taşeron örgüt PKK’dır, direneceksin. PKK, dinsiz ve Zerdüşt bir topluluktur. Bunu bugün yöneten ABD ve İngiltere Hıristiyan topluluklardır, ABD yönetimi Yahudi’dir. İsrail’dir, Yahudi’dir. Tayyip Erdoğan ve onun hükümeti, bunlarla pazarlık içindedir. (Yazdıklarım başka yere çekilmesin diye bu açıklamaya yapmak zorundayım. Burada saldırıdan değil meşru müdafaadan bahsediyorum, cihattan da bahsetmiyorum. Zaten cihat, din yaymak için başka toplumlara saldırıp kan dökmek demek değildir, böyle bir örnek yoktur peygamber döneminde. İslam da bunu söylemiyor. Cihat bilimle, sözle yapılır, din böyle yayılır, kanla değil. Cihat’ta tek savaş unsuru, Saldırıya uğradıysan bunu def etmek ve bu kapsamda tehdidi ortadan kaldırmak için vardır/savaşılır).
PKK ile barış yapılamaz. Bize saldıran bir şeye karşı bu Millet boyun eğmez. Hac Suresi 39. Ayet: “39. Kendilerine savaş açılanlara savaşma izni verilmiştir.” Allah’ın verdiği izni kimse bu Milletin elinden, hem de DİN MASKESİYLE, DİNİ KULLANARAK alamaz.
Biz de İSLAM’ın adındaki gibi barışı bu topraklarda istiyoruz, kan dökülmesin istiyoruz. Her şehit haberi aldığımızda artık ağlamak istemiyoruz. Ama bu şeytana teslim olarak değil ona karşı ZAFER ile sağlanmalıdır. Basın kandili, gebertin hepsini. Kapatın Barzani kontrolündeki Irak sınır kapılarını.
Hükümetin model aldığı ABD, El Kaide’ye teslim mi olmuştur, yoksa onu bahane ederek 2 devleti işgal mi etmiştir? Türkiye’de 2 hafta önce Usame Bin Ladin’in damadı Süleyman Ebu Geyt yakalandı. Ürdün Kralı ile birlikte Türkiye’ye, CIA’ya bağlı özel bir ekip geldi. Herkes Ürdün Kralına odaklanmışken, ekip damat Ladin’i Ürdün’e götürdü, oradan da ABD’ye götürdü. ABD “terörist” olarak nitelediği şey için kralları oynatıyor, ülkeler arası görüşme programlarını çiziyor, ey Milletim duyuyor musun?
George Bush, dünyaya “Barış ve demokrasi” getirmek için ülkeleri işgal etmeye başlamıştı.
Barak (Barack) Obama’ya Nobel Barış Ödülü verildi. Obama, Irak ve Afganistan’daki savaşına ve Kuzey Afrika ülkelerindeki vs. savaşlarına/işgallerine devam etmektedir ve BARIŞ ÖDÜLÜ almıştır. (eski İsrail Başbakanı’nın soyadına dikkat, Ehud BARAK).
İsrail’in her gün Filistin’de insanları öldürdüğünü, onlara zulüm uyguladığını ve her gün işgalci iskan politikasıyla Filistin topraklarını işgal ettiğini biliyoruz. Peki İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ne demişti: “Savaş değil Barış istiyoruz”.
Tayyip Erdoğan: “Analar ağlamasın, barış için elimizi değil gövdemizi taşın altına koyduk, gerekirse baldıran zehrini içerim”.
Tayyip Erdoğan’ın, nazırlarının ve bürokratlarının muhatap adlığı Terör Örgütü PKK’nın kurucu lideri Abdullah Öcalan (İmralı diyorlar): “Barış sürecini bozan düşmanımdır”.
PKK’nın partisinin adı nedir, BARIŞ VE DEMOKRASİ PARTİSİ (BDP). Barış, burada sonuçtur, Türkiye’yi ve bu topraklarda İslam’ı yıkma adına söylenen şifre sözcüktür. Hedef, İslam’dır, hedef Türk Milleti’dir, amaç bu toprakların işgalidir. Bu bir SİSTEM operasyonudur.
CHP ve MHP ama özellikle “dini hassasiyeti” olduğunu söyleyen AKP tabanına sesleniyorum. Ey AKP’liler! Tevfik BİR de bir aciz kuldur. Bırakalım kulun dediğini, Allah’ın kelamına bakalım, Allah ne demiş biz insanlara. Kur’an-ı Kerim, Bakara Suresi 11-12. Ayetler:
[11. Onlara, “Yeryüzünde bozgun çıkarmayın!” dendiğinde, “Tam tersine, bizler barış ve esenlik getirenleriz” demişlerdir.
12. Dikkat edin, gerçekte onlar, bozgun getirenlerin ta kendileridir de bunun bilincinde olmuyorlar.]
… Tayyip Erdoğan, ABD üstünden Şeytan Abdullah Öcalan ile onun örgütü PKK ile barış yapmak istiyor ya, bakın bunu da Allah uyarmış. Bunlarla antlaşma-anlaşma yapılmaz diyor. Son bir ayetle bu bölümü de bitirelim. Sonraki bölümde BARZANİ-İsrail ilişkisinden (isim isim) bahsedeceğim.
Enfal Suresi 55-59. Ayetler:
[55. Allah katında canlıların en kötüsü, gerçeği örten nankörler/inkârcılardır. Bunlar iman etmezler.
56. Bunlar, onların içinden antlaşma yaptığın kişilerdir. Ama her defasında antlaşmalarını bozarlar. Hiç çekinmezler bunlar.
57. Eğer onları harpte ele geçirirsen, onlarla birlikte arkalarındakileri de ürkütüp dağıt ki, ders alabilsinler.
58. Eğer bir topluluktan hıyanet kuşkusu duyarsan, antlaşmaya bağlı kalmayacağını aynı şekilde sen de onlara bildir! Allah, hainlik edenleri sevmez.
59. Küfre sapanlar sakın öne geçtiklerini düşünmesinler. Onlar bizi aciz bırakamazlar.]
Türkiye Federal Devleti
SİSTEM’in ve onun en büyük parçası ABD’nin devlet olarak iki amacı vardır. Birinci amacı değerli/değerlenecek şeylere sahip olmak ve onları sömürmek ve her açıdan (kültür, ekonomi, din vb.) küresel hâkimiyetini sağlamaktır ve bunun yolu saldırı politikasıdır. İkinci amacı ise “birinci amacına” karşı rakip olabilecek, üstünlüğünü engelleyebilecek tüm oluşumları/rejimleri/devletleri/rakipleri etkisiz kılmak, onların kendisinin önüne geçmesini engellemektir yani “savunmadır”, savunma amaçlı saldırılardır.
Birinci amaca örnek petrol, su, uranyum, “kutsal topraklar” gibi maddi ve manevi unsurlar çeşitlendirilerek sayılabilir. İkinci amaç içinse dün rakip SSCB idi, bugün ve yarın Çin’dir. Rakip Çin diye ABD diğer bölge planlarından elbette vazgeçmemektedir, Afrika-Güney Amerika-Avrupa-Asya kıtalarında türlü projelerini uygulamaya devam etmektedir. İşte bunlardan biridir Genişletilmiş BOP.
SİSTEM’in işgallerinin talimatları Tevrat ve İncil’den gelmektedir, SİSTEM maddi amaçlarına dinsel temeller bulmaktadır. İncil ve onun ilk kısmı olan Tevrat’ta “ortak” bulunan bir kısımla örnek verelim, Yasa'nın Tekrarı 20:12-16'da “... sizinle savaşmak isterlerse, kenti kuşatın. Tanrınız RAB kenti elinize teslim edince, orada yaşayan bütün erkekleri kılıçtan geçirin. Kadınları, çocukları, hayvanları ve kentteki her şeyi yağmalayabilirsiniz. Tanrınız RAB'bin size verdiği düşman malını kullanabilirsiniz. Yakınınzdaki uluslara ait olmayan sizden çok uzak kentlerin tümüne böyle davranacaksınız. Ancak Tanrınız RAB'bin miras olarak size vereceği bu halkların kentlerinde soluk alan hiçbir canlıyı yaşatmayacaksınız.”
Genişletilmiş BOP, tamamen İslam üzerine kurulmuş, Kur’an’ı hedef alan bir projedir (kitabımda ayrıntılarıyla işlemiştim). Bundan başka “renkli devrimler” vardı, bunların hedefinde ise genellikle “Ortodoks” devletler vardı, yani Rus etkisine karşıydı. Bunlarla ilgili gazeteci-yazar Banu Avar’ın kitapları ve hedef ülkelerde çektiği müthiş belgesel videoları mevcuttur.
Gelelim Türkiye işgalinin ayrıntılarına.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 15 Şubat 2004 Kanal D Teketek programında “Ben Diyarbakır'a çok farklı bakıyorum. Yani Diyarbakır'ı istiyorum ki, şu an da yani Amerika'nın da hani düşündüğü Büyük Ortadoğu Projesi var ya, Genişletilmiş Ortadoğu, yani bu proje içerisinde Diyarbakır bir yıldız olabilir.”
Irak tarafında bir Kürdistan kurulmuşken, Türkiye'nin buna ses çıkarmaması ve Tayyip Erdoğan'ın bu sözüyle Diyarbakır'ın bir yıldız olması nasıl algılanabilir?
Yıldız burada Davut Yıldızı yani altı köşeli “Yahudi yıldızı” olabilir mi? Kürdistan'ın başına oturtulan adamların, Mesut Barzani'nin ve akrabası Neçirvan Barzani'nin Yahudi kimliğini, ailesini hatırlıyoruz. (Barzani ailesinin %100 Yahudi olduğunu ve İsrail ile geçmişten günümüze olan yakın ilişkisini isim isim sonraki bölümde açıklayacağım.)
Birden, Kutsal(!) vaadedilen topraklı Büyük İsrail (Erez İsrail) haritası gözümüzün önüne geliyor. Kürdistan bunun öncesinde kurulmuş, Büyük İsrail'in kurulmasına zemin yaratacak sanal bir devletçik midir? Acaba Büyük İsrail kurulacak ve Diyarbakır önemli bir merkez haline mi dönüşecektir? Birinci varsayım olarak bu ileri sürülebilir.
Ya da bazı haritalarda, genellikle yabancı kaynaklı haritalarda hatta Google Earth'te başkentler “yıldız” ile sembolize ediliyor. Acaba Diyarbakır'ın yıldız olması, Türkiye içinde de sınırın aşağısındaki Kürdistan'a ileride entegre olacak bir Kürdistan kurulacağı ve Diyarbakır'ın başkent olacağı anlamına mı geliyor? Yada Türkiye içinde bir özerk yönetim kurulacak ve bu özerk yönetimin merkezi Diyarbakır mı olacaktır?
Diyarbakır'ın başkent yapılması talepleri PKK ve onun partilerinde de yıllar yılı söylenegelmiştir. Mesut Yılmaz da zamanında “AB'nin yolu Diyarbakır'dan geçer” demişti. Her gelen AB'li diplomatın Ankara'dan önce Diyarbakır'a gittiğini, bölgeyi bağımsızlık için (yada başka bakış açısıyla Türkiye'yi bölmek için) cesaretlendirdiğini biliyoruz. Bu ikinci varsayım da en az birincisi kadar ileri sürülebilir niteliktedir. Zaten bu varsayımları birbirinden ayrı düşünmek olanaksızdır.
Kürdistan kurulacak ve Diyarbakır bir yıldız/başkent (kibarca “eyalet” diyelim) yapılmak istenmektedir.
ABD'nin Ankara Büyükelçilerinden James Jeffery yeni görevi için Ankara'dan ayrılırken verdiği veda yemeğinde “Güneydoğu'nun ayrılması durumunda üçüncü sınıf bir Ortadoğu ülkesi olursunuz” diyordu. ABD'nin son karar kıldığı plan, şimdilik bağımsız Kürdistan değil, özerk yönetimle federe Kürdistan ve federal Türkiye'dir.
SİSTEM’in dünya için tasarısı, bugünkü ortalama 220 devletli yapı değil, feodal 1000 küsur devletli bir yapıdır. SİSTEM “üniterizmi” yani bizim gibi ülkeleri çağ dışı göstermekte bunun yerine küçük küçük devletli ve onların da federal yapıda olduğu bir düzen istemektedir. Daha küçük yapılar daha kolay kontrol edilebilir, işgal edilebilir!
Üniter bir devletle küresel bir petrol şirketi (Shell, BP, Total yada Exxon Mobile örnek verilebilir) bir petrol arama ve çıkarma ortaklığı için %50-%50 paylara sahip olabilirken, federal yapıda bu değişmekte, %2-10 devlete %90-98 petrolü çıkaran şirkete yani SİSTEM’in yöneticisine pay verilmektedir. Sözleşme üstünden toplumun zenginliğinin işgalidir. Bugün Mesut Barzani’nin başkanı olduğu Kuzey Irak’ta (Kürdistan Özerk Yönetimi’nde) Küresel Petrol Şirketleri Irak Devleti merkezi yönetiminden izin almadan bölgeye çökmüş ve petrolü Barzani’nin işbirliğiyle sömürmeye başlamıştır. Irak işgaline sesini çıkarmayan Rusya ve Çin de paylarını almaktadır..!
Bu gidişle Türkiye federatif bir yapıya dönüştürülecektir. Hükümet bu projenin içindedir-isteklidir, CHP ve MHP muhalefeti ise seçmenini “işgale karşı” bilgilendirmemekte yada seçmeninin sesi olamamaktadır, SİSTEM’e karşı gerçek direniş gösterilememektedir. Acaba neden?!
Bu bölümün bir devamı olarak: 2003-2004’te hatta 2006’da bile Türkiye’ye küfür ve hakaretler eden, tehditler savuran Barzani’nin ve buna düşük düzeyde yanıt veren Türkiye’nin (2006’da Cemil Çiçek Barzani’ye “postal öpücüsü” demişti) karşılıklı susup aksine sarmaş dolaş olması, hatta İsrail’in has adamı Mesut Barzani’nin AKP Kongresine onur konuğu olarak katılması ve salonun Barzani’ye “Türkiye seninle gurur duyuyor” sloganları atmasını hatırlayarak Mesut Barzani-Tayyip Erdoğan–Abdullah Öcalan ile AKP-BDP kardeşliğini, Apo ile “PKK bitecek” başlığıyla yapılan görüşmeleri, ABD-Avrupa ve İsrail’in bu şeytani kardeşlik üstünden planladıkları hedeflerini bir sonraki üçüncü bölümde okuyalım. Dördüncü bölümde de ABD'nin BOP sonrası planını ilan deşifre edelim.
Bölüm bölüm yayınlamak zorundayım. Çünkü biliyoruz ki toplumumuz 90 dakikalık maçın 180 dakikalık “özetini” yada reklamlar dahil 3-3,5 saat süren dizileri/Acun programlarını izliyor da, bir yazı 2 sayfayı geçince okumuyor, bir kitap 300 sayfadan fazlaysa “okumaya üşeniyor”, tabi kitap okuyorsa. Biz olanı biteni izlemeye alışmışız..!
TEVFİK BİR