15 Mayıs 2013 - 15:58
İran'da Cumhurbaşkanı Seçimlerinin Anatomisi

Allah'ın adıyla İran'da 11. Dönem cumhurbaşkanlığı seçimleri 14 Haziran tarihinde düzenlenecektir.

İran cumhurbaşkanı seçiminin sakin ve sessiz geçmesi beklenirken son anda sürpriz adayların ortaya çıkması sancılı bir dönem daha yaşanacağını gösteriyor.
 İran’ın siyasal yapısını bilenler rahat ve huzurlu bir seçimin gerçekleşeceğine inanıyorlar. İran’ın siyasal doktrinini kavrayamayan ve seçim sonuçları hakkında görüşlerinde ve tahminlerinde hep ıskalayanlar bilinçli veya bilinçsizce müslümanları yanlış yönlendirmeye devam edeceklerdir.

İran’ın her seçimi dünyada en önemli haber olma özelliğini korur  ve günlerce konuşulur; seçim öncesi tahminler, analizler ve seçim sonrası hüsranı hazm edemeyenlerin hezeyanları. Bunların sebebi çok açık; Batı siyasal anlayışının karşısında ezber bozan yeni siyasi söylemler ve yeni siyasal bir doktrin ortaya koyan büyük bir ülke oldunuz mu, hakkınızda konuşulacak, başarınız hazm edilemeyecek, ilerlemeniz kıskanılacaktır.

Cumhurbaşkanı seçimlerini doğru analiz edebilmek için bazı noktaları gözönünde bulundurmakta fayda vardır; 

1-İnkılabın başlangıcından günümüze gelinen süreçte fikri akımların durumu

İran’daki seçimler, İslam cumhuriyetinin hep dış vitrini olmuştur; seçilen cumhurbaşkanları kurdukları hükümetle kendi çizgilerini ve siyasal düşüncelerini ortaya koymaya gayret ederler.

a) Rafsancani dönemi: Ayetullah Rafsancani, cumhurbaşkanı olma yolunda üç dönem geçirmiştir; 1- İki dönem cumhurbaşkanlığı yaptığı dönem, bu dönem “yapım -onarım dönemi” olarak bilinir. 2- Hatemi’den sonra tekrar cumhurbaşkanlığına aday olduğu dönem, bu dönem “hüsran dönemi” olarak adlandırılır. Ahmedinejat karşısında aldığı acı yenilgi hafızalardan henüz silinmiş değil. 3-Mir Hüseyin Musevi’nin Ahmedinejat karşısında cumhurbaşkanlığına aday olduğu zaman yine perde arkasında Rafsancani vardı, bu üçüncü dönem ise “fitne dönemi” olarak anılır. Bu dönemde de büyük bir hezimete uğramasının yanısıra fitneciler grubuna destek veren olarak tanınmasına sebep olmuştur.

b) Hatemi dönemi: Rafsancani hükümetlerinin varisi olan Hatemi, seçimleri büyük bir oy çoğunluğuyla kazanıyordu. Her iki dönemde de rakiplerine fark atıyordu. Partili sistemin olmadığı, şahısların aday olduğu bir seçim sisteminde adayları destekleyenlerin kim olduğu büyük önem arzetmektedir. Arkasında zenginler, liberaller, demokratlar ve Rafsancani gibi birinin olması Hatemi’yi popüler kılıyordu. Hatemi dönemi İran’ın dış siyasette en fazla liberalleştiği dönemdir. Batıyla barışık yaşama, düşman kazanma yerine dost edinilmesi gerektiği düşüncesi Hatemi’yı birçok konularda hatt-ı İmam’dan taviz vermeye sevk ediyordu. Medeniyetler barışı adına işi İnkılabın ilkelerinden, sloganlarından vaz geçmeye kadar vardırmıştı. Hatta “Kahrolsun büyük şeytan Amerika” sloganı bile sorgulanır hale gelmişti. Reformcu hükümet diye ortaya çıkan Hatemi hükümeti, hangi konuda reform yapacağını açıklamakta zorlanıyordu. Söylemden öteye gitmeyen bu sloganlar Batılılar tarafından sıcak karşılanıyor, Hatemi’ye destek veriyorlardı. Hatemi Batılıların şimdiye kadar hayranlık duyduğu tek cumhurbaşkanı idi.

c) Ahmedinejad dönemi: 16 yıllık Rafsancani ekolünün hakim olduğu cumhurbaşkanlığı koltuğuna, halkın içinden çıktığını, halkın derdini hissetiğini iddia eden biri oturacaktı. Bu şahıs daha önce bir kaç yerde valilik ve eyalet valiliği yapmış ve son olarak Tahran belediye başkanı  olan Ahmedinejad idi. Muhafazakar kesimi arkasına alan Tahran belediye başkanı Ahmedinejad söylemlerinde içe yönelik fakir halkın sorunlarından, beytulmalın eşit dağıtımından, ülkenin petrol gibi gelirinden herkesin eşit yararlanmasından, İmam Humeyni (r.a) hattının ihyasından, Velayet-i fakihin gerçek misyonundan ve dışa yönelik siyonizm ve emperyalizm karşısında dik duruştan, Filistin meselesinde hassasiyet gösterilmesinden, Emperyalist güce karşı savunma değil saldırı stratejisinden bahs ediyordu. Ahmedinejat ile sanki inkılab tekrar dirilmiş, İmam'ın hattı tekrar canlanmıştı. Ahmedinejad’ın kurduğu hükümet İran’da ikinci Recai hükümeti diye tanınıyor ve halk büyük ümit besliyordu. İran dışınıda ise Ahmedinejad emperyalizme karşı mücadelede bir sembol olmuştu. Artılarıyla, eskileriye Ahmedinejad’ın cumhurbaşkanlığı yaptığı 8 yıl, inkılabi duyguların yaşandığı, Batı emperyalizmi karşısında dik duruşun yaşandığı dönem olarak akıllarda kalacaktı. Bu 8 yıllık dönemde muhafazakarlar tamamen iktidarda; yasama, yargı ve yürütmede varlığını hissettiriyordu.

2-Gücü ele geçiren ve iktidara gelen Velayet-i Fakih hattından sapıyor

İran’da siyasal düşünce doktrinleri cumhurbaşkanlığı seçimlerinde kendisini gösterir, seçilen siyasal düşünce tarzı temsilcisi 4-8 yıl ülkeyi bu düşünce doğrultusunda yönetmeye çalışır. İmam Humeyni (r.a) sonrası siyasal yapılanmada zor anlar yaşayan İslam cumhuriyeti Rafsancani’nin 8 yıl cumhurbaşkanlığı döneminde, bir taraftan savaşın yaralarını sarıyor diğer taraftan ise ülkenin gelecek siyasal doktrininin şekillenmesinde çaba gösteriyordu. Rafsancani, sorunun farkına varmış ve ta ilk günden planlar yapmıştı. Bunun için “Danişgah-ı Azad-ı İslami” İslami Serbest Üniversitesini elinde bulunduruyor ve ülkenin her yanına yayılmış birimleriyle bu üniversitede okuyan  iki milyon öğrenciyi kendi siyasi/fikri düşüncesi doğrultusunda yetiştiriyor, özellikle de  siyasal bilimler dalında kendi siyasi/fikri akımı doğrultusunda kadrolar oluşturuyordu. 

Reformcular

Velayet-i Fakih’e sembolik ve formalite bir makam olarak bakan Rafsancani bu eğitim kadrosuyla 8 yıllık cumhurbaşkanlığından sonra yeni cumhurbaşkanı  olarak kendi kadrosundan olan Hatemi’yi seçtirmekte pek zorlanmıyordu. Seçim öncesi sloganları “se seyyidi Haşimi, Humeyni ve Hamenei ve Hatemi( Üç  haşimi Seyyidimiz: Humeyni, Hamanei ve Hatemi) ” idi. Seçim sonrası inkılabi söylemlerin yerini Batılı yeni sloganlar alıyordu; liberalizm, demokrasi/merdomsaları, sivil toplum, dinler arası diyalog, reform...v.s böylece Hatemi döneminde “Reformcular” diye bir akım ortaya çıkıyordu. Hatemi ikinci defa seçildikten sonra sloganlarının dozunu artırarak sadece söylemde değil eylemde de gösterince çizgiden sapmalar başladı; gücü ele geçirdiğini sanan Hatemi arkasında halk gücünün olduğunu sanarak Velayet-i fakih aleyhinde üst kapalı konuşmalar yapıyor ve Velayet-i fakihin tartışmaya açılması ortamını oluşturuyordu.

Aslında 16 yıllık Rafsancani siyasal doktrini yavaş yavaş hakim oluyordu denilebilir. Bu dönemin özellikleri şunlardı; liberal, demokratik, batı ile barışık, Amerika ile düşman olmama ekseninde bir siyaset geliştirmek, Velayet-i fakih’in gözlemci olarak kalmasını sağlamak vb. Hatemi sonrası tekrar cumhurbaşkanı adayı olan Rafsancani, Ahmedinejat karşısında acı bir yenilgi alıyor ve bunu hazm edemiyordu. Ahmedinejad’ın karşısında alınan bu yenilgi birkaç açıdan ele alındı; Rafsancani gibi birisi, henüz hiçbir siyasi tecrübesi olmayan Ahmedinejat karşısında nasıl yenildi? Ulema kanadını da temsil eden Ayetullah ünvanına sahip Rafsancani alim olmayan bir sivile karşı nasıl kaybederdi? Daha da önemlisi 16 yıl büyük zahmetlerle oluşturulan bir siyasi/fikri akım nasıl olur da Ahmedinejad’ın karşısında yenilgiye uğrardı. Bunları hazm etmek kolay değildi.

Fitnecilerin ortaya çıkışı

Ahmedinejad’ın birinci cumhurbaşkanlığı bitiyor tekrar seçim hazırlıkları yapılıyordu; zahirde Ahmedinejat’tan intikam almak gibi görünen seçimler aslında Rafsancani siyasal doktrinini tekrar hakim kılmak ve Velayet-i Fakih’i devre dışı bırakmak olduğu biliniyordu. Tanıdık bir çehre sahneye sürülmüştü. İmam Humeyni zamanında Ayetullah Hamanei'nin cumhurbaşkanı olduğu hükümette başbakanlık yapmış Mir Hüseyin Musevi.

Bu seçimde de Rafsancani siyasi/fikri akımı yenilgi alınca hüsran dayanılamayacak seviyeye varmış oluyordu; daha seçim sonuçları açıklanmadan “eğer Mir Hüseyin Musevi kazanmazsa halk ayaklanır , sokaklara dökülür” tehditleri savrulmaya başlandı, “seçimlerde hile yapıldı”, “oylar çalındı”, “benim oyum nerede" gibi Batı referanslı sloganlar atılmaya başlandı. İşte “fitne grubu” da burada ortaya çıkmış oluyordu. İmam Hamenei bu durum karşısında çok şiddetli konuşmalar yapmasına rağmen dış kaynaklı propagandalar bitmek bilmiyordu. İmam Hamenei bir konuşmasında bu fitne grubunun hedeflerine ulaşamamsı hakkında şöyle diyordu: “İnkılabın nasıl büyük bir tehlike atlattığını gelecek nesillerimiz daha iyi anlayacaktır”.

İlkeciler/ Usulgerayan

Rafsancani’nin siyasi/fikri akımı taraftarları kendilerini en güçlü grup olarak görüyor, halkın büyük bir bölümünü temsil ettiklerini düşünüyorlardı. Dolayısıyla Hatemi’nin iki dönem cumhurbaşkanlığından sonra tekrar seçime hazırlanıyorlardı; adayları Ayetullah Haşimi Rafsancaniydi. Rafsancani şemsiyesi altında, reformcular, demokratlar, şah taraftarları, inkılap karşıtları, Batı yanlısı liberaller, Velayet-i fakih karşıtları güçlü bir cephe oluşturmuşlardı. Bu fikri/siyasi akım sekteye uğramadan devam etmeliydi.

Bunların karşısında dağınık ve 7-8 guptan oluşan Velayet-i fakih hattında olanlar yeni bir cephe oluşturdular, daha önce de var olan bu gruplar artık birleşmeye ve tek cephe halinde hareket etmeye karar verdiler. Hatemi’nin cumhurbaşkanlığı döneminde yapılan parlemento seçimlerinde çoğunluğu ele geçiren İlkeciler / Usulgerayan, Rafsancani’nin karşısına Ahmedinejad’ı çıkardılar. Usulgerayan, Reformculara hiç beklemedikleri bir yenilgi tattırdılar.

Ahmedinejadın cumhurbaşkanı seçilmesiyle inkılabın yeniden eski hattına, İmam Humeyni’nin çizgisine döndüğüne inanılır. Yalınayaklılar, fakir tabaka için umut güneşi doğmuş, kapitalist liberal Batı yanlısı düşüncenin sonu gelmişti.

Velayet-i Fakih hatının gerçek fonksiyonu ortaya koyuldu; eğitim, ekonomik, kültürel alanda iç sorunların giderilmesinde, dış siyasette emperyalistlere karşı dik duruşta Velayet-i fakih’in misyonu artık fiilen görülmeye başlamıştı.

8 yıllık Ahmedinejad döneminde İslam cumhuriyeti 16 yıllık Rafsancani siyasi/fikri akımının başaramadığı atılım ve ilerlemeyi gerçekleştiriyor ve dahası İslam cumhuriyetini dünyada söz sahibi olan ülkeler seviyesine gelmesini sağlıyordu.

İnhirafcıların ortaya çıkışı

Başarının Velayet-i fakih hattında olmasından kaynaklandığının farkına varamayan Ahmedinejad taraftarları yanlışlar yapmaya başladılar. Meşşai gibilerin yanlış ve munharif sözleri ve eylemleri Ahmedinejat hükümetinin mahbubiyetini gölgelemeye başladı. Velayet-i Fakih’e karşı dolaylı tavırlar yeni bir zihniyetin doğmasına sebep oluyordu. Ahmedinejad’ın etrafını bu zihniyete sahip olanlar sarmaya başladı. Kendilerini halkın sahibi gören bu kesim, fiili olarak birşey yapamasalar da fikri alanda, üstü kapalı olarak kendilerini zuhura ortam hazırlayan, İmam-ı Zamanla irtibatta olan, onun temsilcileri olma gibi inhiraf düşüncesinin doğmasına sebep oldular. Böylece “inhırafcılar” diye adlandırılan grup ortaya çıktı.

Cephe-yi Payidari’nin(metanet cephesi) ortaya çıkışı

Reformcuların takip ettiği siyasi akımın akibetinde “fitnecilerin” çıkması, Usulgerayan’ın arasından da “inhirafcıların” çıkması, Velayet-i fakih hattında olanları yeni bir arayışa sürükler. Reformcular artık ülkenin iç ve dış siyasesetini belirlemede devre dışı kalır, İlkecilerin arasında ise kıyasıya bir mücadele başlar.

İlkeciler, hem fitneciler , hem de inhirafcılardan saflarını ayırmalarına rağmen aralarında mücadele farklı bir alanada yapılır. İlkeciler, fitne ve inhirafın ortaya çıkmasıyla Velayet-i fakih ekseninde daha bir kendetlenmişti ama bu iki sapkın gruba karşı alınan tavırlar konusunda ihtilafa düşüyorladı. İlkecilerden bir grup, fitne ve başındakilere tepki konusunda çok pasif davranıyor, inhirafcıları daha fazla önemsiyordu; onların önlerinin alınması gerektiğini düşünüyorlardı, bir grup ise fitnecilere gereken dersin verilmesi gerektiğini ve bunların sisteme ihanet içinde olduklarını söyleyip cezalandırılmaları gerektiğini savunuyorlardı. Bir diğer ayrılık noktaları ise Velayet-i fakihin açılımı noktasında yaşanıyordu.

Usulgerayanı bir çatı altında toplama girişimi farklı stratejileri yüzünden “Cephe-yi Muttehidi Usulgerayan” ve “Cephe-yi Payidari” diye ikiye ayrılır. Böylece Usulgerayan’ın içinden herşeyin odak noktasında Velayet-i fakih’in olmasını ve bütün siyasetlerin Velayet-i fakih perspektifinde şekillenmesi gerektiğini savunan “Cephe-yi payidari” diye güçlü bir grup ortaya çıkar.

İran cumhurbaşkanı seçimleri şimdiye kadar Reformcular/liberaller ve Usulgerayan/muhafazakarlar arasında geçiyordu. 8 yıllık Ahmedinejad dönemiyle bu çekişmenin bittiği ve yarışın artık Usulgerayan/ ilkecilerin kendi aralarında devam edeceği düşünülüyordu. Şimdiye kadar salih ve takvalı kimse cumhurbaşkanı olsun deniliyordu, bu aşamadan sonra esleh/daha salih ve daha takvalı kimse seçilsin söylemleri dillendiriliyordu, ta ki, aday adayları açıklanana kadar.

Adaylığını açıklayanlara bakılınca seçim tansiyonunun istenen düzeyde olmayacağı düşünülüyordu. Adaylık süresinin son anlarında sahneye eski rakipler çıkınca herşey tersine dönmüş oldu.

Seçim yarışının Usulgerayan/ilkecilerinın kendi aralarında olması beklenirken, yarış farklı rakipler arasında olacakmış gibi görünüyor.

Ayetullah Rafsancani ( d. 1934 ), Düzenin Yararını Teşhis Konseyi Başkanı. Arkasındaki güç, reformcular, fitne grubu, liberaller, demokratlar, inkılap karşıtları, batı yanlısı mureffeh kesim.

Said Celili (d. 1965), İran İslam cumhuriyeti Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri ve İran’ın Nükleer Baş müzakerecisi.  İran halkının büyük sempatisini toplamış, herkesin gönlünde yatan aday olarak görülüyor. Arkasındaki güç, Velayet-i fakih hattında olanlar, Cebhe-yi Payidari, ilkecilerin bir kısmı, gönüllü halk ordusu diye tanınan Besiç.

İsfendiyar Meşşai (d.1960 ), Cumhurbaşkanlığı Bürosu Başkanı, Ahmedinejat hükümetinin mahbubiyetini gölgeleyen gölge adam, kanuni ve şeri olarak hiç bir suçu sabit olmamasına rağmen inhirafcıların başı olarak tanınır. Arkasındaki güç Ahmedinejad.

Ghalibaf/Haddadadil/ Velayeti ittifaki, Usulgerayan’ın adayı bu üç kişiden biri olacak.

Mevcut tabloya göre seçim bu dört siyasi akım arasında geçecektir; Reformcular, Usulgerayan, Cephe-yi Payidari ve Ahmedinejad’ın adayı.

Cumhurbaşkanığı için adaylık başvurusu yapan adayların salahiyeti “Şura-yı Nigehban” ( Anayasayı Koruyucular Konseyi) tarafından onaylandıktan sonra seçimde rekabetin kimler arasında olacağı netlik kazanacaktır.

Abdullah Özgür