Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Kimi kuvvetli rivayetlere göre Hasan el-Benna’yı öldüren aslında Benna’nın İngilizlerle işbirlik içinde olduğunu öğrenen ve cemaatten kopan cihatçı gençlerdir. Lakin gel zaman git zaman bu gözü dönmüş cihatçılardan korktuklarından mıdır, İngilizlerle işbirlikçi olmadıklarını ispatlamak istediklerinden midir bilinmez, Müslüman Kardeşler Cemaati sonunda Cumhuriyetçi olmaya karar verir ve Mısır’da krallığı deviren Cemal Abdunnasır ile çıkar evliliği yapar. Gel gör ki devrim için kullanıldıklarını anlamayacak kadar siyasetten ve politikadan bihaber olan bu acemi cemaatin sesi ilerleyen günlerde çok çıkmaya başlayınca Abdunnasır topyekun İhvanları tutuklama kararı çıkarır ve Cemaati fesheder.
Politikadaki çıkar ilişkilerinin Zero-Sum Game (sıfır toplamlı bir oyun) dan ibaret olduğunu monarşi rejimlerinin kuklası oldukları zaman bile anlamayan bu acemi cemaat, Abdunnasır gibi bir kurtla yaptıkları dansın bedelini soluğu Cumhuriyetçilerden nefret eden Körfez ülkelerinde alarak öderler. Bukalemun gibi renkten renge giren bu Cemaat, bu sefer de Cumhuriyetçilere düşman kesilir ve yeniden kralcı olur. Ee, yoksa ekmek te yoktur onlara aş ta yoktur. Mantar gibi türeyen bu cemaatin çokluğunu Cumhuriyetçilere karşı kullanmak isteyen krallıklar, bu cemaate sınırsız destek verirler. Farkında olmadan yine sıfır toplamlı bir oyunun parçası olmuşlardır, ya da parçası olmak zorundadırlar.
Büyüdüğüm körfez ülkesinde de bu Mısırlı, Müslüman Kardeşçi ve bir o kadar da el-Kaideci hocaların ellerinde büyüdüm. Matematik dersinden, Usul-u Tefsir dersimize kadar hocalarımızın %90 ı Mısırlıydı. Körfez ülkelerinin tamamını elden geçiren Mısırlı akademisyenlerin ve eğitmenlerin öğrencileri aslında 30 lu yıllardan tutun da 60-70-80 ve 90’lı yılların çocuklarıdır. Gel görki suya sabuna dokunmadan yaşamaktan vazgeçip yine siyasete soyunmaları ve Mübarek devrildikten sonra hazıra konup iktidara hasbel kader gelmeleri Körfez ülkelerini hiç te memnun etmemiştir. Tepkilerini Cemaatin ülkelerinde bulunan teşkilatlarını kapatıp ileri gelenlerini hapise atarak ortaya koyan Körfez ülkeleri, Mursi devrildikten sonra da bu tutumlarını askeri darbeyi destekleyerek korumuşlardır.
Mursi döneminde çok fazla sesi çıkmayan Müslüman Kardeşler Cemaati’nin Şura Meclisi başkanlarından ve bu cemaatin siyasi partisi olan Özgürlük ve Adalet Partisi’nin Genel Başkan Yardımcısı el-Aryan artık Cemaatin kaybedecek bir şeyi kalmadığı için olsa gerek, tutukluları şimdi neredeyse 1 yıl aradan sonra yeniden hatırlayarak Birleşik Arap Emirliklerine ancak kavgada söylenecek ağır ithamlarda bulunarak Körfez ülkelerine B.A.Emirliklerinin üzerinden şöyle yüklenmiş:
“ Mısırlıların sabrı tükenmek üzere ve artık tavırları katı olacaktır. Artık bilmeliler ki Mısırlılar bir daha asla acı çekmeyecek, çünkü 60 yıldır acıyı özümsemişlerdir. Birleşik Arap Emirlikleri’nin çocuklarını ne kadar da uğraşsak eğitemedik. Ama nükleer güce ulaşmış İran gümbür gümbür geliyor, İran tsunamisi Mısır’dan değil size İran’dan gelecek ve siz Farsların kölesi olacaksınız!”
Hemen ardından Özgürlük ve Adalet Partisi başkanı el-Ketaini basın açıklaması yaparak bu açıklamaların partinin ve cemaatin resmi görüşü olmadığını ancak el-Aryan’ın kişisel görüşü olduğunu belirtmiş. Bu açıklamayı Körfez ülkelerinde yaşayan Mısırlılar da kınayarak karşılık vermişler.
I.Körfez Savaşında Irak’ı destekleyen Yemen’in tutumuna karşılık bütün Yemenlileri ülkesinden çıkaran Körfez ülkelerinin hışmını bu sefer de kendi üstlerine çekmek istemeyen Mısırlıların korkusunu anlayabiliyorum. Zira yaşadığım Körfez ülkesindeki Yemenliler her ne kadar Yemen hükümetinin bu tavrını kınasalar da sığındıkları ve ekmek yedikleri bu ülkenin hışmından kurtulamamışlardı. Yerli öğretmenlerimiz tarafından bile soğuk bir ırkçı muameleye maruz kalan Yemenli sınıf arkadaşlarım “bizim suçumuz nedir” sorularına cevap alamadan ülkeden deport edilmişlerdi.
Bugün Abna Haber ajansının yayınladığı bir habere göre, B.A.Emirlikleri Dış İşleri Bakanı Şeyh Abdullah el-Nahyan İran Dış İşleri Bakanını Pazar günü arayarak dostane mesajlar vermiş. Bölgede cereyan eden son gelişmeler ışığında iki ülke arasında alınacak ortak kararların ve yaptırımların bölge huzuru açısından ve iki ülkenin dostane ilişkilerini kuvvetlendirmesi açısından oldukça önemli olduğunu vurgulamış. Karşılıklı güven ve dostluğun kendisini oldukça mutlu ettiğini ifade eden el-Nehyan, bu dostane ilişkilerin sürekli olması temennisinde bulunmuş.
Bu Birleşik Arap Emirlikleri’nin İran üzerinden Müslüman Kardeşlere vermiş olduğu misilleme bir cevaptır. Nedense bu günlerde İran gibi güçlü bir ülkenin abasının altına yeniden sığınmak isteyen dersini almış Hamas’tan tutun da ucuz hesaplarına İran’ı alet etmek isteyen Birleşik Arap Emirlikleri’ne kadar bazı ülkeler İran’ı kendi lehine kullanmak istemektedir. İran’ın lehine gelişen bu olaylar ancak Allah’ın bir lütfudur.
Müslüman Kardeşler Cemaati'nin AKP hükümeti ile kafa kafaya vererek bölgede körükledikleri savaş ve kazdıkları mezhep çatışmalarının çukuruna bu iki ülkeyi birlikte düşürmüşlerdir. El-Nusra ve el-Kaide gibi kana susamış vandalları doğuran bu Cemaat ve Amerikan ajandasını harfiyen yerine getirerek bağımlılığının bedelini bütün bölge ülkeleriyle düşman olmakla ödeyip batağa saplanan Türkiye hükümetinin bu durumu da Allah’ın bir cezasıdır. Artık AKP hükümetinin PYD kartını oynaması ne kadar boş uğraş ve son çırpınışlar ise, Müslüman Kardeşler Cemaati’nin resmi açıklamaları da son çırpınışlardır.
Ilımlı ve şaşkın Müslümanlara artık geçmiş ola!
BETÜL HANZALA
KAYNAKLAR
http://gate.ahram.org.eg/News/360462.aspx
http://ara.reuters.com/article/topNews/idARACAE90008R20130101