Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Geride kalan 12 yılı 11 Eylül değil Afganistan ve Irak işgalleri tanımladı. Dönemin ABD Başkanı George W. Bush’un “dünyayı büyük bir tehlikeden koruma” ve “işgal edilen ülkelerin halklarını özgürleştirme harekatı” dediği savaşlar, büyük bir yıkım, istikrarsızlık ve kaos yarattı.
El-Kaide yayıldı. ABD’nin kendisine bakışını değiştiren 1998 elçilik saldırılarından önceki dönemde olduğu gibi bölgede ABD çıkarlarıyla aynı istikamette savaşmaya devam etti. ABD işgallerinin yarattığı kaos alanlarında nüfuzunu arttırdı. İşgallerin maliyeti, ABD’yi de emperyalist müdahalelerinde strateji değişikliğine itti. Dönemin ateşli işgal savunucusu ekonomi dergilerinin geride kalan yılları “Pişmanlık dönemi” diye nitelendirdiğine sıkça tanık olduk.
Günümüzde yeni bir dış askeri müdahale ve düşük de olsa bir işgal harekatı yeniden gündemde. Türkiye kamuoyu, Hükümet eliyle en sert müdahalenin gerçekleşmesi için elinden geleni yaparken, Afganistan ve Irak’tan alınmayan dersleri bir kez daha hatırlamakta fayda var.
330 BİNİ AŞKIN KİŞİ ÖLDÜABD’nin Afganistan işgali 7 Ekim 2001’de, Irak işgali ise 19 Mart 2003’te başladı. ABD’de kurulan Cost of War (Savaşın maliyeti) grubunun verilerine göre 2001’den bu yana Afganistan, Pakistan ve Irak’ta 201 bini sivil olmak üzere 330 bini aşkın kişi yaşamını yitirdi. Ölümler halen devam ediyor. Afganistan’da 2012 yılında 2754 sivil yaşamını yitirdi. Hemen her gün bombalı saldırı haberlerinin geldiği Irak’ta ise yalnızca Temmuz ayında bini aşkın insan patlamalarda öldü. UNAMI’nin rakamlarına göre 2013’ün başından bu yana ülkede 5 bin sivil öldürüldü. 12 yılda öldürülen gazeteci sayısı ise 319.31 MİLYON NÜFUSA 22 BİN DOKTORSavaş silahla öldüremediğinde yan etkileriyle öldürdü. Costs of War’dan Neta Crawford, ülkedeki sağlık sisteminin tamamen çöktüğünü, savaşla birlikte ülkeden kaçan yetişmiş sağlıkçıların, doktorların ülkeye geri dönemediğini söylüyor. 31 milyon nüfuslu Irak’ta yalnızca 22 bin doktor var. Psikiyatr sayısı ise 84. 2003’teki işgal öncesi ülkede 34 bin doktor bulunuyordu. 1990’la 2005 karşılaştırıldığında ülkedeki çocuk ölümü yüzdesi yüzde 150 arttı.2.8 MİLYON KİŞİ YERİNDEN EDİLDİDünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre Iraklıların yüzde 70’i temiz suya erişim imkanından mahrum. Nüfusun yüzde 80’i ise yeterince sağlıklı bir çevrede barınmadığı için bulaşıcı hastalık tehlikesiyle iç içe yaşıyor. Her 5 Iraklı çocuktan biri yetersiz beslenmeden dolayı büyüme geriliği sorunu yaşıyor. İşgal sonrası 2.8 milyon kişi zorla yerinden edildi. Bunların 1.5 milyona yakını mülteci olurken, 1.3 milyona yakın kişi ise ülke içinde yer değiştirdi.. İşgal sonrası barınma problemi de büyük oranda arttı. 2010’da yapılan bir araştırmaya göre ülkenin yüzde 53’ü gecekondu benzeri evlerde yaşıyor. İşgal öncesi bu rakam yüzde 17’ydi.EKONOMİ VE ALT YAPI YERLE BİRABD, 11 Eylül’den bu yana işgal hareketleri için 3 trilyon dolardan fazla para harcadı. Yerle bir olan kentlerin alt yapısı büyük zarar görürken önemli miktarda sermaye kentlerin rehabilitasyonuna harcandı. Savaşla birlikte vasıflı iş gücü büyük oranda ülkeleri terk etti. Bu da yeniden inşa sürecini olumsuz etkiledi. ABD’nin 2003’ten itibaren Irak’ta uygulamaya koyduğu neoliberal politikalar işsizliği ve güvencesiz çalışmayı arttırdı. Tarım ve imalat sanayi büyük zarar gördü. İşgal sonrası ülkenin devasa petrol kaynakları ABD ve İngiliz şirketlerinin kontrolüne geçti. Irak’ta BM rakamlarına göre nüfusun yüzde 28’si işsiz.
ÖZGÜRLEŞTİLER Mİ?ABD’nin işgal hareketlerine başlarken kullandığı argümanlardan biri Afganistan ve Irak halkını özgürleştirmekti. Her gün onlarca kişinin öldüğü, ekonomik alt yapının yerle bir olduğu her iki ülkede de demokratik rejim göstermelikten öteye gidemiyor. İşgalle birlikte ülkeyi terk edenlerin önemli bir oranını eğitimli orta sınıf oluşturdu. Ülke üniversiteleri ve eğitim sistemi bundan ve bombalamalardan büyük zarar gördü. Cost of War, 1991’de kadınların tüm Irak’taki üniversite personelinin yüzde 30’unu oluşturduğunu bugünse kaos ve savaş ortamında kadınların siyasi ve toplumsal yaşama katılım oranının zorlaştığına dikkat çekiyor.
SAVAŞ BARONLARI KAZANDISavaş ekonomisinin kazananı ise yine başını emperyalist devletlerin çektiği silah sanayi oldu. Pentagon’un bütçesi 400 milyar dolara çıkarken ABD merkezli Lockheed Martin sürecin en büyük kazananı. Yalnızca bu şirket 2011 yılında Pentagon’la 36 milyar dolarlık silah anlaşması yaptı. Pentagon, 11 Eylül’den sonra tüm anlaşmalarını beş şirketle imzaladı: Lockheed Martin, Boeing, Northrop Grumman, Raytheon ve General Dynamics. Bu şirketler, işgalin yarattığı ortamda önemli iç sorunlar yaşayan Irak ve Afganistan’da silah sattı. Irak’a 2005’ten bu yana 35 milyar dolarlık silah satıldı. CIA, NSA gibi istihbarat kurumlarının da bütçeleri artarken, 11 Eylül ortamının yarattığı gözetim toplumu tüm dünyada “Güvenlik endüstrisi”ni pompaladı.Mithat Fabian Sözmen