Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Kendilerine Amerika’yı ve İsrail’i bir Müslüman ülkesi olan İran’dan daha yakın gören Sünni dünyası açısından ibret dolu sonuçlar çıkarttığımız İran-Amerika müzakereleri, aynı zamanda bu dünyanın nevrozlarını da gözler önüne sermektedir. Fütürsuzca ve ilkesiz bir şekilde hareket ettiği için ve sanki sirke çıkmış gibi şovdan öteye gitmeyen komik manevralarıyla diplomaside dibe çöken ve tutunduğu her dal elinde kalan Türkiye ise sanırım bu ironik tabloda en acınası yerde duran ülke olarak Ortadoğu tarihindeki yerini aldı.
Bilindiği üzere nevrozların en belirgin semptomları olgun olamama, kendini küçük görme, öfke ve saldırganlık olarak hastadan hastaya kendini farklı şiddetlerde gösteren davranış bozukluklarıdır. Körfez ülkelerinin ve Türkiye'nin yıllardır bir dediğini iki etmedikleri Amerika, zaten üç beş kuruş olan ilkelerinden ve değerlerinden sırf o istiyor diye vazgeçmelerine rağmen ve nasıl olsa o bizi korur o bizim babamızdır diye sırtlarını tam tevekkül ona yaslayarak İran’a karşı yürütülen her türden ambargo ve psikolojik savaşta ön saflarda savaşmalarına rağmen işte Amerika birgün birgecede onları satmış hatta bütün o romantik yılları ve yaşanmışlıkları da yok sayarak onları küçük düşürmüştü. Bu satışın ağır darbesiyle neye uğradıklarını şaşıran bu ülkeler biz nerede hata yaptık sorusunu kendilerine hiçbir zaman sormayı yine akıl edemeyip can derdine düşerek Amerika ve İran’a karşı yine oldukça sebuk ve toy bir intikamın en cılız planlarını yaparak bir kez daha komik duruma düşmüşlerdir.
Bir yanda Amerika’nın çiğneyip çiğneyip yere tükürdüğü Sünni dünyasınin uzlaşmacı kesimi, diğer yanda küfrün tek vücut olarak yıllardır hertürlü planı ve yaptırımı uygulamasına rağmen bölgede tek başına yıllarca direnen İran İslam Cumhuriyeti…
Allah’ın inayetiyle dünyada tek yenilmez İslami güç olmasının ise asla bir tesadüften ibaret değil, İmamların çizgisinde yol aldığı için bunun kendisine verilen bir hak olduğunu görmek İlahi adaletin pratikte nasıl da işlediğine bizzat şahit olan bizlerin imanına güç katmıştır.
Biz dünya insanlarına Arş Ehli olan Ehli Beyt’in verdiği mesajlardan ve öğretilerden bi haber olan Sünni dünyasının basınını incelediğimizde bu doktrinlerden yoksun olmalarından dolayı beyhude çırpınışlarının sürdüğünü görmekteyiz. Kimisi Amerika’nın bu manevralarını kendilerine yapılan ihanet olarak nitelerken, kimisi de Amerika’nın kendilerini ortak düşmanları olan İran’a sattığını savunarak Amerika’yı ağır dille eleştirmiş.
el-Awsat yazarı olan Abdurrahman el-Raşid, adeta bir ağıta dönüştürdüğü makalesinde bütün dünyanın Amerika’nın Suriye’ye bir ders verip aynı zamanda da İran’a göz dağı vereceğini düşünürken Amerika-İran arasında gerçekleşen telefon görüşme haberinin bu beklentiyi tuzla buz ettiğini belirterek hayal kırıklığını ve kızgınlığını şöyle dile getirmiş: “ Kimin diğeri ilk aradığı umrumda bile değil. Ama Obama nasıl olur da İran’a böyle bir tarihi fırsatı verir! Bu telefon görüşmeleriyle taçlanan ilişki acaba daha önceden Umman sultanının iki ülke arasında getirip götürdüğü mektupların neticesi olarak 2. aşamaya geçildiğinin bir göstergesi midir? Ne oldu da Amerika gibi süper bir güç yıllardır her açıdan kuşattığı ve bütün dünya ülkelerinin Şerr ekseni olarak gördüğü bu ülkeye kapısını araladı? Eğer bu değişimi Amerika başlattıysa bizde de değişim başlayacak demektir. Hem Amerika’nın bu açılımı karşısında İran Amerika’ya ne verebilirki? Amerika ise yenilgiyi kabullenme mesajını çoktan İran’a vermiştir bile. Biz Amerika olmadan İran’la başedemeyiz, onunla bir mücadeleye bile giremeyiz. Obama bu tavrıyla bölgede büyük bir çekişmenin de fitilini yakmıştır. Çünkü Obama Amerikan hapisanesinden İran gibi tehlikeli bir mahkumu bölgeye salıvermiştir!”.
El-Hamid ise biraz daha sert dil kullanarak Obama’nın zannedilenin aksine şapşal bir siyasetçi olduğunu ve İran’ın istemem yan cebime koy siyaseti izleyerek Amerika’yı parmağında oynattığını savunmuş.
Suudlu gazeteci Cemal Khashece bu kaygısını hezimeti kabul eden yazısıyla şöyle dile getirmiş: “Amerika-İran yakınlaşmasını gördükçe bizi bir korku sarıyor. Öncelikle kendimize güvenimizi kazanmamız gerekiyor. Bizim güçlü olduğumuzu görmek için sanıyorum hepimizin acil olarak psikolojik desteğe ve reel siyaset hakkında birkaç seansa ihtiyacımız olacak. Bana göre eski istihbarat başkanımız Prens Turki “İran kağıttan bir kaplandır” demekle doğru söylemişti. Tek ihtiyacımız olan öncelikle iyi bir plan yaparak, stratejik dostlarımızı ve sabit çıkarlarımızı belirlemektir. İranla ilişkileri normalleştirmenin belki de artık zamanı gelmiştir. Bunu Umman sultanı İran’ı ziyaret ederek gerçekleşmiştir. BAE ise bunu iktisadi düzeyde yıllardır gerçekleştiriyor zaten”.
Bir diğer Hayat gazetesi yazarı köşe yazısında şöyle bir itirafta bulunmuş: “İran cumhurbaşkanı Hasan Ruhani Newyork’ta bir ilki gerçekleştirerek Amerika-İran ilişkilerinde önemli yol katetmiştir. Bu bana göre Suriye ve Irak meselelerinde İran’ın başarısının göstergesidir. Bundan daha da önemli olanı pek yakında Amerika’nın İran’ın bölgedeki rolünü itiraf etmesidir”.
Sharq el-Awsat gazetesinin yazarlarından Tarık el-Hamid ise Amerika’nın İran ciddiyetini sınamadaki girişimlerini biraz abartılı bulduğunu belirterek İran-Amerika ilişkilerini şöyle yorumlamış: “ Obama acaba kimsenin görmediğini gören bir dahimidir, yoksa sadece “umudu” olan bir siyasetçimidir?. Biz elbetteki Obama’nın sadece umut güttüğünü düşünüyoruz. Çünkü Obama bizi değişim hakkında ikna edebilirmi? Bu nasıl bir değişim olacaktır ki? Hem kimin çıkarına olacak olan bir değişimdir bu?”
Körfez Araştırma Merkezi başkanı Dr. Abdulaziz Saqr ise Amerika’nın İranla görüşme gerçekleştirmek uğruna gereğinden fazla geri adımlar attığını beyan etmiş. Bunun Körfez ülkelerinin güvenliği açısından ciddi tehlikelere yol açacağından duyduğu endişeyi dile getirerek Washington’dan bu görüşmelerin getirisi ile ilgili öncelikle Körfez ülkelerini ikna etmesi gerektiğinin altını çizmiş. Ortadoğu’da müttefik olduğu ülkelerin görüşünü almadan bir karar vermemesi hakkında Obama’yı uyararak sözlerine şunları da eklemiş: “ İran-Amerika barışı ya da anlaşmaları Ortadoğu’daki diğer ülkelerin güvenliğini ve istikrarını kötü yönde etkilememesi ve özellikle de Körfez ülkelerinin hak ve hukukunu ihlal edici yönde olmaması gerekmektedir”.
"Korku dengesiyle bölgedeki balans ayarını tutturmaya çalışan İran ile Rusya'nın bölgedeki nüfuzunu İran üzerinden kırmak isteyen Amerika'nın bu yakınlaşmasını dikkatle incelemek lazım" yorumu ile George Seman diğer yazarlara göre korkularını bastırmaya daha bir özen göstermiş gibi gözüküyor.
Müslümanların en büyük düşmanı olduğu için İran’ın yoketmek için and içtiği İsrail’in kaygılarını Sünni dünyasının paylaşması ve onunla İran’a karşı yaptırımlar için masaya oturması bizim açımızdan en düşündürücü olan kısmıdır. İsrail, Arap ve Türk diplomatlarıyla bu telefon krizinin endişelerini basına kapalı toplantılarla paylaşırken, bu toplantılarda İsrail Filistin barış süreci de masaya yatırıldı. İsrailli gazetecilerin büyük bir merakla takip ettiği bu toplantılara gelecek günlerde Arap-İsrail ve elbetteki Türk taraflar arasında İran’a karşı yaptırımların dünya basınına duyurulacağı beklentisi hakim. Zira Araplar ve Türkler Amerika’nın bu tutumu karşısında ihanete uğramış olduklarını düşündükleri için İran’a karşı Amerika ile çıktıkları yola İsrail ile devam edecek gibi gözüküyorlar.
Yüce Rabb şüphe götürmez bir şekilde kanunlarını ve kırmızı çizgilerini biz kullarına çok net çizmiştir. Bütün zamanlara ve mekanlara hitap eden değişmez bu İlahi kanunlara kulaklarını tıkayan Sünni dünyası daha çook bir zavallılıktan ötekine ve bir hezimetten diğer bir hezimetin kucağına zelil cariyeler ve mağlup askerler gibi düşmeye mahkum olacaktır.
Sen onların öz milletlerine uymadıkça Yahudiler de Hıristiyanlar da senden asla hoşnut olmaz. De ki: "Allah'ın kılavuzluğu, erdirici kılavuzluğun ta kendisidir." İlimden sana ulaşan nasipten sonra bunların boş ve iğreti arzularına uyarsan, Allah katından ne bir dostun/destekçin olur ne de bir yardımcın. Bakara Suresi/120
BETÜL HANZALA
KAYNAKLAR:
http://www.aawsat.com/leader.asp?section=3&article=745063&issueno=12725#.UkkeUIbwlYg
http://alhayat.com/OpinionsDetails/557010
http://www.fajerweb.org/article.php?id=1145&cid=40#.UkkSqobwlYg
http://alhayat.com/OpinionsDetails/556868
http://www.almanar.com.lb/adetails.php?eid=605273&cid=31&fromval=1&frid=31&seccatid=171&s1=1