Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Kum havzası talebelerinden bir grup Meşhed’e ziyarete gelmişlerdi. Ayetullah Hamenei onlarla daha önceden tanışıyordu. Yaz tatilinde Meşhed’e gelen İmam Humeyni’nin büyük oğlu Mustafa Humeyni bu topluluğa katılır ve samimi toplantılar yapardı. Ayetullah Hamenei ilk defa bu toplumun içinde İmam Humeyni’nin ismini duyar, kendisi şöyle anlatıyor: “ Kum’dan gelen bu talebelerden, hacı Aga Ruhullah Humeyni’nin Kum’da genç talebe ve fazılların teveccüh ettiği büyük ve maruf müderrislerden olduğunu duyardım.”İmam Humeyni’nin ismini ilk defa duyduktan sonra onu görme 1957 yılında nasip olacaktı. Ayetullah Hamenei annesi, teyzeleri ve küçük kardeşiyle birlikte Irak’daki masumların türbelerini ziyaret etmek için çıktıkları yolculukta 2-3 gün Kum şehrinde kalırlar. Fırsattan istifade edip bu bir kaç gün içinde müctehidlerin haric derslerine katılır. Bu derslerden biri İmam Humeyni’nin “Selmasi Camiinde” yüzlerce talebeye verdiği hariç dersidir. İmam Humyeni’nin yerde oturarak ders verdiğini görür. Meşhed’de Ayetullah Milani’nin derslerine katılan Ayetullah Hamenei, İmam’ın dersinin daha sıcak ve samimi bulur. İlk defa üstadın yüksek sesle ders verdiğine ve talebelerin ders esnasında sorular sorduğuna şahid olur. Bunun ders ortamının daha verimli ve sıcak olmasına sebep olduğunu söyler.1358 yılında Kum şehrine dini eğitimini devam ettirmek için geldiğinde ilk seçtiği ders İmam Humeyni’nin dersi olur. Usul dersini İmam Humeyni’nin yanında okumasının yanısıra Ayetullah Hairi’nin yanında aldığı fıkıh dersine de İmam Humeyni’nin yanında devam eder.Seyyid Ali Hamenei, İmam Humeyni’nin ders verme şekli ve uslubunun kendi seviyesindeki diğer üstadlardan daha farklı olduğunu görür; öğrencileriyle samimi ve arkadaş olan çok az üstad vardır. İmam Humeyni sabah erkenden evinin bulunduğu “Yehkçal Gazi” caddesinden ders verdiği “Selmasi Camisine” kadar sessiz ve sakin gelip dersinin verir geri dönerdi, öğleden sonra da aynı şekilde yapardı. Bazı üstadların dersten önce ve sonra öğrencileriyle oturup sohbet etmesi ve şakalaşması gibi bir adati/huyu yoktu. Ayetullah Hamenei İmam Humyeni’yi tanıdıktan sonra onun bu özelliği hakkında şöyle buyurur: “Normalde böyle huyu olan bir üstadın dersine öğrencilerin canı gönülden katılmaması gerekir ve böyle üstadtan hoşlanılmaz ama İmam Humeyni hakkında bunun tam tersiydi; öğrenciler onun kendilerine karşı sert ve ciddi davranışına rağmen ondan çok hoşlanıyor ve onu o kadar seviyorlardı ki ben Kum ve Meşhed’de bulunduğum müddetce üstad öğrenci ilişkisinde üstadın bu kadar sevildiğini çok nadir gördüm.”İmam Humeyni’nin derslerine Ayetullah Hamenei’nın en fazla dikkatini çeken konu, İmam’ın ilmi açıdan yüksek mertebeye sahip olması, dersin konusuna derinlemesine hakim olması, ilmi mubahese ehli olması, konuyu öğrencilere çok çabuk aktarma yeteneği ve ilmi münazaralarda konuya hakim olmasıydı. Bu konuda da şöyle buyuruyor: “Kim soru sorsa hemen cevabını verirdi, bazen öğrencilerin eleştirileri yerindeydi ama o cevap vermekte aciz kalmazdı cevabını hemen verirdi. Bazen verdiği cevabı kendisi de beğenmez ve ertesi gün cevabı değiştirirdi. Hatırlıyorum bir kaç defa eleştiri yapanın eleştirisinin yerinde olduğunu söyleyip takdir ederdi.”Seyyid Ali Hamenei, İmam Humeyni’nin hem ahlak dersi, hem de felsefe dersi verdiğini duyar. Felsefe dersinin Havzada tatil edilmesinin üzerinden yıllar geçmişti. Bu da Ayetullah Hamenei için yeni bir şeydi. Kum’a gelince talebeler/öğrenciler ve fuzela arasında İmam’ın ahlak üstadı olduğunu duyar. İmam Humeyni’nin ahlak dersleri o kadar faydalı ve çekiciydi ki havzanın ileri gelenleri bile onun ahlak dersine katılırdı. Ayetullah Hamenei şöyle diyor: “Biz , (İmam’ın ahlak derslerinin özelliklerini) duymuştuk hatta bazen derslerinde bile yeri geldiğinde ahlaki konulara değinirdi.” İlim havzalarında, ders yılı başlangıcında, yıl ortasında ve bitiminde üstatların öğrencilere bazı hatırlatma, tavsiye ve nasihatlerde bulunmaları bir gelenektir. İmam Humeyni bu dönemlerde ahlaki konulara değinirlerdi. İmam Humeyni’nin bu tavsiye ve nasihatleri hakkında Seyyid Ali Hamanei şöyle diyor: “(İmam’ın ahlak dersinde) kıyamet kopardı; öğrenciler hüngür hüngür ağlarlardı, talebelerin kalbinde büyük bir heyecan oluştururdu. İnsanın kalbi değişirdi/munkalib olurdu. Ben onun derslerine katıldığım yıllarda defalarca bu manevi sözleri duyma tevfikine nail oldum.”Seyyid Ali Hamenei, İmam Humeyni’nın metod ve üslubunu İslami ahlaktan kaynaklandığını düşünüyordu; dünyaya itina etmemesi, hayatın tecemmülatına, gösterişine önem vermemesi, yaşamın cilvelerinden uzak durmasının hatta sessizliği ve az konuşmasının da kaynağının İslami ahlaktan olduğunu söylüyor ve bunun asla tekebbür ve kibirden olmadığını vurguluyordu.Ayetullah Burucerdi’nin (r.a) vefatından sonra İmam Humeyni talebelerin ısrarı üzerine ilk defa minberde oturup ders verecekti. O zamana kadar İmam derslerini yerde oturarak verirdi. Ayetullah Hamenei o günü şöyle anlatıyor: ” Öğrenciler İmamın minbere oturmasını gülerek karşıladılar, İmam da tebessüm edip gülüyordu, ne de olsa bu İmam için yenilikti, bir ilkti. İmam minbere oturduktan sonra şöyle buyurdu: Bismillahirrahmanirrahim, Merhum Ayetullah Muhammed Hüseyin Naini ilk minbere oturduğu zaman ağlayarak şöyle diyorlardı, “bu minber Şeyh’ın oturduğu minberdir, iş nereye vardı ben şimdi oturuyorum”. İmam Humyeni bunu söyledikten sonra şöyle devam ettiler: Bugün bizim sıramız geldiği için bizim bugün ağlamamız gerekir. Böylece ahlak dersini vererek herkesin kalbini munkalib ettiler.”Ayetullah Burucerdi’nin vefatından sonra ulema arasında merceiyet meselesi konuşuluyordu; Şianın merceiyeti Kum’da kalacak mıydı, yoksa Necef’e mi gidecekti? Kumlular uzun yıllar Şia’nın merceiyyetini Kum’da görmüş ve devamını istemekteydiler. Çünkü Kum Şia aleminin en büyük ilim havzası konumundaydı dolayısıyla Kum’da kalmasını istiyorlardı. Diğer taraftan Necef uleması Şia’nın merceiyetinin Necef’e yakıştığını savunuyorlardı. İmam Humeyni’nin bu konuda şöyle buyuruyordu: “Şia’nın merceiyeti konusunda Kum mu, Necef mi sözkonusu olmamalıdır, bu ihtilaf şeytandandır; hedefi ilahi olan iki görüş sahipleri ihtilaf içinde olmamalıdırlar, Allah rızası için ders okuyun; bunun Kum veya Necefi olmaz.”Ayetullah Hamenei İmam Humeyni’nin bu sözleri karşısında şöyle buyuruyor: “(İmam Humeyni’nin sözlerini) hiç unutmam, insan düşünüyor da bu konu o kadar da karmaşık ve içinden çıkılmaz değildir. O sözler o zamandan beri benim kalbimde çok büyük etki bırakmıştı. Olaya böyle şirin ve sıcak beyanlarla irfani ve ahlaki yaklaşması insanı etkiliyordu. Talebeler bu beyanlardan derinden etkilenmiş ve birçokları hüngür hüngür ağlıyorlardı.”Seyyid Ali Hamenei, İmam Humeyni’nin özel hayatını yakından bilmese de onun nefsini arındırmış, takvalı olduğunu biliyordu. İmam Humeyni’nin, ulemadan bazılarının kendisine mürid toplama gibi hataya düşmediğini ve etrafına toplanmak isteyenleri dağıtmaya çalıştığına şahid oluyordu. İmam Humeyni’nin eski dostlarından biri şöyle diyor: “Ben kırk yıldır onunla tanışıyorum ondan bir tane terk-i evla görmedim.” Seyyid Ali Hamenei, ustadının ulemanın ona olan teveccühünden haberdar olduğu için şöyle buyuruyor: ” Ben gerçekten takva açısından havass/seçkinler arasında böyle itibarlı çok az alim gördüm. Bu önemli bir noktadır, İmam hayatı boyunca öyle yaşamış ki günümüzde itibarlı olan ve halka kendisini kabullendirmiş ulema onu takvalı olarak adlandırıyor.”Seyyid Ali Hamenei’nin İmam Humeyni ile daha yakından tanışması, ders yılının sona ermesinden sonra Ramazan ayında tatil için Meşhed’de dönmek için kendisiyle vedalaşmak için ziyarete gittiği zaman gerçekleşir. Talebeler genellikle tatile gittikleri zaman üstatlarıyla vedalaşmak için onları ziyaret ederlerdi, Ayetullah Hamenei de şöyle anlatıyor: “İmam Humeyni, oturmuş etrafında yarım daire şeklinde kitaplar diziliydi mutalaa ediyordu, kendisiyle bir kaç cümle konuşup vedalaşmak için arz ettim; müsaade eder misiniz, tatile Meşhed’e gidiyorum.”İmam Humeyni onu ve babasını tanıdığı için babasının hal hatırını ve Meşhed’in durumunu sorar ve daha sonra, “selam söyleyin” deyip uğurlar.Ders dışında İmam Humeyni ile görüşmesi böylece başlamış olur. Talebeler tekrar ders yılı başlayınca Kum’a döner ve derslerine başlarlardı. Ders dışında İmam Humeyni ile görüşmesi “Eyyami Fatimiyye” diye adlandırılan Hz.Fatima’nın (s.a) şehadet günleri münasebetiyle düzenlenen matem meclislerinde gerçekleşiyordu. İmam Humeyni bu münasebetle merasim düzenler ve toplantıda mersiye okuyan kişi “Kevseri” idi. İmam ev sahibi olduğundan gelenleri karşılar ve gelen her talebe için hareket eder buyur ederdi, Ayatullah Hamenei şöyle aktarıyor: “İmam matem meclislerinde çok vakarlı ve sakın bir şekilde oturur ve sanki şeri göreviymiş gibi her gelenle bir kaç cümle sohbet eder hal hatır sorar ve tekrar başını aşağı eğer tefekkür ederdi.”Seyyid Ali Hamenei’in İmam Humeyni ile ilişkileri öğrenci ustad ilişkisinden öteye daha yakın diyalog ve ilişkiye dönüşür. Kum’dan Meşhed’e döndükten sonra bu ilişkiler inkılabı mücadeleye ve İmam’ın emrilerini Meşhed’de yaymayla devam eder. İmam sürgüne gönderildikten sonra da Ayetullah Mutahhari aracılığıyla devam eder.
7 Ekim 2013 - 20:30
News ID: 470562
Allah’ın adıyla İmam Humeyni ile ilk tanışması 1955-56 yıllarında gerçekleşiyordu. O yıllar Ayetullah Hamenei Meşhed’de bulunuyordu.