Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Bu grup, Irak’ın El Anbar ilinde Suudi Arabistan ve Katar’ın mali destekleriyle ve Amerika ve Fransa’nın direktifleri ve koruması doğrultusunda 2012 yılının başlarında kendi faaliyetlerine başladı. Irak’ın El-Anbar ilinde ortaya çıkan El-Kaide Örgütü’nün bölgedeki siyasi dengeleri değiştireceği anlaşılmaktadır, öyle ki; El-Menar Haber Ajansı geçmiş günlerde Amerikalı bir heyetin çabucak kendisini Riyad’a ulaştırdığı ve Suudi Arabistan yetkilileriyle görüştüğünü ifşa etmiştir. Bu görüşmeden birkaç saat sonra Amerikalılar Irak ordusunun El Anbar’daki silahlı unsurların aleyhine yaptığı operasyonda Irak ordusuna yardım ettiğini açıkladı. Amerikalıların Irak ordusuna yalancı yardımı, Amerika siyasetçilerinin bölgeye hâkim şartları kabullendiğini göstermektedir.Bu şartlar nelerdir?1- Daeş olarak isimlendirilen güçlerin Irak’ın El-Anbar ilinde odaklanması terörist gruplarının Suriye’de değişim oluşturma ümitsizliğini açıkça ortaya koymaktadır, başka bir ifadeyle Suriye ordusunun bu grupların ve bunların destekçilerinin aleyhine başarıya ulaştığını göstermektedir. Söz konusu grup 2009 yılında Lübnan’a gitmek hedefiyle Irak’ı terk etti ve Trablus’un Nehrü’l Barit ordugâhında Fethü’l İslam çatışmalarının etkeni oldu.Bu olay yaklaşık bir buçuk yıl önce Irak ve Şam İslam Devleti’nin yeni ismiyle ve Beşşar Esad’ı düşürmek hedefiyle hâkim devletin aleyhine askeri girişimlerde bulundular. Mezkur girişimden sonra bu grup genel itibariyle Dımışk ve Halep’in etrafında ve Hams ilinin kuzeyinde konumlanan Cebhetü’n-Nusra örgütünden Irak ve Şam İslam Devleti Emiri unvanıyla Ebu Bekr El-Bağdadi’ye biat etmesini istedi. Ne var ki bu istek En-Nusra komutanı Muhammed El-Cevlani tarafından reddedildi.Muhammed El-Cevlani, Eymen El-Cevahiri’ye biatlı olduğunu ve Eymen El-Cevahiri’nin ise yayınladığı bildirisinde Ebu Bekr’den El-Cevlani sınırlarına yani Suriye’ye girmemesini istedi. Bu konu El-Kaide örgütleri arasında çekişmeleri ortaya çıkardı, ne var ki çekişmelerin varlığına rağmen Deaş grubunun Suriye’de daha çok güce sahip olması ve Halep, Rakka ve Deyru’z-Ruz illeri bu gruba ait sayılması hasebiyle Suriye ordusu bu grubu dağıtmaya odaklandı ve geçen yedi ay süresince bu grubun hâkim olduğu bölgeyi abluka altına alarak bunların uluslar arası irtibatlarını kesti. Dolayısıyla Suriye çatışmalarını bir sonuca ulaştırmaktan ümidini kesen IŞİD terörist grubu El-Anbar bölgesine döndü ve El-Anbar’daki başarısını açıklayarak Feluce’yi İslam Emirliğinin geçici başkenti ilan etti ve kaybettiği kariyerini yeniden onarmayı hedefledi.Arabistan Devleti Nuri Maliki ve Beşşar Esad hükümetini düşürmek için bu gruptan yararlanıyordu… Bir yıl önce Kasım ayında Arabistan Emniyet Başkanı “Bender b. Sultan” açıkça Esed ve Maliki’yi düşürme peşinde olan silahlı grupların tamamına mali, siyasi ve silah yardımı yapacağını bildirdi. Onun bu açıklaması bir taraftan bu iki devletin düşürülmesinin Arabistan için ne kadar önem taşıdığını diğer taraftan da El-Kaide güçlerinin Arabistan’dan güvence istemeleri karşısında silahlarının bir kısmının Arabistan tarafından temin edildiğini gösteriyordu. Suudi Arabistan devleti o zamandan bu güne kadar hiçbir kazanımı olmaksızın bazılarının 200 milyar dolar olarak zikrettiği çok yüksek miktarda para harcamıştır.2. El-Kaide’nin El-Anbar ve özellikle Felluce’de yeniden odaklanması son derece stratejik bir yanlış sayılır. El-Kaide bu şehre ve Irak’ın başkentine yakın olması sebebiyle Felluce’nin özel bir konuma sahip olduğunu hesap ediyordu, ancak El-Kaide güçleri Irakta tamamen dağınık haldeydiler. Bu sebeple 2004 yıllarına kadar ve daha önceki yıllarda El-Kaide güçleriyle mukabele edilmesi oldukça zordu. El-Kaide Felluce gibi küçük bir şehri geçici başkent olarak ellerinde tuttuklarını açıkladıklarında binlerce dağınık güçlerini bu şehre çekmek zorunda kaldılar.El-Kaide söz konusu bu güçleriyle Felluce’nin Hayyü’z-Zebat ve Hayyü’l-Melab’ı gibi önemli yerlerine musallat oldu ve şimdi bu kısımları elinden çıkarmaması gerekir. Gerçek şekliyle belirleyici bir duruma sahip olmaksızın Felluce’nin düşmesi ya da düşmemesi olayı El-Kaide için stratejik bir hedefe dönüşmüştür. Bu sebeple binlerce kişilik insan gücünü bu şehirde hazır kıta olarak bekletmeye, sürekli çatışma çıkarmaya ve diğer bölgelerde önemli ölçüde kendi hareket gücünü kaybetmeye mecburdur.Şimdi Irak El-Kaide güçleri Nuri Maliki devleti için kolay bir hedef haline dönüşmüştür. Irak devleti ve ordusu bunların 100 tanesini pusuya düşürmek için aylarca çaba harcıyordu. Şimdi bir bölgede yoğunlaşan bu örgütün binlerce ferdi çok kolay bir hedef haline dönüşmüştür. Böyle bir tabloyla Nuri Maliki’nin her hangi bir yardıma ihtiyaç duymaksızın bu güçleri dağıtacağı tamamen ortadadır. Ancak gelişen bu olaylar sürecinde daha önce söz konusu bu terör örgütlerine her türlü yardımda bulunmaktan kaçınmayan Amerika ve Avrupa Irak askeri güçleriyle muvafık olduklarını ve hatta bu terör örgütlerinin bastırılması için Irak askeri birliklerine silah yardımı yapacaklarını bildirmiştir! Hâlbuki birkaç hafta önce Batılılar kendi ellerindeki teröristlerin bilgilerini Irak ordusunun hizmetine sunmuyorlardı.Elbette şimdi de blöf yapıyorlar ve sadece Irak ordusuna yardım görüntüsü oluşturmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Yaklaşık bir ay önce Hizbullah’ın Genel Sekreteri kendi açık konuşmasında El-Kaide’ye şöyle seslenmişti: “Siz, durumların değişmesi halinde rahatlıkla sizi satacak ve hatta sizinle savaşacak birilerinin para ve programıyla savaşıyorsunuz.” Şimdi Seyit Hasan Nasrullah’ın haber verdiği o gündür. Irak ordusu El-Kaide teröristlerini yok etmek hedefiyle El-Anbar’dan Felluce’ye hareket etmeden iki gün önce Amerika ürkmüş bir vaziyette Riyad’a gitmiş ve Arabistan’ın önde gelenlerine acilen Daeş terör grubundan el çekmelerini hatırlatmıştı, zira bu grup Suriye ve Irak’ta tamamen yok olmanın eşiğine gelmişti.Yaklaşık iki ay önce de Johan Cary Suudi Arabistan’ın yetkilileriyle Riyaz’da yaptığı görüşmede şunları söylemişti: “Sizin ve bizim bölgedeki askeri harekete dayalı siyasetimiz yenilgiyle yüz yüze gelmiştir, dolayısıyla Beşşar Esed’in muhaliflerini silahlandırma siyasetine devam edemeyiz.” Amerikalılar bu sahnede direniş cephesinin karşısında ağır yenilgiye uğramalarının önünü almak istiyorlar. Ancak geçtiğimiz aylarda Amerikalıların Suriye’de El-Kaide’ye bağlı silahlı gruplarına açıkça silahlı yardım yaptığını hatta daha ötesi kendisinin Suriye’ye saldırı saatini belirlediğini ve uydularının görüntüleri ve haber casuslarının İran ve Hizbullah’ın Amerika ve İsrail’i hedef alan füzelerinin ateşlemeye hazır olduklarını bildirmesi ardından silahlarını bıraktıklarını kimse unutmamıştır. Bu süreçte Amerika Rusya’nın planına sığınarak Rusya’yı Suriye’nin silahsızlanması tarafına yönlendirmiş ve Suriye’nin silahsızlandırılmasıyla Esad’ın düşmesinin alt yapısının hazırlandığı imajını vermeye çalışmıştır.Şimdi o analizden üç ay geçmiş ve Esad’ın en büyük silahlı karşıtı Suriye’den kaçmışlar ve Halep tam anlamıyla kurtarılmıştır!3. Direniş cephesi çok geçmeden Irak ve Suriye ile aynı anda terörizm, batı ve Arabistan cephelerine karşı gerçek bir başarıya ulaşacak ve bu büyük başarı komploları, planları ve fitneleri hünsa edecektir.4. Bu gün Irak ordusunun Vahabi teröristlerin aleyhine girişimi çeşitli gruplar tarafından cüretle söz konusu edilmektedir. Amerikalılar Uluslar Arası düzeyde kaç tane savaş uçağının verildiğini haber vermiş ve Ruslar Irak ordusuna özel 15 askeri helikopter vermiştir. Irak’ta çeşitli Ehlisünnetin Arap grupları ordunun El-Anbar’daki operasyonlarını açıkça himaye ettiklerini bildirmiş ve milli düzeyde ise Ehlisünnet, Şialar, Kürtler Irak ordusunu destekledikleri müşahede edilmektedir. Her ne kadar Amerika’nın çeşitli bölümlerde Irak’a askeri yardımı asılsız ve görünürü korumak amacıyladır, ancak meselenin bu kadarı bile yeni bir hal ve yeni bir sonuç doğurmaktadır. Günümüzde sadece Irak’da değil, bilakis ülkelerin tamamında terörizmimle ve terörizmi kollayan ülkelerle savaşılması ciddi olarak hissedilmekte ve genel kanıya göre devletler ve direniş cephesi orduları doğruluktan aldığı pay daha da artmaktadır. Bu meselenin bizzat kendisi İslam dünyasının sadece El-Kaide aleyhine değil, bilakis Arabistan, Amerika, İngiltere, İsrail ve Fransa karşısında bir bloklaşma olarak hesap edilmektedir.Akın Tandoğan - Taha Haber
20 Ocak 2014 - 20:30
News ID: 498690
Belgelerin incelenmesi ve yayınlanmış haberler terör örgütü IŞİD’in Irak El-Kaide Örgütünün bir şubesi, yani Ebu Bekr El-Bağdadi grubu olduğunu ortaya koymaktadır.