Aslında İslam dünyasının dört bir yanında Selefi-vehhabi grupların yaptıkları cinayetler Sunniler başta olmak üzere İslam için hazırlanmış ve bir çok hedefe matuf bir tuzaktan öteye bir şey değildir. Duyarlı müslümanlar bu tuzağa düşmemek için duyarlı olalım. Bu cinayetleri tasvib eden ve zımnen de olsa desteklemeye kalkışan kimseler, bu tür yaklaşımlar ve yorumlarla genel anlamıyla İslam ve özelde ise Ehl-i sünnet İslam yorumunun temeline dinamit yerleştirmekteler. Denenmişi denemek pişmanlıktan başka bir şey beraberinde getirmez. Bunların Cezayır, Pakistan, Afganistan, Somali ve Suriyedeki cinayetleri gözler önündeyken bununla birlikte Sunnilik adına bunlara umut bağlamış olanların akli muhakemesine şaşmak gerek. Kendi bindiğiniz dalı kendi elinizle kesmeyin.
Peygamberimiz kendi misyonu ve risaletinin nihai hedefini İnsanlık camiası için ahlaki erdemleri tamamlamak ve tüm faziletleri en güzel bir şekilde insanlığa sunmak olarak tanımlamaktadır. Allah ( c.c) ise Kur’anı Kerim de biz İslam ümmetini insanlığa iyiliği emreden ve kötülüklerden de alıkoyan ve insanlık için çıkarılmış en hayırlı (mükemmel örnek) ümmet olarak tanımlamaktadır. Ancak müminler kardeştir ve müminin malı, canı ve namusu müslümana haramdır. Peygamberin hadislerinde mümin; insanların elinden, dilinden güvencede ve selamette olduğu kimse olarak tanımlanmıştır. Sunniliğin bayraktarlığına soyunmuş olan bu ruh hastaları vehhabi-selefi cinayet şebekelerinin yaptıkları hakkında yazdığım bu bir kaç satırın zikretiğim bir kaç ayet ve hadis ışığında okunması ve ona göre bunların ne kadar müslüman olduğu hakkında bir knaat beyan edilmesi rıca olunur.
Sunni veya Ehl-i Sünnet dediğimizde hemen aklımzda şu çağrışım şekillenmektedir. Sünnet ehl-i, sünneti hayata geçirmeye çalışan ve kendisini Resulü Ekrem’in sünnetine müntesip bilen kimse veya grup. Tabiki sünnet kökünden türetilmiş tafa’ul babından “ Tassannun” kelimesi de vardır. Bu kelimenin anlamı ise sünnet ehli olduğu tezahuründe bulunan kimse, “Ehl-i Tasannun” bir başka ifadeyle göstermelik sünni demektir. Afganistandan Cezayıra kadar İslam adına baş kesen, ganimet adına müslüman hanımların ırzına geçen, çarşı, pazar camii ve kilise demeden her yerde sivil insanları hedef alan intihar eylemlerini yapanlar, kızların okullarını havaya uçuran ve yüzlercesini Niceryada kaçırıp cariye pazarında satmakla tehdit edenlerin hepsini “ Ehl-i Tasannun” olarak algılamak gerek. Çünkü bunları Ehl-i Sünnet olarak görmek hem Peygambere, hem Ashabına ve hem de İmam, Şafii. Hanefi. Maliki (r.a) ve diğer yüzlerce büyük Ehl-i Sünnet alimine büyük bir saygısızlık olmuş olur.
Ancak eğer saygı değer sunni kardeşlerimiz bunlarla kendi aralarına bir fasıla koymazlarsa ve ucuz politik hesaplar ve milli menfeatler ve maslahatlar için bunlara yardım etmekten vazgeçmezlerse, bunların tüm cinayetleri İslam ve sunniliğin hesabına yazılır. Dünya genelinde şimdiden bu yönde tartışmalar başlamış ve bir çok aydın ve ehl-i insaf kardeşimiz eğer sunnilik bu ise haklı olarak bundan teberri etmektedir. Tüm dünya insanları, Ehl-i Sünnetin önde gelen ve toplumda ağırlığı olan alimleri ve kanaat önderlerinin beyanatları ve fetvalarıyla Ehl-i Sünnet gençlerini ve kamuoyunu bu büyük felaket ve fitne hakkında uyarmaları beklentisindedirler. Ezher Üniversitesi Şeyhinin İŞİD ve benzeri terör gruplarıyla işbirliğini veya onlara katılımı haram kılan fetvası gibi.
Bunlara yardım sağlayan devletler en fazla bundan zarar görmekteler. Lütfen Pakistana bakın. Talibana en fazla kucak açan ve destek veren ve başabakanı tarafından bizim çocuklar olarak tanımlanan bu grup, en fazla zarar verdiği ülke Pakistan olmuştur. Böyle devam ederse Pakistan devleti iflas aşamasına gelip iflas edecektir. Çünkü bu gün başkente günün belli saatlerinde elektirik verilemiyor ve bu terör şebekesi istediği an istediği yere saldırabiliyor ve istediğini öldürebiliyor. İslam düşmanları müstekbir güçler, bu ülkede güvensizliği bunlar vasıtasıyla öyle bir şekilde sarasacaklardır ki sonunda Birleşmiş Milletler aracılığıyla bu memleketin nükleer sialhlarının her an için teröristlerin eline geçeceği gerekçesiyle bu silahları Pakistanın elinden alacak veya uluslar arası bir denetime açacaklardır.
Son sıralarda ülkenin en büyük şehri olan Karaçinin havaalanına ve yolcu uçağına saldırdıkları gibi. Bu saldırılarda elliye yakın insan öldü. Talibanın niye örnek verdim. Bunların yanı sıra Somalideki Eş-şebab grubu. El- kaide, En-nusra, İşıd ve Cezayırdaki Afganiler, Niceryadaki Boko Haram ve benzeri irili ufaklı bir çok grubun hepsı aynı ideoloji ve dini yoruma sahiptirler. Selefi- Vehhabi. Pakistan başbakanı Nevaz Şerif bunlara azda yardım etmedi. Başına bela oldular. Kızım sana diyorum gelinim sen işit. Memleketimizde bunlara yardımcı olanların bunlardan boşanmaları ve uzaklaşmaları kolay olmayacaktır. Suriyede bunlar ılımlı muhalefet adı altında desteklendi. Biz senelercedir Suriyede olup bitenlerin bir demokrasi mucadelesi olmadığını haykırıyoruz. Köye sesleniyoruz eğer sesimizi işiten varsa. Seçim sandığını, seçimleri, demokrasiyi küfür olarak bilenlere demokratik muhalefet adı altında desteklemek kadar büyük bir saçmalık olmaz. Nitekim Barack Obama 22.06.14 tarihinde yaptığı konuşmasında. Suriyede Esadı devirecek bir ılımlı muhalfet söz konusu değildir. Bu bir hayal ve fantazidir. Biz boşuna zaman harcadık ve bundan terörist silahlı gruplar yararlandılar.
Bunlar Sunnilik adına yüzlerce esiri bir günde katlediyorlar. Halbuki dinimiz başta olmak üzere bütün dinlerde ve uluslar arası hukukta, savaş esirinin öldürülmesi haram ve yasaktır. Esirlere karşı nasıl davranılması gerekir ve ilgili kanun ve kurallar Cenevre konvansiyonu adı altında tedvin edilmiş ve bütün devletler ve gruplar bunları uygulamkla mükellef kılınmıştır. Amerikalılar esirlere hakaret ettiler ama toplu esir kıyımı yapmadılar.Peygamber Efendimizin esirlere nasıl davrandığı tarih ve siyer kitaplarında ayrıntılarıyla beyan edilmiştir. Peygamberin sünnetini hakim kılma iddiasında bulunanların yaptıklarına bakın.
Peygamber Efendimiz kutsallara ve mabetlere dokunmayın diyor. Bunlar ne kutsal mekan ne mabet ve ne de Camiye merhamet etmiyorlar. Başkalarını sahabelere saygısıylıkla suçlayanların, sahabelerin kabriini nasıl tahrip ettiler. Diriye saygısı olmayanın ölüye saygısı hiç olmaz. ellerinden gelse Peygamber efendimizin ve hulefanın kabirlerini de tahrip edecekler. Bunların adına varolan mescid, ev medrese v.s hepsini tahrip etmediler mi? Veysel Karanı. Ammar bin Yasır ve Hıcr İbni Adi gibi ashaba ve evliyaya ait onlarca türbe ve mezar vahşice bir şekilde tahrip etmediler mi. İslam tarihi ve kültüri mirasına Moğollardan sonra en fazla bunlar darbe vurmaktalar. Hazreti Yunus ve Hazreti Şitin mezarlarını talan etmediler m?. Bunu gerçek sünnet ve sunnilik adına yapıyorlar.
İlim, irfan kültür ve medeniyet dini olan İslam adına, bunlar girdikleri yerlerde ne tarihi ve ne de kültürel hiç bir eser geriye bırakmayıp tahrip ediyorlar. Milletlerin tarihi ve kültürel mirasını yok etmek için hiç bir çabayı esirgemiyorlar. Bunların efendileri Suud ailesi (Arabistan Krallığı) modernizasyon adı altında Mekke ve Medinede İslam tarihine ait ne varsa yok etmedi mi?. Bunlar Peygamberin, ashabının mektuplarını, mushaflarını. Bir çok çeşit baha biçilmez el yazmasının bulunduğu Mekkedeki Kütüphaneyi müslümanlar teberrik niyetiyle gelip ziyaret ediyorlar diye ateşe vermediler mi. Bunlar Kerbela ve Necefte bulanan İmam Ali ve İmam Huseyin (a.s)’ın türbesine 1800 lü yıllarda saldırıp tahrip etmediler mi?. Akabinde Osmanlı bunların üzerine yürüdü ve bu fitnenin önünü geçici de olsa alıp. Başlarının bir çoğunu idam etti. İngilizler tarafından oluşturulan bu fitne ve fesat grubu. Şekillendiği günden beri müslümanlarla savaşmakta ve müslümanların başını kesmektedir. Bunların Gayrı muslimlerle savaştığını göstersin biri. Ne hikmetse her yerde cihad yapıyorlar ama İsrail tarafına bakmaya da cür’et edemiyorlar.
İslam savaş anında bile kadına, yaşlıya, çocuğa, din adamları ve ekonomik alt yapı ve ziraate dokunulmamasını emretmektedir. Bunların yaptıklarına bakın ne okul, ne hastahane ve demiryolu ve ne de petrol rafinerleri ve okullar bunların saldırılarından emanda değil. Pakistanda, Suriyede, Somalide, Libyada ellerinden geldiği kadarılya okul ve hastahane yıkıp alt yapıyı tahrib ettiler.
Ailelerin önünde, çocuklarını veya erkekleri öldürüyorlar. Din adamlarını koyun gibi kesiyorlar. Musulda son olarak on iki ve Selaheddin eyaletinde de 21 Sunni alimini öldürdükleri gibi. Tabiki Allahu Ekber diyerek. Sunni kardeşlerim: Bunların öldürdükleri sunnilerin ve sunni alimlerin sayısı öldürdükleri şiilerin çok çok fevkindedir. Tarih te de bu böyle olmuştur. Bunu iyi bilin. Bunların ecdadı osmanlı imparatorluğunu arkadan ingilizlerle birlikte vuranlardır. Bu günde İngiliz ve Amerikalıların desteğiyle İslam ümmetini ve dinini hedef almış bulunmaktalar.
Öldürdükleri müslümanların hemen eşlerini alıp ırzına geçiyorlar, tabiki bunu da herhalde Resulullah’ın sünnnetidir diye yapmaktalar. Musulda kapı kapı gezip evlenmemiş kadın ve kızların listesini alıp dul veya bekar olanları bu ruh hastalarına peşkeş çekmekteler. Gayrı muslimlere karşı en fazla manevra yaptığımız hususlardan biri namus konusundakı tutkunluğumzdu. Bakın müslüman kızların ve kadınların namusu nasıl pazarlanmakta ve çiğnenmektedir. Cihadun-Nikah diye bir fühuş sektörü geliştirdiler ve bu sektörden binlerce veleduzzina doğacaktır. Tabiki rekor Tunusa nasip olmuştur. Bu Sunnilik ise? mubarek olsun bu sunniliği destekleyenlere.
Bu makaleyi yazdığımda. Hamburg dinler forumunda beraber çalıştığımız yahudi temsilcilerinden Sami Yusiyof, bulunduğumuz merkeze gelip gözü yaşlarla dolmuş bir şekilde bana dönerek. Bu ne vahşet o öldürülen kadın ve çocukların suçu nedir. Kur’anın ifadesiyle “Hangi suçtan öldürüldüler” İslam adına bunu nasıl yorumlayabilrsiniz? Deyince, söyleyecek hiç bir sözüm olmadı. Biz zaten adet haline getrimişiz; her hususta suçu başkasına atmak. Yani komplo teorisyle aklanmaya çalışmak.
Başbakan sayın Erdoğan dahil olmak üzere bazıları nedense mezhep savaşı edebiyatına oldukça ilgi göstermekteler. İslam coğrafyasında selefi- vehhabi cinayet şebekesinin cinayetlerine baktığımızda sunni kardeşlerimiz ve memleketlerinin şii insanlar ve memlketlerden daha fazla bunlardan zarar gördüğüne şahit olmaktayız. Bunlar Cezayırda neler yapmadılar. O zamanlar kendim dahi Cuma hutbelerinde fransızları ve Cezayır istihbaratını bundan sorumlu tutmaya kalkışıp bu canileri aklayacak hutbeler irad ediyordum. Çünkü Afganiler diye bilinen grubun fikri yapısını tam bilmiyorduk. Müslümanın baltalarla bir ailenin tüm efradını öldüremiyeceği kanaatıyla hareket ediyorduk. Meğer ki yanılmıştık. Bu gün Cezayırda islamcılıktan bahsedersen her kes senden kaçar. Bu ülke halkının hepsi sunni ve maliki. Somaliyi ne hale soktular, Halkının hepsi Şafii. Pakistan ve Afganıstanı ne hale getirdiler? Hükumettler de halklarda çoğunlukla sunni hanefi. Bunlar selefi-vehhabi sapık ideolojiye mensup olmayan herkesi sapık ve kafir biliyor. Kanı helal, evladı esir ve namusu da ganimet.
İslam alimleri genel anlamıyla ve Ehl-i Sünnet alimleri ve siyasileri özel olarak bu ruh hastası cinayet şebekelerine karşı tavır takınıp, sunnisiyle şiisiyle bunlara karşı durup dersini vermezlerse bir çok yıkıcı sonuca katlanmak zorunda kalacaklardır. Bu cümleden. İslam aleminde gençler arasında yeni bir ateizm dalgasına şahit olacağız. Siyasal İslamın fatihasını okuyup, laikliğe tüm kapıları açmak zorunda kalacağız. Tüm ahlaki, dini ve insani değerlerimiz bizler tarafından payimal edildiği için dinin ve bilhassa da sunni yorumunun omurgası da – kaburgası da kırılmış olacaktır.
İnsanlar dinden şefkat merhamet, ilim irfan adalet, dayanışma, yardımlaşma ve kısacası insaniyet beklemekteler. İnsanlığın bu isteklerine cevap vermeyen ve insanlara kan ve göz yaşından yıkım ve kırımdan başka bir şey armağan edemiyen din yok olmaya mahkumdur. Kerkük yöresinde öldürülen onlarca kadın ve çocuk ve bilhassa türkmen ailelerine Allah rahmet eylesin ve kalanlara sabr-ı cemil nasib eylesin. Seyirci kalıp bir kınamada dahi bulunmaynalar hem Allaha, Hem tarihe ve hem de insanlığa hesap vereceklerdir. İşlenen cinayetlere karşı yürütülen sessizliği anlamakta zorlanıyorum. Öldürülen hem müslümandır ve hem de çoğu türkmendir neden bu sessizlik. Bir zamanlar Azerbaycanda da bu cinayetler Ruslar tarafından işlendiğinde zamanın cumhurbaşkanı Özal onlar şiidir bizi ilgilendirmez demişti. Yani Türkmenlerin şii olması, her türlü mazlumiyete maruz kalması için yeterli delil olabiliyor. Bizim iznimiz olmadan bölgede hiç bir şey olmaz diyenler nedense Türkmenlerin kanı da dahil olmak üzere Irakta dökülen kanlara ve işlenen cinayetlere seyirci kalmaktalar. Stratejik derinlik ve feraset sahipleri, rahmet ve ahlak dini olan bu İslam dini adına işlenen vehşet ve ahlaksızlıklara ne zamana kadar seyirci kalacaklardır?
Burhaneddin Dağ/rasthaber