Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Türkiye ordusu geçen gün 570 asker ve 100 kadar askeri zırhlı araçla Halep eyaletinden Suriye topraklarına girdi ve Osmanlı imparatorluğunun kurucusunun dedesi Süleyman Şah'ın türbesini Türkiye sınırının yakınlarında bulunan Eşme köyüne taşıdı.
Türkiye ordusunun Süleyman Şah'ın naaşının yerini değiştirme bahanesi ile Suriye topraklarında yaptığı bu operasyon, IŞİD ve diğer tekfirci terör örgütleri ile koordine bir şekilde gerçekleşti. Bu operasyon bir kez daha Ankara'nın bölgesel çatışmalarda IŞİD için çok koyu bir kırmızıçizgi olduğunu ortaya koydu. Tekfirci terör örgütleri bu kırmızıçizgiyi aşmak bir yana hatta bölgede Irak ve Suriye gibi ülkelerde manevra yapması için gerekli zemini bile hazırlıyor. Nitekim şimdi ne Başbakan Davutoğlu ve ne de Cumhurbaşkanı Erdoğan Suriye'de Süleyman Şah naaşının intikali bahanesiyle düzenledikleri operasyona en ufak haklı bir gerekçe gösterebiliyor.
Türkiye'den resmi bir kaynak El Şark El Ovsat gazetesine yaptığı açıklamada, Süleyman Şah türbesinin yerinin değiştirileceği ile ilgili bilginin dolaylı yollardan tekfirci IŞİD terör örgütüne bildirildiğini ifşa etti. Gazete Başbakan Davutoğlu'ndan naklen operasyon düzenlenmeden önce alınan kararı başta Suriye yönetimi ve IŞİD olmak üzere tüm taraflara bildirildiğine yazdı. Davutoğlu ayrıca operasyon hakkında IŞİD karşıtı kurulan sözde uluslararası ittifaka ve sözde özgür Suriye ordusu adlı terör örgütüne de bildirildiğini vurguladı.
Gerçekte Türkiye yönetimi yeni Osmanlı stratejisi çerçevesinde Suriye krizini kendisi için iyi bir fırsat olarak telakki etti ve bu krizi sürekli körükleyerek kendince bölge gelişmelerinden eski Osmanlı iktidarını bölgede yeniden ihya etme yolunda yararlanmak istedi. Hatta zemini bulunur ve imkânlar el verirse, bölge haritasını kendi sınırlarının genişletme doğrultusunda değiştirmeyi hayal etti.
Türkiye yönetimi Suriye krizi başladığı andan itibaren Şam yönetimi muhaliflerini özgür Suriye ordusu ve El Nusra cephesi adlı iki terör örgütü çerçevesinde organize ederek silahlandırdı. Türkiye daha sonra türeyen IŞİD terör örgütünü de organize etmek ve silahlandırmaktan kaçınmadı ve böylece Arabistan, Amerika, BAE, Katar, korsan rejim İsrail ve diğerleri ile birlikte Suriye yönetimine karşı güçlü bir cephe oluşturmak ve Beşar Esad yönetimini devirmek ve ardından ortaya çıkacak yeni durumdan yararlanmak istedi. Tüm bunlar ise Erdoğan ve AKP'nin Suriye'ye musallat olup yeni Osmanlı stratejisini genişletme ve geliştirme hayalleri çerçevesinde gerçekleşti.
Ancak Türkiye ordusunun Suriye topraklarında yaptığı son operasyonda en önemli muğlâk nokta ise, IŞİD'in kendi kontrolü altında bulunan bir bölgede Ankara'nın böyle bir operasyonu gerçekleştirmesine yeşil ışık yakması ve müsaade etmesidir.
Bu bağlamda Şam Stratejik Etüt Merkezi Başkanı Sam Ebu Abdullah önemli bir noktaya işaret ederek şöyle diyor:
Ankara yönetiminin bu operasyonu eğer bir şeye işaret edecek olsa bile, daha çok Türkiye devletinin dış politikasının iflasına işaret eder, nitekim bu dış politika şimdiye kadar Türkiye'ye ve bu ülkenin milletine krizden başka hiç bir şey armağan edememiştir. Türkiye ordusunun bu sayıda askerler ve özellikle şu hassas dönemde yaptığı operasyon özellikle IŞİD terör örgütü ile Ahmet Davutoğlu hükümeti arasında işbirliği ve komplo bağlamında birçok soru işaretinin ortaya çıkmasına neden oluyor. Çünkü IŞİD genellikle mezarlara saygı duymaz ve bizler örgütün Irak ve Suriye'de bu bağlamda icraatına şahit olduk ve olmaya da devam ediyoruz ve camilere nasıl saygısızlık ettiklerini ve kutsal mekânlara yönelik çirkin hareketleri reva gördüklerini biliyoruz, ama nedense Süleyman Şah mezarı olduğu gibi yerinde kalmıştı.
Erdoğan'ın muhalifleri şimdiye kadar birçok kez onu ve AKP iktidarının IŞİD terör örgütüne yaptığı yardımları ifşa etti ve bu yardımların derhal durdurulmasını istedi. Buna karşın Erdoğan bir yandan bu yardımları inkâr ederken, öbür yandan ve perde arkasında tekfirci teröristlere yardımlarını sürdürüyor. Nitekim Kobani'yi kurtarma operasyonunda Ankara ile IŞİD arasındaki ilişkiler açıkça gün ışığına çıktı. Şimdi ise Süleyman Şah türbesi için yapılan nakli kubur operasyonu ile bu ilişki daha da net ve ciddi bir şekilde ispat edilmiş oldu.
Aynı yılda Irak'ta 80 kadar Türkiye vatandaşının IŞİD tarafından kaçırılmasının ardından Türkiye'de büyük bir skandal koptu. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu olayla ilgili yaptığı açıklamada, IŞİD'in elinde bulunan silahların Erdoğan tarafından örgüte gönderildiğini belirtti.
Yine Erdoğan ile Amerika Başkan yardımcısı Biden arasında IŞİD'in nasıl türediği ve kimler tarafından hala desteklendiği ile ilgili yaşanan polemik de Ankara ile IŞİD arasındaki yakın işbirliğini ifşa eden bir başka skandaldı.
Gerçi Ankara yönetimi Ortadoğu bölgesine yönelik başlattığı dengesiz oyunun geleceğinden kaygı duyuyor. Ancak bu arada da Kobani savaşında IŞİD terör örgütü ile nasıl sıkı fıkı olduğunu açıkça ortaya koyan Ankara yönetimi IŞİD'i türetenlerin başını çeken Amerika'nın tutumundan da derin rahatsızlık duyuyor.
Gerçekte Amerika Başkan Yardımcısı Jeo Biden'in Erdoğan ve AKP iktidarının IŞİD ile ilişkileri ve Suriye krizinde ifa ettikleri rol hakkında ifşaatı üzerinde durulması gereken bir noktadır. Biden şöyle demişti:
Suriye savaşında en büyük sorun bizim bölgedeki müttefiklerimizdir. Örneğin Türkler, Suudlar, BAE'dakiler hepsi iyi dostlarımızdır, ama onlar bir şey yapamadılar, çünkü tek amaçları Beşar Esad'ı devirmekti. Bu ülkeler Şii ve Sünni Müslümanlar arasında vekâlet savaşı başlattı ve yüz milyonlarca doları ve on binlerce ton silah ve mühimmatı Esad ile savaşmak isteyenler için harcadı. Bu silahları ve paraları alanlar El Nusra, El-Kaide ve diğer radikal örgütlerdi ki dünyanın başka yerlerinden Suriye'ye gelmişti. Eğer inanmıyorsanız çatışmaların sonuçlarına bakın. Bizim bölgedeki müttefiklerimiz yaptıklarından pişman oldular ve hatalarını telafi etmek için IŞİD karşıtı ittifaka katıldılar.