27 Nisan 2015 - 11:18
ABD’nin tekfirci terör örgütlerini desteklemesi - 2

Son yıllarda Irak ve Suriye terör örgütlerinin saldırılarına maruz kaldı ve şimdi de her iki ülkede terörle zorlu ve yıpratıcı bir mücadele devam ediyor. Peki ama neden Irak ve Suriye, teröristlerin cirit attığı alana dönüştü? Bölgede terörün kaynağı nedir? Bu örgütler hangi mahiyete sahiptir ve fikri yapıları nasıldır? Bölgede terörün perde arkasında hangi devletler yer alıyor?

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Ortadoğu bölgesinde son yıllarda yaşanan gelişmeler incelendiğinde, 2010 yılının sonlarına doğru bölgenin Arap ülkelerinde İslamî uyanış süreci başlaması ve 2011 yılında hızla yayılmasında bölge milletlerinin ayaklanmalarında tekfirci düşüncelerin yer almadığı anlaşılıyor. Bu yüzden ve İslamî uyanış süreci ile mücadele için siyonist rejim İsrail, Arabistan ve Katar Amerika başta olmak üzere bazı Batılı devletlerin destekleri ile tekfirci terör örgütlerini türeterek etnikçiliği körüklemeyi gündemlerine aldı.

Bu süreçte tekfirci terör örgütleri etnik söylemlere dayanarak bir kez daha bölge gelişmeleri arenasına geri dönmeye başladı. Zamanla etnikçi söylem aldığı mali destek sayesinde dünya genelinden çok sayıda teröristi toplayarak Irak ve Suriye’ye yığmaya başladı ve böylece bu teröristler bölgedeki diğer terör örgütleri ile birlikte Irak topraklarını güvensiz hale getirdi.

Suriye’de de benzer bir şekilde Suriye İslamî kurtuluş cephesi, özgür Suriye ordusu, İslamî cephe, Ahrar-ul Şam ve El Nusra cephesi gibi terör örgütleri IŞİD bayrağı altında türemeye başladı. Gerçi bu silahlı terör örgütlerinin tümü tekfirci ideolojiyi benimsiyor ve görecede bölgedeki İslam ülkelerine İslamî hilafeti geri getirmek istediklerini ileri sürüyor.

Gerçekte IŞİD terör örgütünün ilk çekirdeği 2004 yılında oluştu. O yıllarda Ebu Masab Zarkavi Amerika 2003 yılında Irak’a saldırdıktan sonra tevhid ve cihat cemaati adı altında silahlı bir örgüt kurdu. Zarkavi El-kaide’nin eski lideri Usame Bin Ladin ile biat ettikten sonra kurduğu örgütü El-kaide’nin Irak kanadı oldu. Kısa bir süre sonra Zarkavi’nin Irak’ta sünni Müslümanların çoğunluk konumunda bulunduğu bölgelerde sert uygulamaları sünni gruplarla El-kaide örgütünün arasını açmaya başladı. Bu ihtilaflar 2005 yılında gün ışığına çıktı, ancak Zarkavi mücahitler konseyi adı altında bir yapılanmaya giderek Nisan 2006 tarihinde El-Kaide ve beş silahlı örgütü bir tek çatı altında toplamayı ve anlaşmazlıkları yatıştırmayı başardı. Zarkavi bir süre sonra yine bu konseyi El-Kaide’nin Irak kanadı ilan etti ve El-Kaide’nin Irak emiri unvanı ile mesajlar yayınlamaya başladı.

Bundan sonra Irak’ta tüm radikal cihatçı gruplar tekfirci oldu ve hatta onlar gibi düşünmeyen sünni Müslümanları da kafir ilan etmeye başladı. Zarkavi 2006 yılında bir ses kaydı yayınlayarak Iraklı Şii Müslümanlara savaş ilan etti ve Ramadi, Felluce ve Bakube kentlerini Irak’ın merkezi hükümetinden ayırmak istediğini belirtti. Bundan sonra Zarkavi’nin emri üzerine ayrılma operasyonu başladı, ancak Zarkavi bunu başarmadan önce 2006 yılında Bakube’nin yakınlarındaki karargâhına düzenlenen operasyonda helak edildi. Zarkavi’nin ölümünden sonra mücahitler konseyi Ebu Hamza Muhacir’i konsey Başkanı seçti.

2006 yılının sonlarına doğru radikal biri olarak tanınan Ebu Ömer Bağdadi Irak İslam devleti adı altında bir örgüt kurdu. Bu örgüt aslında El-Kaide’ye bağlı bir kaç silahlı örgütün birleşmesinden ve şimdilik Şam adı eklenmeksizin sadece Irak İslam devleti adıyla kuruldu ve Ebu Ömer Bağdadi de örgütün ilk lideri olarak atandı.

Irak İslam devleti kurulduğu tarihten 19 Nisan 2010 tarihinde Bağdadi ve Ebu Hamza Muhacir Amerikalı askerlerin baskınında öldürülünceye dek Irak’ın çeşitli bölgelerinde bir çok terör eylemi düzenledi. Bu dönemin özelliği, örgütün sadece Irak topraklarında operasyon yapması ve Suriye topraklarını sadece örgütün silah ve insan gücü bakımından lojistik destek sahası olarak kullanmasıydı.

2010 yılında Ebu Ömer Bağdadi’nin helak olmasının ardından Ebu Bekir Bağdadi lakaplı İbrahim Bin Avad Bin İbrahim Bin Ali Bin Muhammed Bedri Haşimi Kureyşi Hüseyni Irak İslam devletinin elebaşı oldu. Ebu Bekir Bağdadi 1971 Samerra doğumludur. Ebu Bekir Bağdadi Bağdat İslamî üniversitesi İslamî bilimler dalında doktora yaptı. Ebu Bekir Bağdadi 2005 yılında terör faaliyetleri suçlamasıyla Amerikalı asker tarafından tutuklandı ve dört yıl boyunca Irak’ın güneyinde Buka kampında hapis yattı. 2009 yılında Amerikalı askerler Buka kampını kapattı ve Ebu Bekir Bağdadi de serbest bırakıldı. Ebu Bekir Bağdadi’nin Irak İslam devleti örgütünün başında bulunduğu yıllarda Irak’ta örgütün terör eylemleri büyük oranda artış kaydetti. Örneğin örgüt Irak merkez bankası, adalet bakanlığı ve Ebu Gureyb ve El Hut hapishanelerine baskın düzenledi ve binlerce teröristlerin kaçmasını sağladı.

Suriye’de 2011 yılında kriz patlak vermesinin ardından Suriye nizamı ile savaşmak üzere Ebu Muhammed Colani liderliğinde El Nusra cephesi kuruldu. Öte yandan El Nusra cephesi ve Irak’ta İslam devleti örgütünün ideolojileri birbirine yakın olduğu için Ebu Bekir Bağdadi 2013’te bir ses kaydı yayınladı. El Nusra cephesini Irak İslam devleti örgütünün Suriye uzantısı ilan etti. Kendi örgütünün adını da IŞİD olarak ün yapan Irak Şam İslam Devleti olarak değiştirdi ve böylece operasyonlarını her iki ülkeye yaymaya başladı. IŞİD terör örgütü bölgede İslam ülkeleri arasındaki sınırların Osmanlı imparatorluğunun parçalanması, Fransa ve Britanya’nın birinci dünya savaşında imzaladığı anlaşmanın ürünü olduğunu ve bu yüzden bu sınırların kaldırılması ve birinci dünya savaşından önceki sınırlara dönülmesi gerektiğini savunuyor.

Bu arada Ebu Bekir Bağdadi El Nusra cephesi IŞİD’in bayrağı altında faaliyet yürütmesi gerektiğini iddia ediyordu, fakat El-Kaide’nin şimdiki lideri İmen Zevihiri Bağdadi’nin Irak İslam devleti ile El Nusra cephesinin birleşmesi ve Irak Şam İslam Devleti örgütü adı altında faaliyet yürütmesine karşı çıktı. Zevahiri, Irak İslam Devletinin ancak Irak’ta faaliyet yürütmesi gerektiğini ve başka ülkelere karışmaması gerektiğini vurguladı.

Ebu Bekir Bağdadi’nin Zevahiri’nin bu kararını reddetmesinin ardından Zevahiri IŞİD’i tanımadı ve bu yüzden Suriye’de IŞİD ve El Nusra cephesi arasında bir dizi çatışma yaşandı. Çatışmalarda 2 bin terörist helak oldu.

İmen Zevahiri’nin IŞİD’in Suriye’de faaliyet yürütmesine karşı çıkmasına rağmen Irak’ta katıldıkları savaşlarda iyice yetişen IŞİD teröristlerinden ilk grup 2013 yılının ortalarından itibaren Doğu sınırlarından Suriye topraklarına girmeye başladı. IŞİD teröristleri hızlı bir şekilde silah ve savaşı iyi bilmeyen diğer silahlı muhalif örgütleri geri püskürtmeyi ve Haseke eyaletinin önemli bölümünü ele geçirmeyi başardı. IŞİD elebaşlarını şaşırtan bu hızlı zaferler onları Suriye’ye daha fazla terörist göndermeye ve daha fazla alanları işgal etmeye ve böylece Beşar Esad ve Şam yönetimini sıkıştırmaya yöneltti. Ancak bu sevkiyat için Irak ve Suriye sınırlarının onlar için daha güvenli hale getirilmesi ve böylece IŞİD’in teröristlerini ellerindeki ağır silahlarla Irak sınırından geçirerek Suriye topraklarına sokması gerekiyordu. Bu güvenli ortak ise Irak ve Suriye sınırında yer alan Anbar eyaletiydi ki Irak’ın ünlü Sünni üçgeni de bu eyalette yer alıyordu. Bundan sonra IŞİD bir kaç ay Anbar eyaletinde düzenli düzensiz bir dizi operasyon yaptı ve sonunda Anbar eyaletini Suriye’de Haseke ve Deyrizzur eyaletleriyle birleştirdi ve sonuçta teröristleri gönül rahatlığı ile Suriye topraklarına sevk etti.

Suriye’de IŞİD teröristlerinin sayısı artmaya başlayınca bu kez Suriye’nin doğusundan kuzeye doğru ilerleme başladı ve Suriye’nin ikinci büyük kenti Halep işgal edildi.

Öte yandan Amerika’nın Suriye’ye karşı askeri operasyondan vazgeçmesi, IŞİD’in Suriye’de ilerleyememesi ve yine Bağdat yönetimi sınırlarının Suriye’ye terörist ve silah sevkiyatına açık tutulmasına müsaade etmeyeceğini açıklamasının ardından IŞİD bu kez Irak üzerinde odaklanmaya başladı.

Ocak 2014’te IŞİD terör örgütü Ramadi ve Felluce kentlerinde askeri merkezlere ani baskınlar düzenlemeye başladı. IŞİD Irak’ın ikinci büyük kenti Musul’u işgal etti ve Salahaddin eyaletine saldırdı ve bazı kentleri ele geçirdi ve hiç bir tekfirci terör örgütünün yapamadıklarını yaptı. IŞİD Irak ordusunda bazı komutanların ihaneti ile Musul’u ele geçirdikten sonra Ebu Bekir Bağdadi hilafetinde İslamî hilafet kurulduğunu ilan etti ve adını Irak Şam İslam Devleti’nden sırf İslam Devleti olarak değiştirdi.

El Nusra cephesi ise 2011 yılının sonlarına doğru ve Suriye’de iç savaş başladıktan sonra Irak İslam Devleti’nin bir kanadı olarak Suriye’de kuruldu ve radikal selefi ideolojiyi benimsedi. Gerçekte El Nusra cephesini Suriye’de en ünlü tekfirci örgüt olarak tanımlamak da mümkün. Bu cephe küresel tekfirci cihatçı akıma bağlıdır ve kurulduğu ilk günden itibaren El-Kaide terör örgütü lideri İmen Zevahiri ile biat ettiğini ilan etti.

El Nusra cephesi Suriye’de düzenlenen bir çok intihar ve terör eyleminin sorumluluğunu üstlendi. Örgütün beş ila yirmi bin silahlı milisi bulunduğu tahmin ediliyor. Aslında El Nusra cephesinin teröristlerinin büyük bir bölümü bundan önce Irak, Afganistan, Çeçenistan ve Libya’da yaşanan savaşlara katılan kişilerdir ve bu yüzden bu tür savaşlarda deneyim kazanarak Suriye’ye geldikleri bilinmektedir. El Nusra teröristleri Arap, Türk, Özbek, Çeçen, Tacik ve Avrupalı teröristlerden oluşuyor. Söz konusu teröristlerin örgüte üye olabilmeleri için örgütün güvendiği biri tarafından onaylanmaları gerekiyor.

Gerçi son yıllarda çok sayıda tekfirci terör örgütü farklı yapılarda türedi, fakat aralarında IŞİD en acımasız, en cani ve en menfur ve aynı zamanda batı uşağı bir örgüttür. IŞİD’in ideolojik kaynağı radikal selefi tekfirci düşüncelerdir ve örgütü kuranların amacı İslamî hilafeti ihya etme ve şeriatı uygulama iddiasıdır. Buna göre içinde bulunduğumuz dönem tekfirci terör örgütlerinin kuruluş ve faaliyet tarihinin doruk noktası sayılır, çünkü bu zümre ideolojik hedeflerin maskesi altında aslında siyasi amaçlar gütmekte ve siyasi iktidarı ele geçirmeye çalışmaktadır.

ABD’nin tekfirci terör örgütlerini desteklemesi - 1

Ekler