Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Hatay'a komşu 3 Suriye ilinden biri olan İdlip, kent merkezi ile birlikte El-Kaide'nin uzantısı El-Nusra tarafından komuta edilen Fetih Ordusunun kontrolüne geçmişti.
Fetih Ordusu 3 gün önce (25 nisan) de Hatay sınırındaki Cisr El-Şuğur kentini ele geçirdi. Kentin birkaç kilometre güneyine de inebilen cihadçı gruplar İştebrak adlı Alevilerin çoğunluklu yaşadığı köyde, askeri kaynağın verdiği bilgilere göre 35 kişiyi katletti. Yerel kaynaklar ise bu sayının daha fazla olduğunu iddia ediyor.
Cisr El-Şuğur kenti, 2011 yılının haziran ayında 120 polisin katledilip Asi nehrine atıldığı katliamla Suriye'de yaşanan ilk katliam olarak biliniyor. 2011 haziranındaki bu saldırıda İştebrak ilk hedef alınan köylerdendi. İştebrak köyünün yanındaki Halluz ve Galiye adlı Hıristiyanların yaşadığı köyler de cihadçılar tarafından işgal edilmiş ve Hıristiyanlar köylerinden göç ettirilmişti.
İştebrak ve Katliam
Yaklaşık 4 hafta önce İdlip kent merkezini ele geçiren cihadçılar, 3 gün önce Halep-Lazkiye yolu üzerinde stratejik bir noktada bulunan Cisr El-Şuğur köyünü ele geçirdi. Cisr El-Şuğur bulunduğu konum itibariyle önemli bir geçiş güzergahı üzerindeydi ve 4 yıldır kuşatma altındaydı.
Kente birçok cepheden saldıran cihadçılar aralarında iş bölümü yapmıştı. Bir taraf intihar eylemcileri ve yoğun saldırı ile ilerlerken diğer taraf ABD yapımı TOW füzelerini yoğun bir şekilde kullanarak (24 saatte yaklaşık 200 TOW füzesinin atıldığı söyleniyor) ilerledi. Kentin güneyine Çeçenlerden müteşekkil olan ve daha çok Halep'te aktif olduğu bilinen Muhacirin ve Ensar adlı Kafkas Emirliğine bağlı bir cihadçı ordusu saldırdı (IŞİD'in askeri genel komutanı Ömer Şişani de bu gruba bağlıydı).
Muhacirin ve Ensar adlı bu Çeçen cihadçı ordunun saldırdığı İştebrak köyü, Cisr El-Şuğur köyünün 3 km güneyinde yer alıyor. 2011'de Cisr El-Şuğur'daki polis katliamında saldırılara hedef olan köy göç vermişti. Evlerinin çoğu ahşap ve çamurdan yapılma olan tarihi köyün savaştan önceki nüfusu 3000 iken, 2011'deki Cisr El-Şuğur katliamı ile bu sayı 800'e inmiş.
İştebrak sürekli olarak havan topları ve roketlerle hedef alınan bir köy. Birçok cihadçı grubun resmi sayfasında bu köyün hedef alındığı fotoğraf ve videolar mevcut. Lebanon Daily sitesinin haberine göre köye şimdiye kadar 300'den fazla havan topu ve roket atılmış. Bu süre içerisinde köy hiç işgal edilmemiş. Köyde Suriye ordusunun da kontrol noktaları varken köylü gençlerin de silahlandığı ve köylerini korudukları kaynaklarca aktarılıyor. Köylerini savunurken hayatını kaybeden gençlerin fotoğrafları köy adına açılan bir sosyal paylaşım sayfasında mevcut.
İştebrak köyü 10 ağustos 2014'te de 8 ton bomba yüklü bir araç ile Suudi Ebu Muaz'ın intihar saldırısına da maruz kalmıştı.
24 nisan günü havan topları ve roketlerle saldırılan köy 25 nisanda Muhacirin ve Ensar Ordusu tarafında işgal edildi. LebanonDaily sitesine konuşan İştebrak köyünden bir kaynak ''Köy işgal edilirken en az 30 kişiyi katlettiler. Tepelik alanlara doğru yönelenler ile düzlükleri aşarak diğer köylere varmaya çalışırken toplu bir şekilde kaçanlar da cihadçıların rastgele ateşi ve roket saldırıları ile katledildi. Ne kadar ölü var bilmiyorum. Kayıp olanları ve rehin alınanları biliyorum'' dedi.
''Antakya Operasyon Odası'' ve Suudiler
Muhammed Bin Nayef 6 nisanda Ankara'daydı
İdlip ve Cisr El-Şuğur operasyonunu Türkiye, Suud ve Katar istihbaratlarının kontrolündeki Antakya Operasyon Odasının yönettiğini, lojistik ve istihbarat desteği verdiğini bir tek bizim basın konuşmuyor. Muhalif kaynaklar El-Sefir gazetesine ''Antakya'daki operasyon odasının liderliği değiştirildi, İdlip ve Cisr El-Şuğur dahil son planlar da Suudi Emir Muhammed Bin Nayef'in Ankara ziyaretinde masaya yatırıldı'' diyor.

Muhammed Bin Nayef 6 nisanda Ankara'daydı
Antakya operasyon odası, Arap ajanslarında uzun süreden beri konuşuluyor. Benzer bir operasyon odası Suriye güneyi için Ürdün'de Suudilerin liderliğinde kuruldu. Ortadoğu'da son dönemde çıkış yapan haber kanalı El-Meyadin de Cisr El-Şuğur haberinde Antakya'daki odanın rolünden bahsediyor.
El-Sefir gazetesine göre Muhammed Bin Nayef 'in Ankara ziyaretine 20 Suudi istihbarat subayı eşlik etmiş. Suriye'nin kuzeyinde işbirliği yapılacak silahlı grupların seçimi yapılırken de Suudi istihbaratı ile Amerikan istihbaratı arasında ayrılıklar yaşanmış. Bunun ardından Suriyeli muhalifleri Eğit-Donat programı dahilinde eğitecek olan Amerikalı General Michela Nagata istifa etmiş. (http://assafir.com/Article/1/415492/MostRead).
Türkiye ve Suudiler, ABD'ye rağmen kuzey Suriye'de Nusra ve Çeçenlerle iş yapma kararı almış. Al-Hadath'in haberine göre binlerce cihadçı (Suudi, Kafkas ve Çeçen) Türkiye üzerinden İdlip'e geçiş yaptı. Suriye'deki kaynaklar da sınırdan geçiş yapan cihadçıların Suriye uçaklarınca hedef alındığını aktarmıştı. (http://www.alhadathnews.net/archives/155753)
Geçiş yapan bu grupların içinde Türkistanlılardan oluşan ve yeni kurulan cihadçı bir tugaydan da bahsediliyor. El-Sefir'e göre Suriye ordusu bu yeni grubu Tel Hemki'de vurmuş ve 13'ünü öldürmüş. Bu grupların yanında geçen sene Keseb'i işgal eden Müslim Şişani grubu da yer alıyor.
Geçen ay İdlip'in, 3 gün önce Cisr El-Şuğur'un düşüşü Suriye yönetimini kuzeyde zor duruma sokmuş durumda. Suriye Ordusu Halep'ten Lazkiye'ye giden ikmal hattını korumaya çalışırken, Fetih Ordusu (veya Antakya Operasyon Odasının) Lazkiye ve Hama'ya saldırmaya hazırlanıyor.
Türkiye Suriye kuzeyinde sıkışan cihadçı gruplardan kurtulmanın yollarını arıyor (tampon bölge vs.). Yemen'den sonra gaza gelip Suriye'yi de ''Fırtına'' ile tehdit eden Suudiler ise Suriye'de müzakere dönemlerinden önce çok denediği bir şeyi daha denemekte: Sahadaki gidişatı dönemsel olarak değiştirerek gelecek ay yapılacak müzakerelerde saha kartını kullanmak. Suudiler bunun için Antakya Operasyon Odası üzerinden cihadçı gruplara Amerikan TOW füzeleri vermiş. Amerikan TOW füzeleri zırhlı araçları etkisiz hale getiren ve çatışmanın seyrini değiştiren etkili füzeler.
İdlip El-Kaide'nin
İdlip'in El-Kaide'nin eline geçtiği haberi, ana akım medyanın televizyon, gazete vs. bütün araçlarında ''İdlip Fetih Ordusunun eline geçti'' diye verildi, gelişmelerle birlikte de aynı şekilde verilmeye devam edilecek. Siz bunu ''Komşumuz El-Kaide'' diye okuyun. Çünkü;
- Yeni kurulan ve cihadçı grupları bir araya getiren Fetih Ordusu, birçok devletin ''terör listesine'' giren ve sahada en etkin gruplardan biri olan El-Nusra Cephesinin komutasında.
- ''İdlip'i Kurtarma Operasyonunda'' El-Kaide'nin kurucu 15 üyesinden biri olan El-Mısri de yer alıyordu ve El-Mısri bu operasyonda öldürüldü, birçok üst düzey El-Kaide üyesi de bu saldırıda en önde saf aldı.
- 2014 yılında, IŞİD Halifeliğini ilan edip cihadçılar için bir çekim merkezi olunca, buna karşılık El-Nusra İdlip'te İslami Emirlik ilan etmişti. Daha sonra ABD'nin ''ılımlı'' silahlı gruplarını da İdlip'in birçok noktasından kovmuş kontrolünü arttırmıştı. İdlip kırsalının büyük bir çoğunluğu El-Nusra'nın kontrolündeydi zaten. (yazmıştım http://www.ydh.com.tr/HD13157_islam-devletinden-sonra-yeni-komsumuz--islam-emirligi.html),
- İdlip düştükten sonra ''İdlip'e taşınacağız'' deyip yola çıkan İstanbul merkezli muhalif Koalisyon'u geri kovan Nusra'nın Şeyhlerinden Suudi El-Muheysini ''Bedel olarak kan ödeyenler, sahayı kontrol edecek ve şeriatı uygulayacak olanlardır; laiklik ve demokrasi savunucuları değil'' demişti. Koalisyon üyeleri İdlip'e varmadan geri dönmüştü.
- ABD'nin önderliğinde IŞİD'e karşı kurulan Koalisyon, herkesin ismini duyduğu Horasan adında El-Kaide bağlantılı bir grubu da hedef aldığını ilan etmişti. Horasan grubu üyeleri, El-Kaide'ye tam bağlılık içinde olanlardan oluşuyor. Merkezinin ise Türkiye sınırında yer alan İdlip'e bağlı bir köy olduğu düşünülüyor. İşte bu Horasan grubunun ABD tarafından aranan bir numaralı üyesi de İdlip ve Cisr El-Şuğur saldırılarında yer aldı (http://www.alhadathnews.net/archives/155858)