Financial Times’ın yayımladığı son değerlendirmeye göre, İran’a karşı yürütülen savaşın ardından dünya enerji piyasaları tarihi bir türbülansın içine girdi. Yaklaşık 80 ülke ekonomilerini koruyabilmek için acil önlemleri devreye alırken, Hürmüz Boğazı’ndaki olası uzun süreli petrol akışı kesintisinin küresel resesyon ve ağır enflasyon dalgasını tetikleyebileceği belirtiliyor.
Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 20’si durma noktasına gelirken, ortaya çıkan enerji krizi Amerikalı enerji devleri için eşi benzeri görülmemiş bir ekonomik fırsata dönüştü. Uzmanlara göre, kesintinin küresel piyasadaki dengeleri uzun süreli olarak değiştirmesi bekleniyor.
İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki 67 günlük kontrolü, küresel enerji piyasalarını altüst ederken ABD’nin bölgedeki askerî ve ekonomik hegemonyasını da aşındırdı. Çin ve Rusya’nın da desteğiyle şekillenen bu yeni denklem, Körfez ülkelerini güvenlik ittifaklarını sorgulamaya iterken, çok kutuplu dünya düzeninin inşasında bir mihenk taşı olarak değerlendiriliyor.
CSIS verilerine göre Hürmüz Boğazı, küresel deniz ticaretinin yalnızca %7,9’unu oluştursa da, dünya petrol ve LNG arzının hayati bir kısmını kontrol etmektedir. Alternatif güzergahların kısa vadede yetersiz kalması, bu dar su yolunu küresel enerji güvenliğinin en kırılgan noktası haline getirmektedir. ABD ve İsrail’in bölgedeki saldırgan politikaları, bu hassas dengeyi bozarak sadece Ortadoğu’da değil, tüm dünya ekonomisinde yangına körükle gitmektedir.
Küresel enerji piyasalarında dengeler değişirken, ExxonMobil ve Chevron gibi sektörün öncü şirketleri, özellikle Orta Doğu’da yeni petrol ve doğal gaz rezervleri keşfetmek amacıyla arama faaliyetlerini geniş çaplı bir şekilde artırma kararı aldı.
Uluslararası analizlere göre İran savaşının başlamasıyla petrol üretim hedeflerinde yaşanan sapmalar, küresel ekonomide 50 milyar doları aşan kayba yol açarken, piyasadan çekilen 500 milyon varillik arz modern dönemin en büyük enerji kesintisi olarak değerlendiriliyor.
ABD’de tutukluyken cezaevinde ölen milyarder Jeffrey Epstein’in özel yazışmaları, onun yalnızca suç ağıyla değil, küresel enerji politikaları ve stratejik yatırımlar alanında da etkili bir danışman ve aracı rolü üstlendiğini ortaya koyuyor.