İran Dışişleri Müşaviri Kazım Garibâbâdî, Hürmüz Boğazı'nda her türlü askeri hareketliliğe karşı uyarıda bulunarak, boğazın "bölge dışı güçlerin askeri gösteri alanı olmadığını" vurguladı. Garibâbâdî, boğazın güvenliğinin kıyıdaş ülkelerin sorumluluğunda olduğunu belirtirken, "kriz çıkaranların maceralarının sonuçlarına katlanacağını" ifade etti.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, Hürmüz Boğazı'nda güvenli geçişlerin, İran’ın değerlendirmeleri dışındaki kararlarla garanti altına alınamayacağını söyledi.
İran Dışişleri Bakanı Yardımcısı Garibabadi, ABD tarafından dondurulan İran varlıklarının yüzde 50'sinin mutabakat zaptının imzalanmasıyla birlikte serbest bırakılması gerektiğini belirtti. Geri kalan kısmın ise makul bir süre içinde İran'a aktarılması gerektiği ifade ediliyor. Garibabadi ayrıca, ABD ile 8 Nisan'da varılan ateşkesin Lübnan'ı da kapsadığını ve İsrail'in bölgedeki eylemlerinin bu ateşkesi ihlal anlamına geldiğini söyledi.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Garibabadi, ABD’nin Tahran’ın barış teklifini “teslim belgesi olmadığı” için reddettiğini belirterek, Washington’un gerçek barış değil, tehdit ve baskı yoluyla iradesini dayatma peşinde olduğunu söyledi. İran’ın şartları arasında savaşın kalıcı sonu, tazminat ve yaptırımların kaldırılması yer alırken, uzmanlar bu tablonun emperyalist politikalardaki değişmez dayatmacı zihniyeti gösterdiğini vurguluyor.
İran yönetimi, Washington’ın Hürmüz Boğazı’yla ilgili BM Güvenlik Konseyi’ne sunduğu karar tasarısını şiddetle reddetti. Tahran, bu girişimi “uluslararası hukuku kendi çıkarları doğrultusunda manipüle etme çabası” olarak değerlendiriyor.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi tarafından yapılan açıklamada, ABD Başkanı Trump'ın İran'ın sivil altyapısına (enerji santralleri ve köprüler) yönelik saldırı tehditlerinin, BM Şartı ve Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü'ne göre açık bir savaş suçu olduğu belirtildi. Garibabadi, Trump'ın bu eylemlerinin bireysel cezai sorumluluğunu doğuracağını vurguladı.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, Batı’nın nükleer meseleyi bir bahane olarak kullandığını, asıl hedefin İran’ın İslami sistemi, bağımsız siyaseti ve bölgesel direniş ağına yönelik olduğunu açıkça ifade etti.