İran’da siyasi ve güvenlik çevreleri, Tahran yönetiminin diplomasi sürecini sahadaki askeri ve stratejik kazanımlardan bağımsız yürütmediğini, yeni caydırıcılık dengesini ABD’ye karşı siyasi baskı unsuruna dönüştürmeye çalıştığını savunuyor.
Avrupa Komisyonu, 6 Mayıs’ta açıklamaya hazırlandığı yeni yoksullukla mücadele stratejisiyle sosyal politikada yeni bir sayfa açmayı hedefliyor. Ancak planın ek mali kaynak içermemesi, daha şimdiden eleştirilere neden oldu.
El-Meyadin’de yayımlanan analizde, İran’a yönelik baskı ve çatışma sürecinin ani bir gelişme değil, uzun yıllara yayılan çok katmanlı bir yıpratma stratejisinin sonucu olduğu; Direniş Ekseni’nin ise bu süreçte uyum ve caydırıcılık kapasitesiyle ayakta kaldığı ifade edildi.
İran İstihbarat Bakanı İsmail Hatib’in son açıklamaları, Tahran’ın dış baskılara rağmen müzakere sürecini kendi koşulları altında yürütme ve iç cephede birliği güçlendirme hedefini açık biçimde ortaya koydu. Mesajlar, diplomasi ile güvenlik ekseninin eş zamanlı işletildiğini gösteriyor.
Bölgesel kaynaklara dayandırılan değerlendirmelerde, “Direniş Ekseni” olarak adlandırılan yapıların ve İran Silahlı Kuvvetleri’nin tam bir çöküş yaşamadığı, aksine son dönemde strateji değişiklikleriyle yeniden yapılanmaya gittiği öne sürüldü.
Öcalan’ın, bir yandan Türkiye ile pragmatik bir uzlaşı zemini ararken, diğer yandan terör örgütü PJAK’ın kapasitesini denge unsuru olarak değerlendirmeyi hedeflediği öne sürüldü.
El-Ahbar gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni İbrahim el-Emin, Trump döneminde ABD ile İran arasında tırmanan gerilimin arka planını tarihsel ve psikolojik boyutlarıyla ele alarak, Washington’un hedefinin uzlaşma değil İran’ı tamamen boyun eğdirmek olduğunu savundu.
ABD’nin yeni Ulusal Güvenlik Stratejisi, Avrupa’ya kendi savunmasını üstlenme çağrısı yaparken, kıta transatlantik güvenlik çatısı altında kalmakla yeni küresel güç dengelerine uyum sağlamak arasında kritik bir karara sürükleniyor.
ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin ile ilişkilerinde ağırlıklı olarak ticaret dengelerine odaklandığı, Amerikan halkına sadece ekonomik değil, ideolojik ve küresel rekabet boyutlarını yeterince anlatamadığı belirtiliyor.