Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Ehlader Genel Sekreteri Kadir Akaras 11 eylül Cuma günü on4 Tv ana haber bülteninde ülkedeki son durumu değerlendirdi.
Ülkedeki üzücü olaylar nedeniyle, tüm şehitlere Allah'tan rahmet, ailelerine sabır dileyen Akaras, 'milletimizin başı sağ olsun' dedi.
Seçim sonrasında tırmanan gerilim ve uzun zamandır duymaya alışık olmadığımız şehit haberlerinin üzücü olduğunu belirten Akaras, "Türkiye, terör sarmalı içerisinde Ortadoğu'ya benzer bir ülke haline gelindi" dedi.
Gezi olaylarını örnek gösteren Akaras, 'orada nasıl dış mihraklar var dendiyse bu kadar geniş çaplı olaylarda dış mihrak yok mu?' sorusunu sordu.
KÜRT SORUNU
Bu olaylar sadece Kürt sorunu diye bahsedilen şey değil, bunun arka planını da görmek gerekli diyen Ehlader Genel Sekreteri Akaras, "Yıllardır Türkiye'de Kürt halkının bir mazlumiyeti-mağduriyeti var bunu kabullenmemiz gerekli. Kürt halkı üzerinde baskı, aşırı bir asimile olayları var bunu kabul etmek lazım. Kürt halkının ötekileştirilmesi PKK örgütünün doğmasına sebep oldu. Bu terör örgütü tüm Kürt halkının hakkını savunma iddiası ile ortaya çıktı. Türkiye de devlet olarak Kürt halkına sahip çıkmadığı ve onların mağduriyeti ve mazlumiyetini görmediği için kendi eliyle Kürt halkının büyük bir kısmını PKK sempatizanı yaptı. Ak Parti'nin ilk dönemlerinde diyalog ve müzakereler yoluyla, eski dönemdeki şiddet olaylarından uzaklaşılmıştı. Hepimiz bundan umutlandık. Bir iktidar mazlumluğu görüyor ve insan haklarına öncelik veriyor, bu tüm insanlarda bir heyecan oluşturdu, Kürt halkında da böyle oldu. Değişen şey , küresel emperyalizm ve dış mihraklar. Nato'nun olduğu ülkelerde durum budur. ABD ve İngiltere'nin çıkarları olduğu yerde bu tür olaylar oluyor. Bunu taşeron örgütlerin eli ile yapıyor, Suriye'de IŞİD, ÖSO ve Nusra ile yapıyor. Irak'ta başka bir örgütle yapıyor. Afganistan'da taliban, El Kaide ile yapıyor. Türkiye'de PKK ile yapıyor, PKK Kürt halkının sözcüsü değil, biz bunu hiçbir zaman kabul etmedik. Kürt halkı ümmetin bir parçasıdır, Türk halkı da Araplar da böyledir. Geçmişte yapılan şovenist hatalar toplumu kutuplaştırıyor. Geçmişte bunlar mezhep üzerinden de yapıldı. Bugün bunlar yine bölgede denenme süreci içerisinde, bölgeyi böl parçala sistemi yapılmak isteniyor. Bunların altında yatan şey ise, emperyalistlerin çıkarları ve İsrail'in koruma altına alınması ve güvenliğidir. Irak, Suriye, Filistin, Mısır, Yemen de olup bitenlere baktığımızda bütün bunların İsrail'in güvenliğini sağlamak için yapıldığını görürüz. Bu olaylarda dış etken bunlarken iç etkenler de var. Barış süreci doğruydu devam ettirilmedi. Terörle mücadele diyerek şehirler abluka altına alınıyor, olağanüstü hal ilan ediliyor, bunlar yanlış adımlar. Bu kadar bedel ödemeden sağduyu çağrısını yapabilsek ne kadar iyi olur. PKK'nın terörünü tamamen Kürt halkına mal edersek ve bir takım yöneticilerin hatasını tamamen Türk halkına mal edersek altından kalkılamayacak bir duruma gelir Türkiye. Olayları doğru okuyamazsak, yine 80li-90lı yıllardaki politikalarla götürecek olursak maalesef telafi edilmeyecek hüsranlara sebep olabilir." açıklamasında bulundu.
TERÖRLE MÜCADELE
Akaras, "Terörle mücadele dünyanın her tarafında meşrudur. Meşru olmayan şey terördür. Silah devlette olur. Türkiye'de silah teröristin elinde ne kadar gayri meşru ise Suriye'de de mısırda da Irak'ta da öyledir. Mısırda ihvan kaybedince eline silah aldıysa, başa gelen darbeci Sisi olsa da eline silah alan halk gayri meşrudur, teröristtir. Bu Suriye'de de böyledir. Adı ÖSO olur, ılımlı muhalif olur ne olursa olsun. Asker, polis olmayan devlet gücü olmayan eline silah alan herkes suçludur ve teröristtir. Bunu ilkesel olarak bölgemizde, dünyada her tarafta böyle kabullenmemiz lazım. Silah devletin elinde olur, dış güçlere karşı, işgale karşı kullanılır ve halkına kullanılmaz. Halka karşı silah kullanılmaz bunu da kabul etmiyoruz. İşgale yada teröriste karşı kullanılır ve silah en son çaredir. İmam Ali'nin sözü vardır Maliki Eşter'e tavsiyelerinde diyor ki: "sana barış eli uzatan herkese sen de barış elini uzat. Ama barış elini uzatırken de gafil olma." Düşmanın oyunlarından gaflete düşme. Hükümet diyor ki biz barış sürecinde oyuna geldik, kandırıldık. Bu affedilebilir bir mazeret değil. Barış süreci devam ettirilecek ama gözün, kulağın açık olacak. Millet, can, mal, namus güvenliğini devlete emanet etmiştir. Bu ortamı bozacak kişilere karşı beğenelim veya beğenmeyelim devlet orada silah kullanır. Cumhurbaşkanının 'silah devlette olmalıdır' sözüne katılmakla birlikte, bunun ilkesel bir duruş olmasını talep ediyoruz millet olarak. Bunu Suriye'de de Irak'ta da diğer yerlerde de böyle düşünsün." dedi.
ERKEN SEÇİM
Seçimlere gidilen dönemde bir basın kuruluşuna yapılan saldırıya değinerek, 'algı operasyonu yapılıyor' diyen Akaras, "Halka yapılacak hizmet anlatılmalı, bu yapılmalı, oy alabilmek için gerekli açıklamaları yapmalısınız ama bu gayri meşru bir şekilde ahlaksızca bir algı operasyonuna dönüşecekse, bu kötü bir şeydir. Burada ya da başka bir ülkede, silahların gölgesinde algı operasyonu korku üzerine kurulur, mantık üzerine kurulmaz. Süreç bu şekilde giderse muhakkak seçime yansıması kötü olacak. Terörle mağdur edilmiş bir halkı birbirinden ayırmak zorundayız. Devlet olarak hiç kimseyi ötekileştirmeden tüm vatandaşlara sahip çıkılmalı. Seçim sonucu ne olur, şu an ki tablodan çok fazla farklı olmaz gibime geliyor." ifadelerini kullandı.
SURİYE VE MÜLTECİ SORUNU
Dünya gündemini de ele alan Ehlader Genel Sekreteri Kadir Akaras, mülteci sorununa değindi. Akaras, "Bir mülteci krizi de burada var. Çatışmalar nedeniyle doğudan başka yerlere göç var. Türkiye'deki olaylar Suriye ve Irak'a baktıkça yanında basit kalıyor. Bir insanın ölümü bile kötü ama sayısal rakama vuracak olursak, Suriye ve Irak'ta bizdeki mağduriyetin yüz katı fazlası var. Suriye'deki kriz ve sorunu yaratanlar, onlarca ülkeden binlerce teröristi gönderenler, bu mülteci krizinin altında yatan asıl sebeptir. İnsanlar canını, malını, namusunu korumak ister. Bu insanlar nereye gitsin? Türkiye'ye gelenler belli. Irak'a mı gitsin? Irak Suriye'den beter. Lübnan'a mı gitsin? Orası da öyle. Körfez ülkeleri rahatına düşkün onlar almıyor. Batı buralarda bu krizi çıkarıyor sonra da kendisi bu krizle baş ediyor ve buradan da birtakım fırsatlar kazanıyor. Batı insanlar arasına fitneyi sokuyor sonra da biz kurtarıcıyız diyor.Biz İslam ülkeleri ve halkları can, mal, namus güvenliğini sağlayamayınca batı bundan faydalanıyor. Kosova buna örnektir. Orada katliamlar yaşanırken Nato oradaydı. Nato'nun eli ile katliamlar yapıldı, sonra da ABD iki uçak kaldırıp ortalık süt liman olunca dönemin cumhurbaşkanının heykeli Kosova'nın başkentine dikildi. ABD kurtarıcı oldu. Halk Amerika'yı kurtarıcı olarak görmeye başladı. Batı Müslüman ülkelerde krizleri yaratıyor, sonra da bu mültecilere insan hakları, koruma gibi benzeri şeyler vererek kendilerini insan hakları savunucusu gösteriyor. Alman Başbakanı Merkel'in açıklaması var. Diyor ki 'Biz gelecek nesillere çocuklarımıza diyeceğiz ki, Müslümanlar emin dedikleri Kabe'ye daha yakın olmalarına rağmen, oraya sığınmadılar bize sığındılar.' Bu sözün altında çok büyük manalar yatıyor. Kabe'si olan Müslümanlar, güvenli tek yer olan Kabe'ye sığınmıyor da batıya sığınıyor. Bu Müslümanların içerisinde bulunduğu inanç ve maneviyat bunalımını da gösteriyor. Binlerce insan mülteci yollarında ölürken, siz hala 'diktatör Esad' derseniz, size gülerler. Keşke ABD ve Batı, Esad ile birlikte çözüm fikrini ortaya atmadan biz bunu yapabilseydik. Eğer kar-zarar hesabı yapacaksak, Esad kaç kişi öldürebilirdi şimdi 5 yıl içerisinde kaç kişi öldü. Demokratik yollarla değişim olabilir, eline silah alan halk kaybeder. Suriye'de, Mısır'da aynı şey oldu. Bugün Bahreyn direniyor. Birçok katliam olmasına rağmen halk eline silah almadı, direniyor. Sağlıklı bir değişim ve dönüşüm Bahreyn de yaşanabilir. Maalesef dışarının müdahalesi ile Siyonistlerin güvenliğini sağlama amacıyla karıştırılan Lübnan, Suriye, Irak, Yemen'de halkın meşru direnişini, silah kullanılarak gayri meşru duruma getirdiler. Silah kullanılma başlayınca da halk bunlardan kaçıp devlete sığındı." açıklamasında bulundu.