13 Eylül 2015 - 07:01
Bilir misiniz?

Bilir misiniz? Yaşamak için ölüme gitmekten daha büyük cesaret gerekirmiş. İnşa etmek için yıkmaktan daha fazla güç ve sevmek için nefret etmekten daha büyük bir gönül gerektiği gibi.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Bilir misiniz?

Yaşamak için ölüme gitmekten daha büyük cesaret gerekirmiş. İnşa etmek için yıkmaktan daha fazla güç ve sevmek için nefret etmekten daha büyük bir gönül gerektiği gibi.

Bilir misiniz?

Çocukların ölüleri derin donduruculara konulurmuş günlerce. Çünkü mezarların yolları bile kapalıymış. Ölmek bile serbest değilmiş.

Bilir misiniz?

Babaların sevgili oğulları, en genç yaşlarında patlayan bombalarla paramparça olup tanınmayacak hale gelebiliyormuş. Sonra cesetleri teşhis için uzak bir yerlere gönderiliyormuş.

Bilir misiniz?

Mezarsız binlerce ölü varmış. Kurtların kuşların yedikleri... Ruhları meçhul rüzgârlarda savrulan...

Bilir misiniz?

Bir türkünün söylenmesi, bir radyonun bir dilde yayın yapabilmesi gibi çok küçük, çok küçük, çok küçük şeyler için binlerce insan ölebiliyormuş.

Bilir misiniz?

Hamasi nutuklardan korkmak gerekirmiş. Onlar ölüme götürürmüş. Kelimeleriyle, hayatlar sönermiş.

Bilir misiniz?

Anneler, uzaktaki oğulları için geceler boyunca uyuyamazlarmış. Yüreklerinde dev endişeler demir atarmış, günler-gecelerce gitmeyi bilmezmiş. Her kapı çalınışında yürekleri ağızlarına gelirmiş. Gizlice ağlarlarmış, yalnızken hüzünlü hüzünlü mırıldanırlarmış. Ve sükût da sessizce onlarla ağlarmış.

Bilir misiniz?

Ağıtlar bile dikte edilirmiş. Ölüm anında, dillere gardiyanlar dikilirmiş. Şöyle ağlayın böyle ağlayın diye direktif ve emirler verilirmiş.

Bilir misiniz?

İnsan canı çok ucuzmuş. İnsanların ölümü hiçmiş.

Bilir misiniz?

En önemliler, içleri kof, gerçek sanılan hezeyanlarmış. Gerçek ve doğru, düşmanmış. Doğruları söyleyen zindana atılırmış.

Bilir misiz?

Yıldızlar ağlarmış geceleri. Yürekleri, sevgiyi hissedecekleri anlarda, pusularda, taşların, kayaların ardında, tonlarca, cihanca korku tadanlar için.

Bilir misiniz?

Ölüm kutsanırmış. Bunu yaşamayı bilmeyenler yaparmış.

Bilir misiniz?

Kelimelere düşman kesilenler varmış ve seslerden ürkenler. Çünkü onların gerçeklerle yüz yüze gelebilecek cesaret dolu yürekleri yokmuş.

Bilir misiniz? Ölüm değil hayat kahramanlarına ihtiyaç varmış. Onların aydınlatacak sözlerine… Düğümleri çözecek kılıçlarına…

Bilir misiniz?

Sahte, güçsüz, yanlış putlara kurbanlar sunuluyormuş durup dinlenilmeden, bıkıp usanmadan ve akıllanıp görmeden.

Bilir misiniz?

Akıl, çaresizce bakarmış. Ararmış ararmış bulamazmış bir halas yolu.

Ve bilir misiniz?

Galiba tek çare duaymış. Yapılacak yegâne şey, elleri açıp Rabbi Rahman’a dua edip yalvarmakmış.

“Rabbim, sen kanlı ateşlere, kendi katından bir rahmet yağmuru yağdır” demekmiş söylenecek söz.

Resul Davutoğlu