Uluslararası Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı -ABNA- Jeffrey Epstein dosyasına ilişkin ortaya çıkan yeni değerlendirmeler, yaşananların münferit bir ahlaki çöküş ya da bireysel suç vakası olarak ele alınamayacağını ortaya koyuyor. Akademisyenler ve bağımsız analistler, Epstein ağının Batı sisteminde güç, sermaye ve siyasal dokunulmazlığın nasıl iç içe geçtiğini gösteren sembolik bir vaka olduğunu vurguluyor.
Söz konusu analizlerde, Epstein’ın yıllar boyunca siyasi elitler, istihbarat çevreleri ve küresel sermaye ağlarıyla kurduğu ilişkilerin cezasızlık zırhı sayesinde sürdürülebildiğine dikkat çekiliyor. Bu durumun, Batı’nın insan hakları, hukukun üstünlüğü ve şeffaflık söylemlerinin pratikte yalnızca güçsüzler için geçerli olduğunu bir kez daha açığa çıkardığı ifade ediliyor.
Eleştirilerde, Epstein dosyasının kapatılma biçimi ve birçok kilit ismin hesap vermeden sistem dışına çıkarılması, Batı demokrasilerinin yapısal krizine işaret eden bir kırılma noktası olarak değerlendiriliyor. İnsan ticareti, çocuk istismarı ve cinsel şiddet gibi ağır suçların, jeopolitik çıkarlar ve elit ağlar söz konusu olduğunda nasıl örtbas edilebildiği bu dosya üzerinden net biçimde görülüyor.
Direniş eksenine yakın yorumcular ise Epstein vakasının, Batı’nın ahlaki üstünlük iddiasının çöktüğünü ve küresel ölçekte adalet söyleminin bir hegemonya aracına dönüştüğünü gösterdiğini belirtiyor. Aynı çevreler, bu tür dosyaların Filistin’den Orta Doğu’ya kadar uzanan sömürü ve tahakküm düzeninin yalnızca askeri değil, kültürel ve hukuki boyutlarını da ifşa ettiğine dikkat çekiyor.
yorumunuz