Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- cesur mücahit, yaratıcı düşünceli bir kahraman, kamil imanlı, Allah’a ihlası ve tevekkülü olan öz İslam’a Kur’an’a ve zalim ve zorbalarla mücadele yolunda şehadete kadar varan yaşamlarıyla bir örnek teşkilde eden Ehlibeyt’e (aleyhi selam) dayanarak batı ve şarkın birikmiş saflarında meydana çıkarak onların siyasi ve zorbalık denklemlerini bir birine vurmuş gerçek yüzlerini dünya kamuoyuna tanıtarak onların zorbalıklarını gün yüzüne çıkarmıştır.
İslami İran halkı “innnellahe la yüğeyyiru ma bi kavmin hetta yüğeyirru ma bi enfusihim.” (Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Ra’d Suresi, 11. Ayet) esasına göre İslam’ı uyandırmış, İslami asaletlerle onu donatarak müttehit etmiştir. Sonra onu istibdat ve istikbarla mücadele meydanına getirmiş ve onların tümünü Muhammedi (salallahu aleyhi ve alih) İslam’ın bayrağı altında sert ve yumuşak savaşa sokarak nihayetinde onurla fatih ve galip gelerek tam bir özgürlük ve istiklal elde etmiştir. Sonunda yeni bir ufukla maddi ve manevi ilerlemeler kaydederek kapsam alanı açılmış siyasi, bilim ve teknoloji, askeri ve savunma sanayi arenasında başarılı adımlar atmış ve şu anda gelişmiş güçlü bir devlet ve hükümet unvanıyla dünya sahnesinde velayet-i fakih dümeniyle tüm sahnelerde huzur bulmuştur. Ve tüm etkinliği ile parlamaktadır. “Zalike fadlullahi yu'tihi mey yeşa', vallahu zulfadlil'azîm” (Bu, Allah'ın dilediğine verdiği fazl (lütuf ve ihsan)ıdır. Allah, büyük lütuf sahibidir. Cuma Suresi, 4. Ayet), “ve le yensurannellahu mey yensuruh…” (Şüphesiz ki Allah, kendi dinine yardım edene mutlaka yardım eder. Hac Suresi, 40. Ayet) Bugün Tunus, Mısır, Libya, Bahreyn, Ürdün, Arabistan ve Fas’ta göze çarpan uyanış dalgası, ayaklanma, haykırış sesidir ve onların kükreyişi dünyada yankılanmaktadır. Onların tamamı İran İslam İnkılabından ilham almıştır. Bu uyanış hat ve sınır tanımamaktadır ve hiçbir noktada mahsur olmayacak ve durulmayacaktır. Gün be gün sınırları aşacak ve ilahi vaade gerçekleşecektir. Tüm dünya mustazafları o kadar vahdet, güç ve direnişle haklarını talep edecekler ki sonunda yeni bir dünya oluşturacaklardır.
Şu anda adlarını zikrettiğimiz ülkelerdeki uyanışın üç önemli temel özelliği vardır:
1- İslami olmaları, Allah-u Ekber şiarlarıyla Cuma namazlarına katılarak bu yola koyulmaları bu devrimleri İslami kılmaktadır.
2- Halkçı olmaları, halkların cihat ve kan verme sayesinde diktatörleri kafese kapatacak, kovacak, taçlarını başlarından alacak veya tahtlarını altlarından çekecek kadar gücü vardır.
3- istibdat, istikbar ve Siyonizm karşıtı olması.
Dolayısıyla bu özellikleri görmezlikten gelecek her analiz ve hareket garazlıdır ve bilahare bu uyanış dalgasının iki mesajı vardır.
a) Müstekbirlere istikbar ve despotluk döneminin bittiğini haber veren mesaj.
b) Mustazaflara ve bağımsızlık isteyenlerin yerlerinde oturmamaları, istikamet ve sabit kademle yollarına devam etmeleri ve yüce Allah’ın onların yar ve yardımcı olduklarını bilmeleri gerektiğini ihtiva eden mesaj.
“Uzine lillezine yukatelune bi ennehum zulimu, ve innellahe ala nasrihim le kadîr.” (Kendilerine savaş açılan Müslümanlara, zulme uğramaları sebebiyle cihat için izin verildi. Şüphe yok ki Allah’ın onlara yardım etmeğe gücü yeter. Hac Suresi, 39. Ayet)
İnanç meclisinin İslami eğitim sayesinde kendi hakkının verilmesi için kıyam eden ve Allah yolunda şehadete kucak açarak giden mücahide de mesajı vardır. O mesaj ise şudur:
Dikkat ediniz, sakın istikbar dünyası dalgayı sürerek sizin kıyamınızı abluka altına alarak yoldan çıkarmasın.
Allah vadesi olan “Andolsun, biz Zikir'den sonra Zebur'da da: "Şüphesiz Arz'a salih kullarım varisçi olacaktır" diye yazdık.” Bu ayeti nazara alarak gün be gün Salihlerin teçhizatı olan iman, adalet, sadakat, takva, istikamet, mustazaf ve mazlumlara yardım ve destekle kendimizi donatalım. Böylelikle her ne kadar erken Hz. Sahibe’z Zaman’ın (aleyhi selam) zuhurunun intizarında olanların divanına adımızı kaydederek o hazretin evrensel hükümeti için zemineyi onur ve iftiharla hazırlayalım. Allahumme erine talete er-reşide ve’l izzete’l hamidete.