17 Kasım 2011 - 09:25

İnsanın aklı ile dalga geçmek böyle bir şey olsa gerek. Sayın Davutoğlu; meclis kürsüsünden ve fırsat bulduğu her kürsüden aynı şeyleri tekrarlayıp duruyor uzun süredir. Ülkenin dış politikasını, komşunun iktidarını devirmeye endekslemiş bir bakan olarak hatalarını görmeden, son surat hatada ısrarcı olması Davutoğlu’nun TC’nin en parlak dış işleri bakanı olma özelliğine gölge düşürücek sanırım.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Sadece Suriye konusu değil, füze kalkanı mevzunda da benzeri bir yaklaşımda bulunan bakan bey sadece bakıyor ama görmüyor gibi yada bilinçli ve kastı olarak gizliyor, insanların hafızaları ile akılları ile geçmişi ile politik algılamaları ile resmen dalga geçiyorlar.

Politik ilişkilerin turnsol kağıdı olduğu bazı olaylar vardır, her şeye rağmen halk pazarına inen ve tezgahlarda görücüye çıkmıştır. İşte bu diplomatik olay yumağında, gizlenmeyecek kadar büyük olayları, kontrolde tutulan medya ve diğer medyayıda, mali baskı, kurumsal denetleme, vergi affı, iş yeri denetleme gibi benzeri baskılarla uysallaştıran AK Parti halkın okumalarını görmezden bu vesile ile görmezden gelmektedir. Halkın sesli muhalefetini kesmek demek ve rahatsızlığını fark edememek son on yıllık kazanımların heba olması demektir.

Birkaç sefer yazdık, şimdi turnusol kağıdı babında birkaç kıyas yapacağım, kıyasla tavır belirlenmez hele dış politikada asla bu doğru ama kıyasla karakter belli olmaz diyemeyiz. Bununla birlikte karşında kinin yerine kendini koyma veya bizde ki tabiri ile “iğneyi kendine, çuvaldızını ele batırmak” deyimide karakter analizi ve hükümetin rotgenini çekme parametrelerinden birisidir.

Meclis kürsüsünden Esat’a “halkına karşı sert davrandıkca” karşındayız mesajı vermesini, geçen aylarda tamamen sivil olan bir halka karşı kanlı baskınlar yapan ülkesini işgale açan Bahreyn Kralı El-halife yi ülkemizde ağırlayan Sayın Davutoğlu aynı kişi mi acaba? Daha Kaddafi hükümetin başında iken, Türkiye’de ki seçimlerin ardından ilk işi muhalif Libya hareketinin merkezi olan Bingazi’ye giden Davutoğlu acaba neden Yemen ellerinde ki feryadı hala duyamadı.

Neden, Azebaycan da sokaklara çıkan ve sadece başörtüsüne özgürlk istiyoruz dedikleri için tutuklanıp zindanlara atılan onlarca insan hakkında meclis kürsüsünden bir hutbe okumaz acaba?

Neden, TC’nin ilişkisinin iyi olduğu Malezya devleti 11 Uygur Türkünü, Çin devletine teslim edilirken bi ses vermiyordu Davutoğlu, hatta Çin iki yıl önce Doğutürkistan’da katliam yaparken duymayan hükümet, ülkemize bir toplantı için gelmek isteyen Doğutürkistan direnişinin simgesel ismi Rabiye Kadir Hotten hanfendiye ülkemize uluslar arası teröristlerin bile girmesine engel olunmazken, kibarca gelmeyin, gelirseniz, tutuklamak zorunda kalırız. diye mesaj yolluyorlardı.

NATO üyesi ülkelerin daha bir ay bile olmadı savunma bakanları toplantısında ABD savunma bakanı; Malatya’ya kurulacak radar sistminin İran’dan olası bir İsrail saldırısını engellemek amacı ile kurulduğunu açık, seçik, net ve amaçlarını ifade eden açıklamasına halen çıkıp ülkemizden bir politikacının tevil getirmesi kendinelerinede koca milletin aklınada hakaret etmekten başka bir şey değildir. ABD’nin yalancı avukatlığını neden yapıyorsunuz anlamsız adamlar açıkca muratlarını söylerken siz neden meclis kürsüsüde “bu bir füze sistemi değil ön algılayıcı radar sistemidir.” Diyorsunuz. Allah aşkına neyi algılayacak bu sistem? Bu sistem ülkemizin bağrına yerleşştirilmiş kocaman bir kulaktır. Dinleme ve istihbarat alanında son sistemdir. Sadece iran değil, başta kendi ülkemiz, dört bin Km çapında bütün komşuların eğemenliğini sınırlayan bir yapıdır.

Bu örnekleri çoğaltmak istesek o kadar çok örnek verebiliriz ki!

Bölgesel politikada ABD menfaat ve çıkarlarının hiç birisi bizim işimize yaramazken bu kadar bu politikaya sahip çıkmamız akıl almaz bir bilinç kaymasıdır. İslamcı camianın bile bu politikaları artık savunuyor olması ise hayretlerle takip edilip aslında gün gün not alınması gereke bir tarihi süreçtir.

Suriye kavgasını hükümet yetkilerinin dilinden bile henüz mezhepsel zeminden siyasal zemine çekmişken ABD ve BM yi hoşnut eden Arap liginin kararına can simidi gibi tutunan Davutoğlu’nun bu çıkışı yanlış içinde olduğunu ve kendi yanlışına atılan her simide aynı iştahla tutunacağını bize göstermektedir.

Türkiye bu ısrarcı tutumundan vaz geçip Suriye’nin hükümetinin yıkılması değil, barışı için rol almalıdır meclis kürsüsünde “biz reformların yapılması gerektiğini ve buna Esat’ın öncülük etmesini istedik ama olmadı şimdide ezilen suriye halkının sesine kayıtsız kalamayız.” Diye ifade edilen söz “bizim dediğimiz olmazsa biz istediğimizi dayatırız kardeşim.” sözüdür ki bu söz çirkindir, kasıtlıdır, mide bulandırıcıdır.

Esat veya herhangi bir lider ülkesinde başgösteren olaylara karşı önlem almalıdır. Bu durum kendi ülkemizde otuzyıdır yaşadığımız bir olaydır. Burada dikkat edilmesi gereken şey toplumsal olaylara karşı Türkiye gibi müdahale tecrübesi olmayan bu tip ülkelere yardım etmek, toplumsal muhalefetlere her türlü destek vermekten daha iyi ve daha barışcı bir harekettir.

Hiçbir halk, o ülkenin dışında bulunan başka halkların ideolojik savaş meydanı değildir. Dün Irak’ta ABD ile tam anlamı ile savaşa girmeyen Irak halkını işbirlikçi diye tanımlayan, bugünde Suriye’de Esat’a karşı muhalefet yapan halkı mücahit olarak gören kardeşlerimize de şunu söylemek istiyorum. Günden güne ABD tarafından, idarecilerimizin onayı ile işgal edilen yurdunun hangi köşesinde direnişte bulunursan ve kendi Esatlarına ne zaman baş kaldırısan o zaman hururlu bir uyku uyuyabilirsin. Şimdi sadece kendi nefsini kandırdığının farkına var yada politika uğruna bu ülke halkını kandırmayın lütfen.

Sayın dışişleri bakanımız görev ve konumunu yeniden gözden geçirmelidir. Bir çok olayda ilkleri gerçekleştiren Sayın Davutoğlu, bir ilke daha imza atmalıdır. Komşunun iç işlerine aşırı müdahale edipte başarısız olduğu ve onun ayağa kaldırdığı halkların bir diktatör tarafından heran tehlikede olduğunu anlayıp bu sorumluluğun vicdan muhasebesi ile biran önce istifa etmeyi düşnmelidir bence.

Uzeyir YİĞİT