5 Eylül 2012 - 06:38

Iğdır’da geçen yıl iki İranlı, Askeri, Ticari ve Kamu binaları ile ilgili bilgi topladıkları gerekçesiyle tutuklanır. Yapılan sorgu ve araştırma neticesinde onlarla bağlantılı olarak Ağrı, Van, Kocaeli ve Iğdır’da mukim 9 kişi daha tutuklanıp Adliye’ye sevk edilir. Bu şahıslardan ikisi serbest bırakılırken 7’si tutuklanır… Tam teferruat poliste ve savcılarda saklıdır. Mahiyet nedir bilmiyoruz, Iğdır valiliği veya emniyet, savcılık açıklama yaptıkça kamuoyu da bilgilenecek…

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Olayın her adli olayda olduğu gibi elbette haber değeri vardır. Gerek Iğdır’ın yerel gazeteleri ve gerekse Iğdır’dan ulusal basına haber servisi yapan muhabirler bu haberi servis ederek kamuoyunun bilgisine sunmuşlardır.

Iğdır’ımızın yarım asırdan daha yaşlı yerel gazetesi “Yeşil Iğdır Gazetesi” sahibi Sayın Cabbar Şıktaş, hem sosyal paylaşım sitesinden hem de gazetesinden olayı duyurmuş; bilgiyi paylaşmıştır. 

Olay kendi seyrinde devam ederken birden bire Bugün Gazetesi tarafından manipüle edilerek Iğdır’da yaşan Şii vatandaşlar hedef alındı. Peşine Zaman gazetesi ve Haber 7 com bu haberi servis ederek Türkiye’ye sundular. Ağrı, Van ve Kocaeli kenara çekilerek Iğdır ve Şiilik(Caferilik) çıkarıldı öne.

Bugün Gazetesinin “özel” spotuyla sunduğu haber “Manşet Haber”di. Gazeteciliği biraz bilenler, “Manşet haberin” bir gazetede hangi süreçten geçtikten sonra yayınlandığını bilirler. Genel  Yayın Yönetmeni başkanlığında Haber toplantısı yapılıp konu ele alınır ve güvenilirlik esasına göre halka “bilgi” diye sunulur. Basın yayın ilkesi’nde okuru yanıltmama en temel kural olarak ele alınmaktadır. Ancak “tetikçi” diye tabir edilen basın kuruluşları ilkesizlik üzere vardırlar ve onların görevi tahrik, tezyif, aldatma ve manipülasyon olduğu için “basın- yayın ilkesi” de dahil, onlar için ilke diye bir şey yoktur.

Bugün gazetesi “İran’ın derin oyunu” başlıklı haberi öyle bir manipüle ederek ortaya çıktı ki; muhatabına sinsice yaklaşıp içindeki zehri akıtıp dişlerini çekmeyen yılan misali, bedeniyle de kurbanını sarmalayıp sıkmaktan imtina etmedi. 

Bugün gazetesi Iğdır’da yaşayan Şiiler için aynen sinsi bir yılan, zehirli bol akrep oldu.

Haberin özü bir kenara bırakılarak; Yalan yazıldı.

Yalan şu: “ Muhbirler genellikle Iğdır ve çevresinde yaşayan Caferiler’den seçiliyor. Caferilerle İranlılar arasında mezhepsel bir bağ bulunması nedeniyle bu yönde bir tercihte bulunulduğu aktarılıyor. İran'ın, Kum kentine eğitim almaya giden Türkiye vatandaşlarından ajan devşirdiği ifade ediliyor”

İğrençliği görüyorsunuz değil mi? “İdda ediliyor” de,  çık işin içinden…

Hani bunlar hoşgörü, diyalog  vs.. diyorlar ya. İş, Şiiliğe geldi mi hepsi rafta! Genlerinde bize karşı anlamsız bir nefret besliyorlar.  Onların bizi sevmediğini bilmiyor değiliz. Puslu havayı seven kurt misali bize yönelik ağızları hep açıktır. Hamdolsun Rabbimizin inayeti ve Ehl-i Beyt mutahharın şefaatiyle buna hiçbir zaman muvaffak olamayacaklar. Geçmişiyle de bugünüyle de temiz bir halkız biz. Ne ihanet biliriz ne de vefasızlık.

Iğdır’da konuyla ilgili yakalananlar Kürt ve Şaffi.  Aslında bu tarz konuşmak ta yanlış, ama attıkları iftiranın ahlaksızlığı yüzünden maalesef bize de “Ötekileştirici” bu sıfatı söyletiyorlar. Şimdiye değin hep suçu işleyenin şahsıyla ilgili olunurdu, maalesef bunlar Irk ve mezhep üzerinden sayfa açan ABD ve Batı’nın gönüllü işçileri olduğu için yağmurdan kaçarken doluya tutuluyoruz. Iğdır’da ajanlık meselesiyle ilgili olarak yakalananlar Şii/Azeri değil dereken Şafi/Kürt demiş oluyoruz. Allah kahretsin! Oysa onlar olaya karışmış kişilerdir. Suçta Mezhep ve ırkı değil, şahısları önemli.

 Tutalım ki Azeri olsalardı bundan dolayı bir toplum toptan suçlu edilir mi, bunun örneği var mı? 30 yıldır yaşanan PKK mücadelesinde Kürtler için böyle bir yargıya ulaşılmış mıdır ki tek bir örnek olmamasına rağmen “Muhbirler Iğdır ve çevresinde yaşayan Caferilerden seçiliyor” denmekte.

Bir araştırma yapın. Bakın bu ülkede yaşayan Şii/Azeri’lerin şeceresine. Vatana, bayrağa, toplumsal birlikteliğe en yatkın en vefakar insanlardır bunlar. Bu, her daim övünç kaynağı olmuştur halkımızın. Diğer taraftan bakıldığında Iğdır bir sınır şehri. Parçalanmış aileler yumağı. 1918’li yıllarda bu bölgede nice feryatlar yaşanmış. Aras nehri nice ağıt dolu tarih barındırır sinesinde. Erivan’dan, Iğdır’dan kaçışlar, parçalanmış aileler, yollarda öldürülmeler, kaybolmalar… Bugün o tarihle yaşıyoruz biz. Her evin şimdiki sınırın diğer tarafıyla ilgili muhakkak bir anısı vardır. Amcamız İran’da kalmış, dayımız Nahçıvan’da, halamız Bakü’de kayıp… Biz de Türkiye’nin en doğusunda Iğdır’da yaşayanlarız. İran derken siz ne hissedersiniz kendinize, ama bizim için akrabadır, dosttur, ailedir…  Çoğu zamanda Meşhed’tir, İmam Rıza, Hanım Masume’dir, Kum’un mezhebimize ait bilgi pınarıdır.. Tarihin gelişiminden kaynaklanan realitelerle birlikte dini/mezhebi yakınlık var. Siz buna, bunun doğurduğu masumane ilişkiye “ajanlık barikatı” ile set çekmek istiyorsanız hesabınız başkadır ve ahlaksızdır.

Yapılan iğrençlikle korku imparatorluğu oluşturup “ötekileştirmek” istiyorlar. Doğrudur, aynı mezhepteniz İran’la. Ne yapalım sizin hoşunuza gitmiyor diye aslımızı mı inkar edelim? Gazetenin yaptığı şu alçaklığa bakın hele: “Muhbirler genellikle Iğdır ve çevresinde yaşayan Caferiler’den seçiliyor. Caferilerle İranlılar arasında mezhepsel bir bağ bulunması nedeniyle bu yönde bir tercihte bulunulduğu aktarılıyor.”

Utanmazca, hayasızca bir halkı toptan muhbir yerine koyan bu jurnalliğe bakın hele. Sormak lazım: Bu bilgiyi nerden aldı Bugün gazetesi? Hani haberin son cümlesi “aktarılıyor” diye bitiyor ya. Kim aktarıyor? Adli süreci devam eden bir olayda bu denli peşin hükmü gerektiren tespitin kaynağı çok sağlam olmalı değil mi? Yoksa Şii/Caferi’leri Devletten soğutmaya yönelik daha bir üst plan mı söz konusu?  Allah aşkına, tarihi bu denli temiz bir halka bu alçakça hayır, “çukur” ca iftirayı kim atıyor?

Yoksa karanlık odalarda kendi imalatları olan ve  bir halkı birbirine kırdırtma politikasının ürünü olan Okyanus ötesi ağababaları mı?

Yürekleri varsa gelsinler Iğdır’a. Azerilerle Kürtler veya Şiilerle Sünnilerin kurdukları dostluk bağına baksınlar. Terörün en şiddetli yıllarından gelsinler, 80’lerden daha öncesinden... Biraz daha ilerisini söyleyelim: Şu anda doğuyu kasıp kavuran terör belasından da uzaktır bu memleket. Kendi halinde, kendi kabuğunda, ikliminin sıcaklığı insanlarına da yansımış. Yeter ki şom ağızlılar olmasın…

Bunları söylerken, tatlı bir rekabet elbette yok değil. Siyasette ayrışmışız, bir takım konularda farklı düşünmüşüz ama bu Bayburt-Gümüşhane, Rize- Trabzon vs. illerdekinden farklı bir şey değil ki.

 “Mollar İran’a” günlerinde az çekmedik. Mezhebi doğru öğrenme adına,  anasından ailesinden uzakta sırf ilim adına Kum’a gidenlerimiz terörist, hain vs. damgalarla o dönemde de damgalanırdı. Ama o dönemde dahi ahlaksızlık bu denli tavan yapmamıştı.

Bugün Gazetesi’nin yazarları var, haksızlığa iftiraya uğramışları var. Ahmet Taşgetiren’in yazı yazdığı gazetedir.  Bilmiyorum, gazetenin yönetimiyle ilgisi var mı, olsa da olmasa da ümidim yok kendisinden.  Ancak Gülay Göktürk’ün midesi kaldırmamalı, onun gazeteyle bağı, yazarlığının dışında mıdır bilmiyorum vicdanına havale ediyorum, kabul ediyorsa susun. Toktamış Ateş’e döneceğim yüzümü. Caferilerin toptan İran ajanı olup olmayacaklarını çocukluk arkadaşı Hüseyin Hatemi’ye sormasını isteyeceğim.  Hepsine mail ile ulaşmaya çalışacağım. Madem yazıyoruz, bu çamurun iadesi için elimizden geleni yapacağız.  Bu denli büyük provokasyon Türkiye’nin bu kritik günlerinde işleniyorsa eğer, benim bu gazetenin gerçek niyetiyle çok ciddi şüphelerim olmasın da ne olsun. Toptan bir halk ajan ha, ve siz vatan evladı bu ülkenin sahipleri olmuşsunuz. O yakalananlar içerinde Azeri yok! Velev ki olsaydı bile sap samana niye karıştırılır ki? Dediğim gibi hele yakalananlar içinde  bir tek Caferi yokken. Bu hesaba göre Abdullah Öcalan Kürt olduğu için bütün Kürtleri ne yapmamız lazım?

Doğrudur AKP’yle Iğdır’da yaşayan Azerilerin arası iyi değil. Başbakan “bir kısım medya” diye bir tabiri öğretti ya Türkiye’ye, Bugün Gazetesi ve Haber 7 com. O’nun kısmına düşen medyadandır değil mi? Ülkeyi yönetenlerin vücut dilini zaman zaman kullandıklarını biliyoruz. Başbakan, basına makamında verdiği fotoğraflarda arka fonda Haber 7 com’u açık bir şekilde kullanmıştı. Şimdi bu sitede yer alıyor iğrenç iftiralar, süzgeçlerinden nasıl geçiyor… Bakalım Başbakan ses verecek mi? Hani mazlumun yanında ya. Bakalım bu konuda bir halkın hiç hakketmediği halde, hiç alakası olmadığı halde toptan ajanlık yaftasıyla yaftalanması karşısında o gazetenin patronuna bir çift laf edecek mi? CHP, MHP ne diyecek göreceğiz.

Bugün gazetesinde haberi yapanın ismi İrfan Galip Dumlu diye geçiyor. Halkımız savcılığa elbetteki suç duyurusunda bulunmalıdır. Gazete bu haberi manşetten verdiğinden gazetenin tüzel kişiliğine de dava açılması gerekir. Avukatların bu konuda çalışmaları halka yön verici olacaktır. Basın Konseyi’nin derhal bu gazeteye “kınama” vermesi gerekmektedir. Her daim vatanı, bayrağı, toprağıyla hemhal olmuş bir halka sırf mezhebi Şii diye atılan bu iftira yerde kalmamalı.

Muhammed Ak