30 Eylül 2012 - 09:01

Yeni Çağ Gazetesi Yazarı Afet Ilgaz ile Türkiye Suriye meselesi üzerine konuştuk : “Türkiye'yi yöneten güçler, Türkiye'nin önüne belge koyacaklar diye yöneticileri istedikleri gibi yönlendiriyorlar”.

Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA- Türkiye’nin en tanınmış Müslüman ve milli kimlikli kadın yazarlarının başında gelen isimlerden biri olan Afet Ilgaz, Türkiye’nin Emperyalistlerin eliyle yönetildiğini söyledi. Ilgaz, “Türkiye’nin komşularıyla birlikte emperyalistlere karşı olması gerekirken komşularının karşısında durdu” dedi. Esad’ın emperyalistlerin hizmetine hiç girmediğini söyleyen Ilgaz, Suriye halkında milli duyguların çok ön planda olduğunu ve kolay kolay emperyalistlere yem olmayacağını belirtti. (Esad’da Cumhuriyet Gazetesine verdiği röportajda Türkiye’nin Malatya’da yerleştirilmesine izin verdiği ABD füze kalkanı üssünü kastederek “Ben ülkemde füze kalkanı kurulmasına izin vermediğim için bana saldırı başladı” demişti.)

İşte Afet Ilgaz’ın Fars Haber Ajans’ına yaptığı Röportajı:

S-Suriye meselesinde Türkiye neden bu kadar ön plana çıktı. İran Genelkurmay Başkanı “olayların sebebi Türkiye ve Katardır” dedi siz Suriye meselesini bilen biri olarak neler söyleyebilirsiniz?

C-Türkiye, ikbali emperyalistlerin elinde olan bir güç tarafından yönetiliyor. Üstelik bu işe soyunurlarken taahhüt ettikleri pek çok şey var ve onların bu işten geri dönmeleri halinde, önlerine konacak bazı belgeler var sanırım, vazgeçemiyorlar.

S-Saadet partisi genel Başkanı Mustafa Kamalak, Suriye’ye saldırıların arkasında Siyonist İsrail’in “Nil’den Fırat’a” projesi olduğunu söyledi. Türkiye’nin Suriye’yle savaşması halinde bölüneceğini hatırlattı. Siz bunun hakkında neler düşünüyorsunuz?

C- Mustafa Kemal’in söyledikleri doğru ama eksik. Siyonizm sadece İsrail’den zuhur etmiyor. Batılı ülkelerin içinde binlerce yıl yerleşmiş. Faaliyet gösteren Siyonist kaynaklar, gruplar, lobiler, teşkilatlar var. 1915’te Çanakkale’ye saldıranlar bunlar.

S-Siz Türkiye’de şu an ki mevcut hükümeti iç ve dış sorunlarında nasıl görüyorsunuz?

C- Çok zayıf ve ayrıca çok tehlikeli. Çok yetersiz, yanlış, faydasız işler yaptı. Emperyalistler ile birlikte komşularına karşı durdu. Oysa komşularıyla temasta olmalıydı ve her zaman onların cephesinde durmalıydı.

5-Şuan da Suriye’lilerin gözünde Türkiye nasıl bir ülkedir? Ve Erdoğan nasıl bir konumdadır?

C-Sanırım bir düşman ülkedir. Erdoğan da bu işi yürüten bir lider ya da sözcü olarak aynı hislere maruz bulunmaktadır.

S-Suriye’nin bugünkü sürece gelişini hızlandıran önemli gelişmeler nelerdir? Ve buna bağlı olarak, Türk uçağının Suriye tarafından düşürülmesi ve Kürt kentlerinde PYD’nin kontrolü ele geçirmesi olayların bir etkileri oldu mu veya nasıl etkileri oldu?

C-Suriye ile kardeştik. Birdenbire kardeşlik, komşuluk ziyaretleri falan, düşmanca söylemlere ve davranışlara yerini bıraktı. Türk uçağının düşürülmesi hakkında çeşitli söylentiler var. Ben o sıralarda Suriye ile aramızdaki savaş kıvılcımını çaktıracak bir emperyalist komplo olarak baktım olaya. İşin aslını hala biliyoruz. PDY’nin kontrolü Suriye’nin kuzey’ indeki bölgelerde ele geçirmesine, Esad’ın bu işte zekice bir hamle yaptığı gibi bir yorum var. O grupların Suriye’ye zarar verecekleri zaman Esad’ın ordusunun bunu kolaylıkla bertaraf edeceği söyleniyor.

S-Eğer Esad giderse bundan sonra Suriye’de bir iç savaş ve etnik çatışma olasılığı çıkabilir mi? Yani Suriye’nin Lübnanlaşması ve Iraklaşması söz konusu olabilir mi?

C-Esad’ın gideceğine inanmıyorum. Gitse bile, arkasında, Rusya’daki Putin, Medvedev işbirliği gibi bir sağlam organizasyon bırakır. Ben Suriye’ye gittim. Orda dikkatimi çeken ilk şey din adamından, bürokratına halkına kadar gelişmiş milli duygulardı. Suriye bunu iyi başarmış. Kolay kolay yem olmaz emperyalistlere. Esad emperyalistlerin hizmetine hiç girmediği için ırak gibi olmaz, bu bana muhtemel görünmüyor. Yani kullanılıp atılacak bir durum yok orda.

S-Türkiye’de medyanın ve İslami kesimin Suriye’deki gelişmeler konusundaki tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Yani Türk medyası ile Türk İslamcılar diye bilinen kesimlerin Suriye olaylarına yaklaşımlarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

C-Hayretle izliyorum. Özellikle İslami kesimi anlayamıyorum… Suriye’ye gittik. Yedik, içtik, sağ olsunlar, Suriye’ye hayran kaldık. Müzeleri falan dolaştık. Alış veriş yaptılar arkadaşlar. Sonra ne oldu bilmiyorum. Suriye ve Esad kolayca gözden çıkarıldı. Siyasi bilinçleri mi gelişmemiş nedir… yoksa mecburlar mı böyle yapmaya, doğrusu anlamak zor.. bilmiyorum.

S-Başbakan Erdoğan’ın kendisini iktidara taşıyanların isteklerini yerine yetiriyor yorumları hakkında neler düşüyorsunuz?

C-Ben bu konuda “aklın yolu bir” diye yazmıştım. Doğru söze ne denir. O söz bizi acıtsa da, üzse de birinin dışarıdan da olsa bu uyarıyı yapması lazımdı.

S-İran Genelkurmay Başkanı’nın Suriye'den sonra “sırada Türkiye var” demesini nasıl okumak lazım sizce?

C-Türkiye’den sonra da İran var tabii. Ama bunlar boş hayal üç ülkenin Kürt bölgelerinden bir İsrail Kürt devleti çıkaracaklarmış. Vaktiyle Mondros mütarekesinden sonra, bizim Boğaz’a, savaş gemileriyle gelmişlerdi. Dolmabahçe sarayının penceresinden, Vahdettin’le görüşmekte olan Atatürk bu gemileri görüyordu. Suriye dönüşü, rıhtıma çıkarken de bilirsiniz, yanında Cevat Abbas Bey’e “geldikleri gibi giderler, üzülme çocuk” demişti. Suriye cephesinden dönüyordu. İşin içinde gene Suriye var ve gene gelmedikleri gibi gidecekler bu sefer. Gelmedikleri gibi gidecekler, çünkü gelmeyecekler.

-Teşekkür ederiz

-Ben de teşekkür ederim.

Afet Ilgaz kimdir?

Türkiye’nin milli ve İslami tanınmış yazarlarının başında gelen Ilgaz hanım, 2 Ocak 1937 tarihinde Çanakkale'nin Ezine ilçesinde doğdu. Çapa Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü ile İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe ve Klasik Diller Bölümü'nü bitirdi. İzmit'te başladığı Türkçe öğretmenliğini kısa bir süre İstanbul'da sürdürdü. Sahibi olduğu bir ana okulunda öğretmenlik ve yöneticilik yaptı. Sanat hayatına, İstanbul dergisinde yayımlanan (1956) öyküleriyle başladı.

1968 yılında, yazar Rifat Ilgaz'la evlenmeden önce, Afet Muhteremoğlu adıyla yazdı. Bilahare Rıfat Ilgaz'dan ayrıldı. Hikaye ve yazıları İstanbul, Yücel, Varlık, Yeditepe, Türk Dili dergilerinde çıktı. Uzun yıllar Millî Gazete'de köşe yazarlığı yaptı.

1959 yılında ilk romanı olan Eşiktekiler'le Yeni İstanbul gazetesi ve TDK'nın ortaklaşa verdiği Törehan Sanat Ödülü'nü, Başörtülüler başlıklı hikaye kitabıyla ise 1965 TDK Hikaye Ödülü'nü kazandı. Yol başlıklı romanı ise 1993 yılında Yazarlar Birliği tarafından Yılın Romanı seçildi.

ESERLERİ:

Hikâyeleri:

Bedriye, Başörtülüler (1964), Toprak İnsanları (1968), Halk Hikâyeleri (1972), Çeribaşı Abdullah'la İdamlık İsmail (1974), Ölü Bir Kadın Yazar (1983), Kazdağı Öyküleri (2000).

Romanları:

Eşiktekiler (1960), Aşamalar (1977), Garip Bir Dava (1987), Feministin Doğruya Yakın Portresi (1988), Sendika (1987), Âd-Semûd-Medyen (1992), Yol (1993), Yolcu (1994), Menekşelendi Sular (1997), Ermiş (2000).

Gezi notları:

İtalyan Mektupları (1962).

Yazıları:

Ateş Denizinde Yol Alan Gemi (2002), İkindi Güneşi (2003). Denemeleri: İbnül Vakit (2000), Ateş Denizinde Yol Alan Gemi (2001), İkindi Güneşi (2003).

Çocuk romanları:

Annem Annem (1972), Çocuklar da Savaştı (1979), Yaz Göçebeleri, Filiz Büyüyor (1991), Karadaylak Çocuk (1991).

Çevirisi:

En Güzel İtalyan Hikâyeleri (1962).