25 Nisan 2013 - 19:30
Peygamber Efendimizin Sahabelerinden Bera B. Azib’in Hayatı

Bera b. Azib, makamı yüce bir sahabe, değerli bir muhaddis, yüce bir fatih, Ensar kabilesinden ve Medine ehlinden olan 13 yaşındaki bir genç çocuktu. Babası da Allah Resulü (s.a.a)’nün yakın ashabından biri idi. Bera b. Azib, Allah Resulü’nün (s.a.a) bi’setinin 2. yılında dünyaya gelmiş ve 13 yaşında Müslüman olmuştu. Allah Resulü (s.a.a) Medine’ye hicret ettikten sonra sürekli olarak Allah Resulü’nün (s.a.a) yanında hazır bulunmuştu. Bera b. Azib, Kur’an-ı Kerim’in bazı büyük surelerini de öğrenmişti ve kendi zamanında en büyük sahabelerden biri sayılıyordu.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Savaş Meydanlarında Hazır Olmak

Bera b. Azib, gençlik yıllarından itibaren İslam’ın kucağında büyüdü, manevi ve ruhsal şahsiyeti İslami ilkeler ve modeller esasınca terbiye gördü. Bu açıdan o kadar İslam’a âşık bir kimse idi ki Bedir savaşına henüz 15 yaşında iken gönüllü olarak katıldı. Ama Allah Resulü (s.a.a) onu ve bir grup genci yaşları küçük olduğu için savaşa katılmaktan alı koydu. [1]

Gerçi Bera b. Azib Bedir savaşında cihada katılmaktan mahrum kaldı ama daha sonraları 14 savaşta ve 18 yolculukta Peygamber-i Ekrem (s.a.a) ile birlikte oldu. İslam’ın kutsal değerlerini savunmak ve kendi inanç ve imanını korumak yolunda her türlü fedakarlığa göğüs gerdi. [2] Allah Resulü’nün (s.a.a) vefatından sonra da tarihi kaynaklarda anıldığı üzere Rey, Ebher ve Kazvin’in fethinde hazır bulundu. [3]

Hz. Ali (a.s) İle Birliktelik

Bera b. Azib, Hz. Ali’nin (a.s) samimi dostlarından biri idi. Bu yüzden Hz. Ali (a.s) Medine’den Irak’a hicret ettikten sonra onun yanında yer aldı ve Kufe’de ikamet etti. [4] Cemel, Sıffın ve Nehrevan savaşlarında ise Hz. Ali’nin (a.s) düşmanlarına karşı kahramanca savaştı. [5]

Bera b. Azib, Hz. Ali’ye (a.s) ve Allah Resulü’nün (s.a.a) Ehl-i Beyt’ine (a.s) oranla kalbinde duyduğu ilgi ve muhabbeti şu şekilde nakletmektedir: “Ben her zaman Haşim oğullarını seven birisi idim. Allah Resulü’nün (s.a.a) vefatından sonra hilafet ve hükümetin Allah Resulü’nün (s.a.a) Ehl-i Beyt’inin elinden alınmasından korkuyordum. Bu yüzden büyük bir hüzün ve gam içinde bulunuyordum, ama Allah Resulü’nün (s.a.a) vefatı sebebiyle hüznüm daha da arttı.

Bu yüzden bazen Allah Resulü’nün (s.a.a) özel evinde toplanan Haşim oğullarının arasına gidiyordu. Bazen de Kureyş’in büyüklerine başvuruyor ve onların faaliyetlerini kontrol ediyordum ve böylece olayları takip etmeye çalışıyordum.

Bir müddet geçmeden Ebu Bekir ve Ömer’in ortadan kaybolduğunu gördüm. Aniden onların ve Müslümanlardan diğer bir grubun Sakife’i Ben-i Saide’de toplandığını duydum. Bir müddet sonra da bazı kimselerin Ebu Bekir’e biat ettiği haberi ulaştı. Bu haberi işittikten sonra hemen dışarı çıktım. Ebu Bekir, Ömer ve Ebu Ubeyde-i Cerrah’ın Ebu Bekir’in etrafında toplanan başka bir grupla birlikte hareket etmekte olduğunu gördüm. Ebu Bekir’i Medine şehrinin sokaklarında gezdiriyorlardı. Gördükleri herkesin elini tutuyor ve zorla Ebu Bekir’in eline sürerek “Allah Resulünün halifesine biat et” diyorlardı.

Ben bu tür biat almaktan şiddetle nefret ettim. Ve hızlı bir şekilde Haşim oğullarının evine gittim şiddetli bir şekilde kapılarını çaldım ve artık her şeyin sona erdiğini ve halkın Ebu Bekir’e biat ettiğini bildirdim. ”[6]

Tarihi konulardan açık bir şekilde şu gerçeği anlamak mümkündür ki Bera b. Azib Allah Resulü’nün (s.a.a) Ehl-i Beyt’ine karşı şiddetli bir şekilde sevgi ve ilgi duymuş ve Hz. Ali’ye (a.s) halkın kendisini terk ettiği bir zamanda büyük hizmetler etmiştir.

Velayet Ravisi

Bera b. Azib, Allah Resulü’nün (s.a.a) Ehl-i Beyt’ini desteklemenin ve onları takip etmenin yanı sıra başka bir kıvanç ve iftihara da sahip idi. Bu kıvanç ise Gadir-i Hum macerasını ve Hz. Ali’nin (a.s) Peygamber’den (s.a.a) sonra vasi ve önder olarak seçilişini nakletmekti.

İbn-i Cevzi şöyle diyor: “Bera b. Azib’in naklettiğine göre Gadir bayramı günü öğlen vakti cemaat namazı ilan edildi. Allah Resulü (s.a.a) öğle namazını cemaatle kıldı, ardından Ali’nin (a.s) elinden tuttu, havaya kaldırdı ve şöyle buyurdu: “Men kuntu mevlahu fe haza Aliyyun mevlahu” yani (Ben her kimin mevlası, önderi ve efendisi isem Ali de onun mevlası, önderi ve efendisidir. )

Hemen ardından Ömer kendisini tebrik etmek ve kutlamak için Hz. Ali’nin (a.s) huzuruna vardı ve ona hitap ederek şöyle dedi: “Mübarek olsun sana Ey Ebu Talib’in oğlu! Sen bugün bütün Müslüman kadın ve erkeğin önderi ve rehberi oldun. ”[7]

Bu esas üzere Bera b. Azib Gadir-i Hum hadisini nakledenlerden biri olmuştur. Bu yüzden de onun durumu Allah Resulü’nün (s.a.a) vefat gününde diğer bir çok Müslüman’dan farklı olmuştur. Zira o şahsen Gadir olayına şahit olmuş ve Hz. Ali’nin (a.s) Allah Resulü’nün (s.a.a) vefatından sonra Müslümanların önderi ve rehberi olarak tayin edilişini bizzat görmüştü. Bu yüzden Allah Resulü’nün (s.a.a) vefatından sonra büyük bir endişeye kapılmış ve huzur yüzü görmemişti.

Bera b. Azib Hz. Ali’ye (a.s) tabi olduğu sebebiyle Hz. Ali’nin (a.s) hükümet merkezi Kufe’ye intikal ettiği zaman kendisi de oraya gitmiş ve Hz. Ali (a.s) zamanında ortaya çıkan üç savaşa da katılmıştır. Sonunda H. 72 yılında 8yaşında Mus’ab b. Zubeyr’in hükümeti zamanında Kufe’de dünyaya gözlerini yumdu ve oraya defnedildi. [8]

ABNA24.COM

--------------------------------------------------------------------------------

[1] Sire-i İbn-i Hişam, c. 3, s. 70; Usd’ul Gabe, c. 1, s. 205 ve İsti’ab, c. 1, s. 144

[2] Usd’ul Gabe, c. 1, s. 206 ve Tabakat, c. 4, s. 368

[3] Usd’ul Gabe, c. 1, s. 205

[4] Tabakat, c. 4, s. 368 ve Usd’ul Gabe, c. 1, s. 205

[5] İsti’ab, c. 1, s. 44 ve Usd’ul Gabe, c. 1, s. 205

[6] Kamus’ur Rical, c. 2, s. 154

[7] Tezkiret’ul Havas, s. 29

[8] İstiab, c. 1, s. 945; Tabakat, c. 4, s. 368 ve Usd’ul Gabe, c. 1, s. 205

Ekler