Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Dr Ruhani, ilk basın toplantısında iç ve dış politikasının temel ilkelerini açıklarken bütün Müslümanlar için onurlu ve bağımsız duruşun altını çizdi. Cumhurbaşkanı Dr Hasan Ruhani’nin konuşmasının tam metnini aşağıda aktarıyoruz: Bismillahirrahmanirrahim Büyük ve Aziz İran Milleti, İran halkının değerli konukları, komşu ve dost ülkelerin Cumhurbaşkanları, Başbakanları, Dışişleri Bakanları ve Özel Temsilcileri, İslami Danışma Meclisi’nin Değerli Üyeleri, Anayasayı Koruyucular Konseyi’nin Değerli Üyeleri, Yasama ve Yargı Erklerinin Saygıdeğer Başkanları, Önderlik Makamı Uzmanlar Meclisi’nin Muhterem Başkanı ve Üyeleri, Düzenin Yararını Belirleme Konseyi’nin Muhterem Başkanı ve Üyeleri, Önderlik Makamı Özel Ofisi’nin Değerli Başkanı ve Üyeleri, Beyt-i İmam-ı Rahil’in Saygıdeğer Üyeleri, Saygıdeğer Devlet Erkanı, Saygıdeğer Devlet ve Ordu Yetkilileri, Değerli Ulema ve Din adamları, Sayın Şehit ve Gazi Aileleri, Saygıdeğer Akademisyenler, aydın ve düşünürler, Değerli basın mensupları, Hanımefendiler, Beyefendiler, Şuan bu görkemli Mecliste yemin ederek, yürütme erki, anayasayı koruma ve aziz İran halkının haklı isteklerini karşılamak gibi ağır bir görevi üstlenmiş bulunuyorum. İnanıyorum ki, doğru söz söyleyenlerin, emanete sahip çıkanların, ahlakı kendine ölçü alanların ve halkın derdini kendine dert edinenlerin hükümetinin teşkili Rahmet Peygamberi’nin izinden gitmek için en yakın yoldur. KILAVUZUMUZ, ALLAH VE RESULÜ’NÜN BUYRUKLARIDIR Allah Rasulü söyle buyuruyor: “Yarın kıyamet gününde içinizden bana en yakın olanınız, konuşurken en doğru konuşanınız, emaneti en iyi eda edeniniz, verdiği söze ve ahde en çok sadık kalanınız, ahlakı en güzel olanınız ve halka en yakın olanınızdır.” Yeni hükümetin görevine mübarek Ramazan ayında ve büyük İran milletinin meşrutiyet hareketi ile özgürlüğünü elde ederek anayasasını oluşturmasının yıl dönümü olan 14 4 Ağustos’ta başlamasını iyi bir şans ve uğurlu sayıyorum. Yüce Allah’tan bu zor yolda rahmet kapılarını İran halkının üzerine ve bu milletin hizmetkârı olan bana açmasını, milletim ve ülkem için iyilik dilemesini temenni ediyorum. İran halkı 14 Haziran seçimlerinde fevkalade bir destan yazmıştır. Birçok iniş çıkışlar yaşamış ve birçok zorluğa göğüs germiş bu büyük millet, ümit ve neşeyle dolu bir moral, ülkeye ve ülkenin geleceğine olan bağlığı ile düzenin demokrasisini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu seçimlerde halk, hayata tebessümle bakarak ve etkili, müstesna bir katılımla kendi istek ve taleplerini sandığa gitmek yoluyla ortaya koymuştur. İslam İnkılâbı’nın Önderi ve İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu rahmetli İmam Humeyni, halkın oyundan bahsederken onu ölçü olarak açıklamıştır. Bugün ben İran halkının güvenine ve Büyük Önderlik Makamının onayına mazhar olduğum için, her bir ferdin gücü ve kapasitesini aştığına inandığım ağır bir görevin sorumluluğunu üstlenmiş bulunuyorum. Geçen haftalarda oy sandıklarının verdiği mesaj üzerinde bir hayli düşündüm. İran halkı bu seçimlerde hangi düşünce şeklini benimsediğini açıkça göstermiştir ve onu devrimin ideallerinin dosdoğru idamesi olarak görmektedir. Sandıkta bana oy veren veya vermeyen ve hatta oy vermek için sandık başına dahi gitmeyen herkes İran vatandaşıdır ve eşit haklara sahiptir. Tedbir ve ümit hükümeti, tüm İran halkının yasal isteklerini dikkate almakla mükelleftir ve bunu kendine görev addetmektedir. Ben tüm İran halkının temsilcisiyim. Hükümetimizin önünde duran sermayesi; Allah’a dayanmak, aziz İran milletine güvenmek ve bu yurttaki tüm doğal ve insani kaynaklardan yararlanmaktır. “MÜSLÜMANLIK” İFRAT VE TEFRİTTEN UZAK OLMAKTIR Aziz İran milleti sandıkta orta yola oy vermiş, ifrat ve tefritten uzak durmuştur. Yeni hükümetin düşünce ve yönetim orta yol/ılımlılık ve aklaniyet ekseninde olacaktır. Orta yol idealler ve geçekler arasında denge kurmak, milli menfaatleri parti çıkarlarına tercih etmektir. Orta yol, milli mutabakata, yasalcılığa ve ilişkilerde sabır ve tahammüle vurgu yapmaktadır. Bu görüş ve yönetim şeklinin kurumsallaşmasının yolu, evham ve hayallerden uzak durmak, düşünce, plan ve şeffaflığa odaklanmak ve hususiyetlerden yararlanmaktır. Tedbir ve ümit hükümeti, orta yolu, ülkenin hedeflerini esas alarak akla ve mantığa dayalı mevcut gerçeklere uygun yöntemlerle hayata geçirmek ve ülke yönetiminde hâkim kılmak, tehditleri azaltmak ve fırsatları çoğaltmak için elinden gelen çabayı ve özeni gösterecektir. Ahlakta ve anlayışlı olma ve iyi geçinmede ısrar eden orta yol, diyalog, anlayış, kısa ve orta vadeli program ve planlar yapmak suretiyle sosyal ve ekonomik çatlakları minimize etmeye çalışacaktır. Tedbir ve ümit hükümeti, kanunun egemenliğine, bütün vatandaşların haklarına ve özgürlüğüne riayet edilmesine, toplumun ihtiyaç ve taleplerinin karşılanmasına ve bilimsel yönetime vurgu yapacak ve bu konulara önemle eğilecektir. Halk değişim ve dönüşüm ve yücelikten yanadır. Halk yoksulluktan ve ayrımcılıktan uzak durmak istiyor. Halk saygınlık görmeyi istiyor. Halk özgür, manevi ve aklani bir ortamda yaşamak istiyor. Toplumumuzdaki anne ve babalar çocuklarına güveni bir gelecek yaratma peşindeler. Gençlerimiz kendilerini geliştirmeyi, çalışma ortamı yaratmayı ve inisiyatif almayı istiyorlar. Kısaca, halk huzur ve izzet içinde iyi bir yaşam sürmeyi ve milletler arasında layık olduğu yeri almayı arzu ediyor. KADINLARIN KONUMU YÜKSELTİLMELİDİR İslam İnkılabı’ndan bu yana, ülkemizin bilinçli ve anlayışlı kadınları, rahmetli İmam Humeyni’nin yüce düşünceleri doğrultusunda ülkenin kalkınması için her alanda erkeklerle omuz omuza çalışmışlardır. Toplumun yarı parçası olan kadınlarımız hep yaşayan destanlar yaratma çabası içerisinde olmuşlardır. İşte 14 Haziran seçimleri bu yaratıcı çabanın bir diğer cilvesidir. İslam Devleti’nin kadınların statüsünü yüceltmek için attığı büyük adımların ardından, tedbir ve ümit hükümeti, kadın haklarını olabildiğince elde etmesini ve onlar için sosyal yaşamda eşit fırsatlar yaratmayı en önemli görevlerinden biri olarak görmektedir ve kadınların sosyal yaşamda daha fazla yer edinmesi için gerekli sosyal ve hukuksal zeminler hazırlamayı hükümetin gündem maddeleri arasına almaktadır. Hükümetin önemli hedeflerinden bir diğeri de, yolsuzluk ve ayrımcılıkla mücadele etmek olacaktır. Tüm kurum ve organlar ve yetkililer el ele vermeli, haksızlık ve yolsuzlukla ciddi bir şekilde mücadele etmelidir. Yolsuzlukla mücadele ettiğimiz takdirde halkımızın ekonomik çabaları anlam bulacak, milli kaynaklardan doğru ve en iyi şekilde yararlanılacak, liyakat artacak ve hepsinden önemlisi adalet ve ekonomik kalkınma bizlere kendisini armağan edecektir. Bunu başardığımız takdirde toplumda yoksulluk ve ayrımcılıktan eser kalmayacaktır. 11. Hükümetin temel açılımı, halkın geniş katılımına zemin hazırlamaktır ve bu açılım tüm hükümet birimlerince izlenecek siyasetlerin esasını teşkil edecektir. Bu açılımda, işlevsellik, şeffaflık, uygun iş ortamı yaratma, iş yaratma kültürünü yaygınlaştırma, insan kaynaklarını düzenleme ve iyileştirme, sosyal kaynakları güçlendirme, bilim ve teknolojiye daha fazla ulaşma ve toplumun genel refahını sağlama, uygulanacak politikaların temelini teşkil edecektir. Tedbir ve ümit hükümeti, İran milletinin acılarını dindirmeyi, İranlı ve İranlıların yaşamına sevinç ve neşeyi yeniden getirmeyi kendine ciddi ve önemli bir görev olarak bilmektedir. Böyle bir hedefi gerçekleştirmek için milli güç ve servetimizi artırmamız gereklidir. Bunun toplum bincini karar almada temel kabul edelim. Özel sektörlere güvenelim. Devletin müdahalesini asgariye indirelim. Bizim, halka güvenmemiz ve onlarla gerçekçi konuşmamız gerekiyor. Öyle bir ortam yaratmalıyız ki, halk ülke yönetiminde ve kendi geçimini sağlamada daha çok söz sahibi olabilsin ve devletin vatandaşın ekonomik ve kültürel yaşamına müdahalesi azalsın. Sosyal ahlakın gelişmesi, bireysel gelişim, dindarlık ve medeni özgürlükler ancak bu şartla sağlanabilecektir. Hükümet, halkın tefekkür ve himmet yoluyla ve sahip olduğu sermaye ile gelişmesi ve milli kalkınmayı sağlayabilmesi için kendindeki yapıları düzeltme ve reform yoluna gitmelidir. DÜNYA BİZDEN ONURSUZ SİYASET BEKLEMESİN İranlılar bu topraklarda omuz omuza vererek ve birbirine saygı duyarak onurla yaşamasını öğrenmiştir. Her ne kadar bölgesel kalkınma, etnik ve dini azınlıkların hakları için adımlar atılmışsa da maalesef henüz bu konuda eksiklikler giderilebilmiş değildir. Tedbir ve ümit hükümeti bu hakların verilmesi için gerekli zemini mümkün en iyi şekilde hazırlamayı ve bütün vatandaşlarımızın kültürel ve sosyal saygınlık ve yaratıcılık düzeyini yükseltmeyi asli vazifelerinden biri olarak görmektedir. Bugün İran halkı ülkedeki mevcut eksikliklerin hem farkında hem de bazı endişeler taşıyor olsa da, aynı halk seçimlere etkin bir şekilde katılarak, düşünce ve planlı hareket edilmesi, orta yolun seçilmesi ve yasalara bağlı kalınması halinde ülke şartlarını iyileştirebilecekleri ve kalıcı kalkınma sağlayabilecekleri umudunu yaratmışlardır. DIŞ POLİTİKAMIZ BARIŞ VE İSTİKRAR EKSENLİDİR Dış politika konusunda aziz İran halkının seçmiş olduğu biri olarak kesinlikle şunu belirtmek isterim ki, İran İslam Cumhuriyeti bölgede barış ve istikrarın peşindedir. İran son derce çalkantılı bir bölgede istikrar limanıdır. Biz başka ülkelerin sınırları ve hükümetlerinde değişiklik olmasından yana değiliz. Her ülkenin siyasi rejimi o ülke halkının görüşüne ve iradesine bağlıdır. Biz yabancı müdahalelerle siyasi rejimlerde meydana gelebilecek her türlü değişime karşıyız ve güç kullanımını demokrasiye ve milletlerin kendi geleceğini belirleme hakkına aykırı olarak kabul ediyoruz. Her türlü güç kullanma, hegemonya ve tecavüze özellikle de askeri saldırıya karşı olmak, İslami, İnkılabi ve İranlı kültürünün vazgeçilmez bir özelliğidir. Tüm civar bölgelerde huzur ve istikrarın sağlanması İran İslam Cumhuriyeti için sadece bir dilek değil, aynı zamanda bir zorunluluk ve ihtiyaçtır da. Dünyanın neresinde olursa olsun, kargaşa ve çatışmalara, kardeş katline, etniksel şiddetlere ve adaletsizliklere son vermek için çok yönlü çaba göstermek uluslar arası camiayı teşkil eden tüm milletlerin mutlak isteğidir. Günümüz küresel dünyasında hiçbir güç kendi güvenliğini şiddete başvurarak ve diğerlerinin güvenliğini tehdit ederek sağlayamaz. Refah, güvenlik ve kalkınma hiçbir ülkenin tekelinde bulunmayan global değerlerdir. Hükümetimiz uluslararası ilişkilerde İran’ın bölge ve dünya ülkeleri ile daha iyi ve daha fazla karşılıklı güven ortamı oluşturarak milli güvenliğini ve çevresiyle olan ilişkileri genişletmesi için çalışacaktır. Şeffaflık güven kapısının anahtarıdır. Ancak bahsettiğimiz bu şeffaflığın ikili ve çok taraflı ilişkilerde yürütme ve uygulama mekanizmaları olmaksızın tek taraflı olması söz konusu değildir. İRAN,BAĞIMSIZLIK İÇİN BEDEL ÖDEMİŞTİR,BAĞIMLILIK DÜŞÜNÜLEMEZ Gerginliklerin giderilmesi, karşılıklı güvenin yaratılması ve yapıcı ilişkiler hareket ettiğimiz yolu aydınlatacaktır. Şunu açık yüreklilikle söylüyorum ki, İran hiçbir zaman dünyayla savaşmamıştır. Biz savaş çığırtkanlarının hedeflerine ulaşmalarını engellemek için var gücümüzle çalışacağız. İran, bağımsızlığına kavuşmak için ağır bedeller ödemiştir ve aynı şekilde şeref onuruna son derce bağlıdır. Ülkemize uygulanan yaptırımlar halkımız üzerinde birçok ekonomik baskı yaratmışsa da, İran halkının seçimlere etkin bir şekilde katılım sağlaması, halkımızın haklarını ve milli menfaatlerini korumada ne kadar bilinçli ve ciddi ve olduğunu göstermiştir. Milli birlik ve beraberlik duygusuyla huzur ve güvenlik içinde seçimlere yüksek oranda katılım sağlayan bir milleti, yaptırımlarla teslim olmaya zorlayamaz veya savaşla tehdit edemezsiniz. İran ile iletişim kurmanın tek yolu eşit ortamda diyalog, karşılıklı güven ve saygı ve düşmanlık beslemekten vazgeçmektir. SAYGI İSTİYORSANIZ SAYGI GÖSTERMELİSİNİZ Karşılıklı saygı ve ortak menfaatlere ve eşit konuma dayalı yapıcı iletişim, hükümetimizin diğer ülkelerle ilişkilerinin temelini oluşturacaktır ve bu esasa göre karşı tarafların tavır ve tutumuna uygun olarak, ilişkilerin iyileştirilmesi ve yükseltilmesi yönünde hareket edeceğiz. Açıkça ilan ediyorum, eğer uygun bir cevap istiyorsanız, İran halkı ile yaptırım diliyle değil saygı diliyle konuşun. Sözlerimin sonunda, ben ülkedeki tüm sorumlu kurum ve organlara işbirliği eli uzatıyorum. Tedbir ve ümit hükümeti, ülkenin yüce hedeflerini gerçekleştirme, İran’ın büyüklüğünü ve görkemini ve İranlıların saygınlığını artırmada tüm yetkililer ve halkın düşüncelerini kendisiyle paylaşmaya ve birlikte hareket etmeye ihtiyaç duymaktadır. Umuyorum ki, sevgi ve anlayış, dayanışma ve işbirliği ile ve milli menfaatleri koruyup gözetmek ve İran halkının haklı taleplerini karşılamak suretiyle daha iyi bir gelecek yaratacağız. IŞIĞIMIZ RESULULLAH EFENDİMİZ -S- OLMALIDIR Hepimiz bu fırsatın değerini bilelim ve sakın ola teferruata dalıp asıl hedeften sapmayalım. Geliniz Allah Resulü’nün şu sözüne kulak verelim: “Kime hayırlı bir kapı açılırsa onu ganimet bilsin; zira o kendisine bu kapının ne zaman kapanacağını bilemez.” Yüce Allah’tan bana ve yeni hükümetin üyelerine, ülke hedeflerinin ileri taşınmasında ve aziz İran halkına değerli hizmetlerde bulunma yolunda başarı ihsan etmesini diliyorum. Aziz İran milletinden ve muhterem milletvekillerinden, birbirleriyle danışarak ve adaleti tavsiye ederek bana bu büyük görevde yardımcı olmalarını istiyorum. Hz. Ali şöyle buyuruyor: “Sakın ola bana hakkı söylemekten ve adaleti tav
7 Ağustos 2013 - 19:30
News ID: 449996
İRAN İSLAM CUMHURİYETİ’NİN YENİ CUMHURBŞKANI SAYIN DR. HASSAN RUHANİ’NİN DEVİR TESLİM TÖRENİNDE YAPTIĞI KONUŞMANIN TAM METNİ