Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- İnsanların konuşurken, ne konuştuklarını bilmeleri ve konuştuklarını öncelikle kendilerinin duymaları, anlamaları gerekiyor. Hele teşbihte bulunurken çok dikkat etmeleri gerekiyor. Aksi halde, çok büyük yanlışlıklar yaparlar.Bizim toplumumuzda benzetme yoluyla anlatılan ayet ve hadisleri anlamaya yönelik de affedilmez hatalar vardır. Resulü Ekrem’in dilinden yapılan bir anlatımı, olduğu gibi ve doğru anlamaya yönelik çabaları göremiyoruz. Sanki hâşâ Resulü Ekrem de konuşurken ne dediğini tam bilmeyen birisi gibi ele alınabilmektedir. Peygamberimizin sözlerini ciddi bir şekilde ele alıp tam anlama yoluna gidilemiyor. Resulullah s.a.a. buyurdu ki: “Ey Ali! Senin bana nisbetin, Harun’un Musa’ya nisbeti gibidir; yalnız benden sonra Peygamber gelmeyecektir.’’Bu hadisi, hadisleri inkâr etmeyen tüm Müslümanlar kabul ederler. Evet; böyle bir sözü peygamberimiz söylemiştir, derler. Ama bu hadisin varlığını kabul etmek, içeriğini de kabul etmek anlamına gelmiyor.Bu hadisi kabul eden âlimler, Harun’un Musa’ya nispetinin ne olduğunu ve Resulü Ekrem’in bu nispetten bahsederken ne dediğini tam bilen olarak bunu söylediğiyle asla ilgilenmezler. Dolayısıyla Kuran’da Harun a.s.’ın durumunu incelemezler. Dolayısıyla, bu hadisi kabul etseler de etmeseler de, onların anlayışında bir değişiklik olmaz. Onların kabulleri vardır ve bu kabuller hadis ve ayetlerden etkilenmezler. Resulü Ekrem’in sözlerini bile bu tarzda anlayan zihniyet sahipleri açısından kendilerinin konuşmalarında da anlamsız teşbihlere rastlamaktayız.Sisi ile ilgili bir benzetme yapılacaksa, başka bir söz söylenebilir. Sisinin darbeci olması üzerinden bir şeyler söylenebilir. Ama burada bir benzetmeye gidiliyor. Benzerliği olanlar arasından benzetme yapılabilir. Hâlbuki Esad, Sisi’ye hiç benzememektedir. Ayrı dünyalara sahipler. Bazı farklarına işaret edelim:Sisi darbeci olup, Mısır toplumunun seçimle iktidara taşıdığı Mursi’yi iktidardan indirmiştir. Beşar Esad ise Suriye toplumunun seçtiği bir liderdir. Amerikancı tüm Arap rejimleri Sisi’yi maddi ve manevi olarak desteklerken, aynı gerici ve Amerikancı Arap rejimleri tümüyle maddi ve manevi güçleriyle Beşar Esad’ın karşısında yer almaktadırlar.Amerikancı tüm Arap rejimleri; İhvan’ın tutumunu mahkûm edip, terörist faaliyet olarak ele almaktadırlar. Bu gerici rejimler, Mısır’daki darbeye karşı mücadeleyi mahkûm etmektedirler. Aynı rejimler, Suriye’de iç savaşın başlatılması ve sürdürülmesinde Amerika, Avrupa ve Türkiye’yle beraber Suriye Devleti’ne karşı mücadele etmektedirler.Beşar Esad’a karşı yüz küsur ülke Suriye dostları olarak toplantılar yapmıştır. Türkiye de bu toplantılarda aktif bir rol sahibi olmuştur. Bu bağlamda dış işlerimiz bu toplantılarda Arap dostlarıyla birlikte varlık göstermiştir. Darbeci Sisi’ye karşı Mısır dostları ülkeler söz konusu değil. Demek ki; ha Sisi ha Esad, değilmiş.Sisi darbe yapmadan önce Amerikayla görüşüyor, oranın onayını alıyor. İsrail, Sisi’ye olumlu yaklaşabiliyor. Sisi, egemen dünya düzeniyle tam uyumlu bir durumdadır. Beşar Esad ise hiçbir zaman egemen dünya sistemiyle beraber olmamıştır. Suriye’deki olaylardan önce büyük şeytan tarafından açıkça tehdit edilmesine rağmen ve Türkiye hükümeti tarafından egemen dünya düzeniyle uyumlu hale gelmesi için ortaya konan tüm tehlikeleri reddetmiştir. Yani birisi egemen dünya sistemiyle uyumlu, diğeri de egemen dünyayı karşısına almada tereddüt etmeyen biridir.Amerikancı İslamcılar; Beşar Esad’a karşı cihad ilan edip savaşırlarken, aynı İslamcılar ve onları destekleyen güçler Mısır’da cihattan bahsetmemektedirler. Çünkü Sisi, büyük şeytanın himayesindedir. Demek ki çok ama çok farklıymışlar.Yatıp kalkıp büyük şeytanla (ABD) Beşar Esad’a karşı nasıl mücadele edeceğinizi konuşmanıza karşın ve asla Sisi’ye karşı neler yapabileceğinizi büyük şeytanla hiç konuşamıyorsanız demek ki aynı değilmiş.Bölgede İsrail’e karşı mücadele eden direnişe her türlü desteği veren, silah temin eden ve direniş guruplarını ülkesinde barındıran Beşar Esad’la Sisi nasıl bir olur? İslam dünyasında hangi devlet, İsrail’e karşı mücadele edenlere bir tane mermi vermeyi aklından geçirebilir? İsrail’in haberi olur diye bir mermi vermeyi bile akıllarından geçiremeyecek olanlarla, korkmadan direnişe destek verenleri, büyük şeytanın uşaklarına benzetmek tamamen yanlıştır. İslam ülkelerinde çok sayıda lideri Sisi’ye benzetmek doğru olsa da, Beşar Esad’a benzetmek doğru değildir.İslam dünyasında İslam İnkılâbı hariç, Suriye devleti ve Beşar Esad kadar evrensel istikbar tarafından baskıya maruz kalan bir devlet ve devlet başkanı yokken bu kadar dünya baskısı karşısında pes etmeden direnmesini, İslam ülkelerindeki yetkililer çözecek durumda değillerdir. İslam dünyasında siyasi iktidarı elde tutanlar, asla egemen dünyaya ters düşmeyi düşünemezler. Büyük şeytanla aynı yolun yolcusu olmaktan elde edecekleri menfaatleri düşünmeye kendilerini mahkûm bilmektedirler. Beşar Esad, büyük şeytanın tüm hile ve baskılarına tereddütsüz karşı durabilmiştir. Hâlbuki onlara boyun eğseydi, diğer gerici Arap rejimleri ve iktidar sahipleri gibi rahat bir şekilde iktidarına devam ederdi, sorunsuz yaşayabilirdi. Bunu bilmesine rağmen, egemen dünyaya karşı direnmenin her türlü faturasını ödedi ve ödemeye de devam etmektedir. Böyle birisiyle, egemen dünyanın gönüllü bir üyesi olan Sisi nasıl aynı olur? Bu yazdıklarımıza onlarca madde daha ilave edebiliriz. Ama gerek yok. “Ha Sisi ha Esad” benzetmesi şu hikâyeye benzedi: Adamın biri dini hikâyeleri bildiğini, kendisinin de dinden anladığını belli etmek için bir hocanın yanında, hocam ben dini bir hikâye anlatayım da yanlışım varsa düzelt der. Yanlışı olmadığını bilmesine rağmen, dini hikâyeyi anlatmak için böyle der ve hikâyeyi anlatmaya başlar. Hocam der, din kitaplarımızda anlatıldığına göre, Kerbela diyarında Yunus a.s.’ın kızını tilki yemiş değil mi der ve ardından yanlışım varsa düzelt der. Hoca da hikâyeyi dinledikten sonra Kerbela değil Kenan, Yunus değil Yakup, kızı değil oğlu, tilki değil kurt yedi dedi. Daha sonra senin anlattığının neresi doğru ki dedi. “Ha Sisi ha Esad” aynıdır sözü de bu hikâye gibi.HÜSEYİN TAŞ
19 Ağustos 2013 - 19:30
News ID: 453802
Allah’ın adıyla İnsanların konuşurken, ne konuştuklarını bilmeleri ve konuştuklarını öncelikle kendilerinin duymaları, anlamaları gerekiyor.