29 Ağustos 2013 - 08:10
Hizbullah'ın Efsanevi Komutanı Şehit İmad Muğniye Sydney'de Görüldü!

İmad gelecek… O gelecek ve siz hatta yatak odanızda bile güvende olmayacaksınız… ne sağlam kaleler ve ne de teknolojileriniz sizi koruyamayacaktır! Dünyanın her yerinde…

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Dün (28 Ağustos Çarşamba günü) Avustralya'nın başkenti Sydney'de bir metro durağında Şehit İmad Muğniye'ye ait bir fotoğraf dikkatleri çekti.

Fotoğrafı duvara yapıştıranlar altına şu ifadeleri yazdı: "İmad gelecek"

Fotoğrafı yayınlayanlar ayrıca şu mesajı paylaştılar: O gelecek ve siz hatta yatak odanızda bile güvende olmayacaksınız… ne sağlam kaleler ve ne de teknolojileriniz sizi koruyamayacaktır! Dünyanın her yerinde…

ABNA'ın edindiği bilgilere göre fotoğraf ve mesajı yayınlayanların kimlikleri belli değil, ancak Avustralya devletinin mazlum Suriye halkına karşı düzenlenmek istenen askeri saldırı projesine destek vermesiyle ilişkisiz olmadığı açık.  

Amerika'nın yakın ortaklarından olan Avustralya, yakın bir gelecekte Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi başkanlığını yürütecek. Avustralya devleti, Birleşmiş Milletler onay vermese bile Suriye devleti tarafından kimyasal silah kullanıldığı tespit edildiği takdirde Suriye'ye askeri bir saldırıya onay verecektir.  

Şehit İmad Muğniye Kimdir?

Hac Rıdvan adıyla tanına İmad Muğniye 1962 yılında Lübnan’ın güneyindeki Sur kentine bağlı Tayr köyünde dünyaya geldi.

Birçok İslam alimi yetiştiren mütedeyyin bir ailenin çocuğu olan İmad Muğniye, “Ehl-i Sünnet ve Şia mezheplerine göre İslam Fıkhı” adlı eserin yazarı Cevad Muğniye’nin yeğenidir.

Küçüklüğünden beri Filistin meselesiyle ilgili olan İmad Muğniye, henüz 15 yaşındayken Filistin el-Fetih Örgütü’ne üye oldu. El-Fetih örgütünde aradığı manevi havayı bulamadığını belirten İmad Muğniye, bir müddet sonra İslami mücadeleye katılmak için el-Fetih’ten ayrılarak Emel Hareketi’ne katıldığını ifade edecektir.

Lübnanlı Şiilerin Lideri ve Emel Hareketi’nin Kurucusu İmam Musa Sadr’ın kaçırılmasından ve İran’da İslam Devrimi’nin gerçekleşmesinden sonra, İslam Devrimi’nin Önderi Ayetullah İmam Humeyni’nin düşünceleri doğrultusunda İsrail işgaline karşı Lübnanlı gençleri örgütlemeye başladı.

1982 yılındaki İsrail işgali sırasında Lübnanlı gençlerle oluşturduğu direniş grubunun Beyrut’un girişindeki “Haled” bölgesinde İsrail ordusuna karşı verdiği başarılı savaşla ün kazanan İmad Muğniye ve arkadaşları “Humeyniyun Güçleri” diye adlandırılmaya başlandı.

Hizbullah’ın kurulmasından sonra İsrail’e karşı mücadelesini Hizbullah’a katılarak vermeye başlayan İmad Muğniye, operasyonlarda üstlendiği komutanlık göreviyle İsrail’in 2000 yılında güney Lübnan’dan çekilmesinde son derece önemli bir rol oynadı.

İsrail’le son yapılan 2006 yılındaki Temmuz Savaşı’na da komuta eden İmad Muğniye, “İsrail’in yenilmezlik efsanesine son veren Arap komutan” diye ünlendi.

Siyonist İsrail rejimine tarihin en ağır yenilgilerini yaşatan Hizbullah’ın efsanevi komutanı İmad Muğniye’nın cephe arkadaşlarının dilinden Şehid Muğniye…
“Hizbullah’ın cihadi anlamda ikinci adamı olmasına rağmen hiçbir zaman Hizbullah’ın siyasi birimlerinde yükselmeyi hedeflememişti. Rehberlik Şurası’nın bile üyesi değildi. Seyyid Hasan Nasrallah, Şura seçimlerinde aday olması için uzun süredir ısrar ediyordu, o da sonunda bu teklifi kabul etmek zorunda kaldı. Ama içinden bunu istemiyordu ve bu makama ulaşmak için de hiç gayret göstermemişti. Oylamanın sonunda Nasrallah’tan sonra en çok oyu alan o oldu.”

“Hem her yerdeydi hem de hiçbir yerde. Ele gelmeyen bir balık gibiydi. İstediği yere de, kendisini tanımalarına fırsat vermeden girebilmeyi başarırdı. Fransızca, Farsça ve İngilizce’yi çok iyi bilir ve konuşurdu. Bazen önemli toplantılara mütercim kılığında girer ve tarafların görüşlerini öğrenirdi; bu işin altından o kadar güzel kalkardı ki toplantıda bulunan hiç kimse onun aslında çevirmen değil Hizbullah’ın beyni İmad Muğniye olduğunu anlamazdı. Hatta bazen karşı tarafın görüşlerinin yanlış olduğunu teşhis ettiğinde bunu ıslah ederek çevirirdi. Bu şekilde, istihbarat alanında her zaman düşmandan bir adım önde olmuştur.

“Ehl-i Beyt’e çok üst düzey bir muhabbet beslerdi, bütün işlerde onlara tevessül ederdi. Bu durum çok büyük bir maneviyat ve irfana ulaşmasını sağlamıştı, öyle ki en tehlikeli operasyonlarda bile çok sükunet ve dinginliğini kaybetmezdi

İran’a her gittiğinde İmam Rıza ve Hz. Masume’nin nurani kabirlerini ziyaret ederdi.”  

“Hacı İmad Hizbullah’ın iki büyük tarihi zaferinin -2000 yılında Lübnan’dan geri çekilmelerinin ve 2006 savaşının- komutanıydı.

CIA yıllarca peşinde koşturmuş olmasına rağmen ellerinde sadece, 24 yaşındayken çektirdiği bir fotoğrafı vardı.

“İmam Humeyni’ye aşkla bağlıydı ve kendisini İmam’ın emirlerine itaat etmekle yükümlü görüyordu. Bu amaçla da İmam’ın fikirlerinden daha rahat istifade edebilmesini sağlayacağı için Farsça öğrenmeyi çok istiyordu.

İslam İnkılabı gerçekleştiğinde, Beyrut’taki İran elçiliğinden İmam’ın konuşmalarının Farsçalarını ve Arapça tercümelerini almaya başlamıştı ve onları o kadar çok okurdu ki 6 ay sonra Farsça’yı rahatlıkla mütalaa edebilir hale gelmişti, kısa bir süre sonra da bu dili konuşmaya başladı.”

“Müstehap ameller konusunda çok titizdi. İmam Hüseyin ve Hz. Rukeyye’ye muhabbeti çok fazlaydı, Suriye’ye her gidişinde kesinlikle Hz. Rukeyye’nin kabrini ziyaret ederdi.

Sonunda ödülünü de İmam Hüseyin’in bu üç yaşındaki kızından aldığı feyizle elde etmiş oldu. Şehadet gecesinde Hz. Rukeyye’yi ziyaret etmiş ve matem meclisine katılmıştı. O gece, Hz. Rukeyye’nin şehadet gecesiydi.”

“Pek çok Batı ülkesinin istihbarat servisleri sabah akşam peşindeydiler. İslam düşmanları, dünyanın pek çok bölgesinde sayısızca suikast düzenlemiş olmalarına rağmen hiçbirinde başarılı olamamışlardı. Son saldırı ise Şam’ın Kefersuse mıntıkasında gerçekleşti. Bu sefer hepsi oradaydı; Amerikalılar, Avrupalılar, Mossad ve Araplar. Hepsi gelmişlerdi. Arabaya Avrupa ülkelerinden birinde CIA’nin nezaretinde patlayıcı yerleştirilmiş, sonra da Suriye’ye nakledilmişti. Arap ülkeleri toplantının yapılacağı yeri ifşa etmişler, Mossad’a da bombayı patlatmak düşmüştü…

Hacı İmad otomobiline binmeden az önce arabasının arkasında park etmiş olan bir araçtan şüphelenmişti, ama artık çok geçti.”