Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Türkiye hükümeti ve Suudi krallık rejimiyle Katar, Amerika ve batılı müttefiklerin Suriye'ye saldırı ve işgal planının iptal edilmesinden veya ertelenmesinden büyük bir endişe duymaktadırlar. Çünkü yaptıkları hesapların ve öngördükleri yatırım planlarının tümü suya düşecektir.
Bu nedenle Türkiye dış işleri bakanı Ahmed Davutoğlu, Amerika ile Rusya arasında varılan kimyasal silahlara ilişkin mutabakatına AKP hükümetinin olumlu baktığını, Ancak Beşar Esad rejimi tarafından kimyasal silah kullanılmadan gerçekleştirilen saldırı ve katliamlara ilişkin derin kaygılarının devam ettiğini ileri sürdü ve daha etkin bir müdahalenin yapılmasını, kimyasal silah imha süreci uygulanırken, diğer taraftan Şam rejimin halkına yönelik şiddetinin ve akan kanın durdurulması için etkin adımlar atılması gereğini ileri sürdü.
Savaş ve terörün devam etmesi çağrısını yapan Suriye Muhalif ve Devrimci Güçler Ulusal Koalisyonu adlı terör örgütü elebaşlarıyla Ankara'da yaptığı görüşmeyi hatırlatan Davutoğlu, sözde muhalefetin Amerika'nın Suriye'ye karşı saldırı beklentilerini de meslektaşlarıyla paylaştı. Davutoğlu Paris'teki toplantıdan sonra Suriye'de tekfirci selefi vahhabi hunhar terör örgütlerini destekleyen Suudi Arabistan ve Katar Dışişleri Bakanlarıyla ayrı ayrı ikili görüşmeler yaptı.
Ankara hükümeti Amerika ile Rusya tarafından Suriye ile ilgii yapılan anlaşmayı pratikte etkisiz hale getirmek ve Türkiye ile Suriye sınır bölgelerindeki cinayetkâr tekfirci terör örgütlerine hava desteğini sağlamak amacıyla Suriye'ye ait helikopteri, Suriye hava sahasında Malatya'dan kalkan uçaklar tarafından füzeyle vurarak düşürdü. Sözde Suriye özgür ordusu ilkin sınır bölgelerinde kendilerini bombalamaya gelen Suriye uçağını bizzat düşürdüklerini iddia ettiler. Fakat birkaç saat sonra, Türkiye Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Suriye'ye ait helikopterin 2 kilometre Türkiye'de hudut ihlalinde bulunduğunu iddia edip, uçakların füzesiyle vurulduğunu belirtti.
Bilindiği gibi NATO'ya ait casusluk uçağı Suriye hava sahasına girdiği için Suriye tarafından vurulmuştu. Bunun üzerine Türkiye askeri çatışma sürecini belirleyen angajman kurallarını değiştirip, Türkiye sıfır sınırlarına 10 KM kalan bölgeye Suriye ordusunun yakınlaşması halinde vurulacağı tehdidinde bulunup, tekfirci terör örgütlerin sınır bölgelerinde konuşlanmalarına, askeri ve lojistik destek almalarına gerekli şartları sağlamış bulunuyor.
Suriye helikopterinin vurulması da Suriye hükümetini misillemede bulunmak için kışkırtmak ve bunu bahane ederek NATO'yu yardıma çağırıp, Amerika ile batılı müttefiklerin Suriye'ye hava ve kara saldırılarını gerçekleştirmektir.
Amerika ve batılı müttefikleriyle Türkiye hükümeti Suriye devleti ve hükümetinin kimyasal silahları üzerinde odaklanmış bulunuyorlar. Suriye hükümetine silahlı saldırılarını sürdüren terör örgütleri de çeşitli füzelerle donatıldıkları ve bunlara Suudi Arabistan ve Türkiye kaynaklı kimyasal silah başlıklarını monte edebildikleri halde bu gerçek göz ardı edilmektedir. Irkçı İsrail rejimi de Suriye'nin kimyasal silahları tehdidinden kurtulmak ve elinin açık olmasını sağlamak istiyor.
Batılı emperyalist güçler açısından NPT'yi imzalamayan Siyonist rejim, nükleer silahları geliştirme ve kullanma hakkına sahiptir. Rusya başkanı Putin'in de belirttiği gibi Suriye'nin kimyasal silahları, Soykırımcı İsrail rejiminin kimyasal, biyolojik ve nükleer silahlarına karşı caydırıcı bir özellik taşımaktadır.
Suriye'nin silahsızlandırılıp çökertilmesiyle ırkçı İsrail rejimi kolayca İslam ve Arap ülkeleri ve halklarını kitle imha silahlarıyla tehdit edip, bölgedeki işgalci ve yayılmacı girişimlerini sürdürebilir.
Bu bağlamda Amerika dış işleri bakanı John Kerry, işgal edilen Filistin topraklarındaki ziyaretinde Siyonist rejim başbakanı Natanyahu'ya Suriye'nin silahsızlandırılması konusunda ırkçı İsrail rejimine güvence verdi. Türkiye hükümetiyse Amerika ve NATO tarafından ırkçı İsrail rejiminin kitle imha silahları konusunda susturmaktadır. Halbuki Siyonist rejimin kimyasal ve mikrobiyolojik silahları, Suriye'ninkinin birkaç katıdır.
Buna ilaveten soykırımcı İsrail rejiminin 300 aşkın nükleer silahları, kimyasal silahlardan daha tehlikelidir. Irkçı İsrail rejimi nükleer başlıklı füzelerle savaş gemilerini ve deniz altılarını donatmıştır. Suriye halkı ve hükümetine karşı düşmanca bir tutum izleyen üç Müslüman ülke olan Türkiye, Suudi krallık rejimi ve Katar, Amerika ve İngiltere'nin emir kulu gibi davranıp Irkçı İsrail rejiminin kitle imha silahlarıyla atomik ve nükleer silahlarına itiraz etme iradesini göstermemektedirler.
Buna ilaveten bu üç Müslüman ülke Amerika ve NATO'nun işgali altında olup, nükleer silahlara ve kitle imha silahlarına ev sahipliği yapmaktadırlar. Nitekim AKP hükümeti NATO'nun nükleer silah caydırıcılığı ve şemsiyesi altında bulunduğunu övünerek ilan etmiş bulunuyor. Buna karşılık İran İslam cumhuriyeti Siyonist rejim başta olmak üzere Ortadoğu öncülüğünde bütün dünyanın kitle imha silahları ve daha tehlikeli olan atomik ve nükleer silahların imha etmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Seyid Ali Gaemmagami
17 Eylül 2013 - 03:00
News ID: 463797
Suriye'nin kimyasal silahlarının imhası konusunda Amerika ile Rusya tarafından varılan mutabakatın ardından BMGK daimi üyesi ve NATO terör örgütünün patronu Amerika, İngiltere ve Fransa ile yedekteki Türkiye'nin dışişleri bakanları Paris'te bir araya gelip, Suriye'deki krizi ve BM Güvenlik Konseyi'nde Suriye'yi cezalandırma biçimini görüştüler.