Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Hatay’ın Reyhanlı İlçesi'nde 52 kişinin yaşamını yitirdiği bombalı saldırılarla ilgili hazırlanan iddianamede, THKP-C Acilciler Grubu lideri Mihraç Ural’ın da eyleme bizzat katıldığı bilgisine yer verildi. İddianamede, 5 sanıkla Suriye’de bulunduğu belirtilen Mihraç Ural, Yurt Gazetesi’nin sorularını yanıtladı.
‘BİZİM KİTABIMIZDA YOK’
-Sizin Reyhanlı katliamı ile bir ilişkiniz var mı?
Öncelikle ne ilkesel açıdan ne de hayatımı uğruna verdiğim halkımın özgürlük ve demokrasi mücadelesi açısından böylesi vahşet eylemlerine yer yoktur ve olamaz da. 1986'da bağlanan 1. Kongresi'nde oybirliğiyle Genel Sekreterliğe seçildiğim THKP-C (Acilciler) örgütünün kitabında, hedeflerinde ve yaptığı hiçbir eylemde böylesi insanlık dışı eylem yoktur. Bugüne kadar yazdığım 7 bin makale, 60 kitap ve broşürde, özgürlük ve demokrasi mücadelesi için tek bir cümlemde böylesi eylemler için yer yoktur olmamıştır.
‘O GÜN SURİYE’DE EVİMDEYDİM’
-Patlamayı Türkiye’ye geçerek bizzat organize ettiğiniz iddia ediliyor. Türkiye ye geldiniz mi?
Bu, çok komik bir iddia! Reyhanlı’daki insanlık dışı eylemleri Lazkiye’de bulunan evimde haberleri izlerken öğrendim. Bunun için aynı anda Facebook sayfama “REYHANLI KIYIMINI ŞİDDETLE LANETLİYORUZ...” ( Mihraç Ural - 11 Mayıs 2013 / Cumartesi) başlıklı makalemi yükledim. Savcılığın, adımı böylesi karanlık ve çok bilinmeyenli denklemler ihtiva eden kanlı katliama karıştırmadan önce küçük bir araştırma yapmış olması yeterliydi. Ancak amaç siyasi olunca, hukuk sorumluluğu ve erdemi diye bir şey kalmıyor. Facebook'tan resmi bir yazıyla bilgi istense, benim o an söz konusu makalemi nereden hangi saatte indirdiğim belirlenebilir. Ancak hukuk, “Ben seni suçlarım sen git suçsuz olduğunu ispatla” ilkesine dayanırsa olacağı budur.
‘BU, SİYASAL BİR SUÇLAMA’
-El Kaide’nin de eylemi üstlenen açıklamaları söz konusuyken, sizin hedef alınma nedeniniz ne olabilir?
Tek neden siyasidir. Benim üzerimden Suriye’yi suçlamaktır. Kaldı ki, 10 Ağustos 1980 tarihinden bu yana tam 33 yılımı yurtdışında, 12 Eylül faşist rejiminin siyasal sürgünü olarak yaşıyorum. 33 yıldır ülkeme dönme şansım olmadı. 12 Eylül rejiminin bugün de sürdüğü, amansız faşizan baskıların devam ettiği bir koşulda daha adil bir yargılamanın yapılması koşuluyla ülkeme dönmek isterim. Ancak 33 yıldır ülkeme gitmemiş iken özel olarak bu eylem için, üstelik bir örgüt lideri olarak lanse edildiğim koşulda gidip eylemi fiili olarak gerçekleştirdiğimi iddia etmek aptallık ötesi bir siyasal senaryo kurgusundan ibarettir diyeceğim. Bu noktada önemli bir unsur da, 7 Mayıs 2013 tarihli yazımda da dile getirdiğim gibi, Türkiye’nin yandaş medyası üzerime ağır ithamlarla yönelmiş; Suriye’nin Banyas İlçesi'nde gündeme gelen kanlı olaylardan da sorumlu tutmuştur beni. Banyas ithamı ardından 11 Mayıs’ta Reyhanlı olayının gündeme gelerek hiç yoktan, henüz tek bir zanlı yakalanmamışken, bir tek ipucu bulunmamışken doğrudan adım anılarak suçlanmam bu olayın trajikomik yanıydı.
AMAÇ: DEVLETLER SAVAŞI
Bu katliam, bölgede savaş kışkırtıcısı bir provokasyondur. Türkiye’yi Ortadoğu bataklığına sürmektir, bölmektir, parçalamaktır; evlatlarını cehenneme sürmek ve katletme projesidir.
On yıllık Türkiye-Suriye balayının ardından Erdoğan’ın akıl almaz yöntemlerle yıktığı, ihanet ettiği, her köşesinde akan kanın sorumlusu olduğu ilişki iki ülkeyi savaş eşiğine getirmiş oldu.
Bu eylemin siyasal açıdan tek açıklaması budur. Hiç kimseye hiçbir yarar getirmeyen, masum insanların ölümüne yol açan böylesi vahşeti, böylesine sorumsuz girişimi, sadece sonuçlarından yararlanacak olanlar organize eder. Bu eylemlerin sonucu ise açıktır ki, kanlı bir devletler savaşıdır. Bu beklenmiştir ve bunun için yapılmıştır.
REFİK HARİRİ SUİKASTIYLA AYNI
Olayın olduğu andan itibaren yaptığım açıklamalarda, arkasında İsrail ve MİT’in bulunduğu başka örneklere de değindim. Ben kriminal uzmanı değilim ama veriler ve gözlemlerim şunu açıkça göstermektedir: 15 Şubat 2005 tarihinde Lübnan Başbakanı Refik Hariri’nin katledildiği suikastta kullanılan bomba ve yarattığı tahripkâr sonuçlar, Reyhanlı’dakiyle tıpa tıp aynıdır. Aynı amaçlar için, aynı araçlarla bu eylem gerçekleştirildi.
Ancak her iki eylemde de, Lübnan’da Lübnan halkı, Türkiye’de Türkiye halkı provokasyona “Dur” dedi. Oyuna gelmedi, savaş ortamına sürüklenmedi, yönetimlerin baskısına boyun eğmedi. Halkın sokaklara dökülüp AKP Hükümeti'ne “Reyhanlı olayında yalan söylüyorsun” diye protestolar yapması böyle başladı. Ardından, birikmiş sorunlarla birlikte Gezi direnişleri başladı. Halk Lübnan’da olduğu gibi Türkiye’de de kirli savaşa geçit vermedi.
ASIL HEDEF BOP VE SURİYE
Amaç Suriye’dir. Suriye’nin kırılmayan direncini kırmaktır, provokasyondur. Suriye halkı ve yönetiminin, Türkiye halkına sevgi ve saygıyla bağlılığını kanlı kıyımların düşmanlığına taşımaktır. Ebedi düşmanlıklar için zemin hazırlamaktır. Bu ise bölgemizde Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) ikâmesi için gerekli bir provokasyondur. Soğuk Savaş dönemi boyunca, Sovyetler'in askeri kuşatması amacıyla akıl almaz maliyetler altında çöken Amerikan ekonomisinin yeniden finanse edilmesi amacıyla dünyanın belli başlı bölgelerinin dünya ticaret sistemine açılıp eklenmesi için, bölgemizde BOP adı altında bir proje tezgâhlanmıştır.
Suriye’ye ödetilmek istenen bedel, esasında tüm bölge halklarına karşı kurgulanan senaryonun ta kendisidir. Suriye bilinçli halkıyla omuz omuza bu saldırganlığa karşı 2,5 yıldır direnmektedir. Bizler de bu onurlu vatan savunması içinde yerimizi almaktaz. Bu nedenle Suriye gibi bizleri de kırmak istemektedirler.
Burada suçlu aramak yerine, AKP yönetiminin aynayı bakması yeterli olacaktır. Bu siyasetin Türkiye’nin bölgede barış içinde yaşama siyaseti olamayacağını ise en iyi Atatürk belirlemiştir ve o da “YURTTA SULH CİHANDA SULH” ilkesidir. Buna uymak her tehlikeyi atlatmak için yeterlidir.
25 Ekim 2013 - 20:30
News ID: 475571
Reyhanlı saldırısına ilişkin iddianamede 1 numaralı zanlı olarak gösterilen THKP-C Acilciler örgütünün lideri Mihraç Ural, YURT’a konuştu. Saldırı günü Lazkiye’deki evinde olduğunu söyleyen Ural, “Tamamen siyasi bir ithamla karşı karşıyayız. Bu provokasyonu yapanlar, benim üzerimden Suriye’yi suçlamayı planlıyor” dedi.