Ehlibeyt Haber Ajansı ABNA-CharlIe Hebdo dergisi kendisine yönelik silahlı saldırıda masum ve mağdur olduğunu dünyaya ilan etti. Diğer taraftan başta Fransa olmak üzere birçok Avrupa ülkesi yönetimleri bütün Müslümanları töhmet altına tutacak açıklamalarda bulundu. Türkiye yöneticileri dâhil birçok devletin idarecileri ortak bir ağızla terörü lanetlediler. Malum dergi, Müslümanları suçlarken saldırının sebebinin Peygamber Efendimize yönelik kendi mesnetsizce yayınları olduğunu işaret ettiler. Bu onların itiraflarıdır. Madem öyle neden ders çıkarmadılar? 60 bin tirajı olan dergi, saldırı sonrası bugünkü çıkacak olan sayısını 3 milyon adet bastı. Hem de yine Efendimiz’e (S.A.V.) saldırarak. Yeniden zehrini kusarak…
Haykırıyoruz!
Şimdi günlerdir gümbür gümbür konuşanlara diyoruz ki: “Bunu neden görmüyorsunuz?” Elbette Batı’nın körlerinden, sağırlarından beklenti içerisinde değiliz… Biz aslında İslam’a karşı yürüyenlerle birlikte kol kola yürüyenlere sesleniyoruz. Netanyahu ile kol kola gezenlere haykırıyoruz!.. Daha da açık olarak Başbakan sayın Ahmet Davutoğlu’na sesleniyoruz: “O mesnetsiz dergi bugün 3 milyon adetle bir kez daha zehrini kusacak. Neden bunu görmüyorsunuz? Sayın Davutoğlu; “Biz Avrupalıyız, kimse bizi Avrupa’dan dışlayamaz.” diyorsunuz. Avrupa dediğiniz işte ortada. Hangi gerekçelerle bu ifadeleri kullanıyorsunuz?.. Bu son gelişmelerden ve sizin duruşunuzdan Efendimiz razı mıdır? Allah razı mıdır?.. Kul razı mıdır?.. Sayın Davutoğlu, sizden sizin de mensubu olduğunuz İslam’ın peygamberi Efendimiz’e alçakça saldıran bu çirkef dergiye yönelik bir açıklama bekliyoruz. Merak ediyoruz; acaba bu son gelişme üzerine nasıl ifadeler kullanacaksınız?
Biz gidince İslam ülkeleri de katıldı
Charlie Hebdo olayı sonrasında Fransa’ya giderek “Cumhuriyet Yürüyüşü”ne katılan Başbakan Ahmet Davutoğlu, bazı İslam ülkesi temsilcilerinin kendisini Paris’te gördükten sonra bu yürüyüşe katılmak istediklerini söyledi. Başbakan Davutoğlu, Paris’teki yürüyüşün ardından, Almanya’nın başkenti Berlin’e yaptığı resmi ziyaret sonrası Türkiye’ye dönüşte, uçakta, gazetecilerin sorularını cevapladı. Paris’te yapılan yürüyüşle ilgili açıklama yapan Davutoğlu, “Cumartesi günü, (Paris’teki Cumhuriyet Yürüyüşü için) davet geldi. Biz de katıldık. Çünkü resimde bizim olmamızın, hem dünya için önemi var hem Avrupa’daki Müslümanlar ve Türkler için hem de Fransa-Türkiye ilişkileri için. Şimdi Ahmet Davutoğlu olarak söylemiyorum, Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı’nın o resimde olmamış olmasının ikame edebileceği herhangi bir şey yok. Bunlar tarihi anlamda tarihe belli kayıt düşme alanıdır.
Sıradan Bir Dayanışma Değil
Onlarca ülke temsilcisinin katıldığı yürüyüşü sıradan değil diyerek tanımlayan Davutoğlu, Beyaz Saray’ın gönderdiği temsilcisinin tepki çektiğine işaret ederek Beyaz Saray’ın özür beyan ettiğini ifade etti. Davutoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu sıradan bir dayanışma değil. Fransa İslam Konseyi üyeleri büyükelçilikte beni ziyaret ettiler, onun Cezayirli, Faslı yönetim kurulu üyeleri geldi. Dediler ki, ‘Biz sizin katılma kararınızı duyduğumuz anda katılma kararı verdik. Çünkü orada bulunduğunuz anda orada bulunan bütün Müslümanlara o meşruiyeti kazandırmış oluyorsunuz.”
“Katılmam Zaruriydi”
Herhangi bir Müslüman’ın yaptığı suçtan kolektif olarak bütün Müslümanların suçlanamayacağının altını çizen Davutoğlu, “Bu algıyı yıkmak için orada olmamız zaruriydi ve bence aldığım tepkiler, hem de birçok lider gelip ‘Herkesin burada olması önemli ama en anlamlı olan sizin bulunmanız’ dediler. Birçok lider geldi, söyledi. İsim olarak zikretmeyeyim ama birçok lider geldi, teşekkür ettiler. Bu Türkiye’nin ağırlığını gösteriyor. Bir Türk başbakanının olmasının, o törene kazandırdığı meşruiyeti ve bütün dünyada yaptığı etkiyi gösteriyor. Bu bakımdan o gayet açık mesajdı, bütün dünyaya” şeklinde konuştu.
“Anayasa mahkemesinin kararı hukuki”
Seçim barajı ile ilgili soru üzerine de Davutoğlu, “Öncelikle, Anayasa Mahkemesinin kararı hukuki bir değerlendirmedir. Bu çerçevede de ben bu aşamada, doğru yönde alınmış bir karar olarak değerlendiriyorum. Ama bu seçim barajlarıyla ilgili tutumdan daha çok, seçime bu kadar kısa bir süre kalmışken ve ortada öncesinden bu kuralların belirlenmesi zarureti varken bu tartışmayı başlatmak doğru olmazdı” karşılığını verdi.