23 Şubat 2015 - 11:19
Ortadoğu ve Eğit–Donatlı Talanlar

Amerika ve Türkiye, güya IŞİD ve Esad’a karşı mücadele veren ılımlı Muhalif diye nitelendirdikleri, Özgür Suriye Ordusuna bağlı terörist birliklerin eğitilmesi konusunda anlaşma imzaladı.

Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA- Allah’ın adıyla

Amerika ve Türkiye, güya IŞİD ve Esad’a karşı mücadele veren ılımlı Muhalif diye nitelendirdikleri, Özgür Suriye Ordusuna bağlı terörist birliklerin eğitilmesi konusunda anlaşma imzaladı.

Kısa adı Eğit-Donat olan bu anlaşmaya göre; Türkiye verilecek eğitimin iç savaşın başından bu yana zayıflayan Özgür Suriye Ordusu’nu da güçlendirip Esad rejimiyle mücadele etmesini umuyor. ABD ise, Suriye muhalefetinin deneyimli savaşçılarını IŞİD’le mücadeleye karşı hazırlamak amacıyla, aralarında özel operasyon timlerinin de bulunduğu 400’den fazla asker göndermeyi planlıyor. Hepsi bu mu? Elbette hayır.

Amerikalı yetkililer, üç yıl içinde Özgür Suriye Ordusu’na bağlı 5 bin Suriyeli direnişçiyi!, Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’deki kamplarda eğitip, birer ölüm makinası haline getirebileceğini sağlarken, Türkiye acaba sadece Suriye rejimini hedef alarak mı bu projeye katkı sunacak? Yoksa başka hesapları mı var, ilerleyen süreçlerde göreceğiz. Ayrıca İsrail İstihbarat raporlarında siyasi ve askeri çatışmaların sürdüğü ülkelerin parçalanma sürecinde olduklarını, İran, Irak, Suriye ve Yemen gibi ülkeleri çatışma eksenine oturtması düşündürücüdür. Anlayacağımız, amaçları, istekleri, beklentileri aynı olan dostların, ortaklaşa yaptıkları ve yapacakları yeni yıkım ve dökülecek gözyaşlarına hazır olmak gerekir.

Ortadoğunun, gerek sosyal ve siyasi yapısı, gerekse emperyalist emellerin orada vücut bulması, ne dersek diyelim geldiğim nokta açısında vahimdir. Emperyalistlerin demokrasi getirme adına, o coğrafyanın her anlamda talan edilmesi demekten başka söylenecek her söz yalandır. Çünkü, Emperyalistlerin iştahının kabardığı Ortadoğu’daki zenginliklerin başında; petrol, doğalgaz, yeraltı ve üstü zenginlik kaynaklarıdır. Bu amaçla orada, din,dil,ırk,mezhep ve hatta kabileler biri birlerine karşı kışkırtılıp, silahlandırılmaktadır. Demokrasiyi Ortadoğu halkı ancak masal kitaplarında okuyacaktır. Bütün bu geçmiş ve şu anda yaşanmışlıklara bakarak ders çıkartmak, zihin ve bilinçleri Emperyalistler ve işbirlikçileri tarafından köreltilmiş bölge halkları tarafından mümkün görünmemektedir.

Yani Emperyalizm için, bölge halkının; Arap,Türk,Kürt olması, veya Şii-Sünni olmasından öte kendi cennetini yaratmasıdır. Emperyalistlerin cenneti ise, oradaki halk için cehennem, esaret, kölelik demektir. Buradan hareketle, bölgede kullanamayacağı argüman yoktur. Bunun ülkemize veya bölgeye yansıması da gelecek açısında büyük tehlikeler arz etmektedir. Gittikçe mezhepler savaşına dönen bölgedeki yakıcı ateş, ülkemizi de ısıtıyor. İç ve dış siyasette kullanılan dilin taraf olması, biz Alevilerin kaygılarını büyütmektedir. Bölgedeki işbirlikçi terör şebekelerinin yaptıklarını da göz önünde tutarsak, son eğit-donat ile yapılmak istenenleri daha rahat anlayacağımız kanısındayım. Artık, Ortadoğu coğrafyasında mezheplerin birbirine düşürüldüğü kanlı çatışmalarla büyümeye devam eden emperyalist paylaşım savaşının ateşi bu topraklarda da kuvvetle hissedilmeye başlamıştır demektir.

Kısaca, Ortadoğudaki kanlı ve yalancı mezhep savaşlarının bölgeyi, parça parça edeceği günlerin, sürece bakarak kaçınılmaz olduğunu söyleyebiliriz. Emperyalistler arası savaşın bir unsuru olarak mezhepler arasındaki mücadele Türkiye’de de hayata geçirilmek istenebilir. Bunun nesnel zemini ve buna dair ipuçları mevcuttur. Bu durum Türkiye’deki hem Alevi hem de Sünniler için büyük bir tehlikeyi ifade etmektedir.

Bu konuda, bizlere düşen görev; Emperyalistlerin ve yerli işbirlikçilerinin bütün oyunlarını bozarak, heveslerini kursaklarında bırakmaktır. Bu da kardeşlik ve güven temelinde mümkündür.

Rıza BAKIRLI

Ekler