Ehlibeyt (a.s) Haber Ajansı ABNA – Cemil KAYILIOĞLU-Emekli Askeri Hâkim Albay: Siyasetçilerimizin özellikle son yıllarda sık sık söyledikleri şey, “Devletin ve milletin menfaatleri neyi gerektiriyorsa onu yapmaktan çekinmeyiz” söylemidir. Bu söz o kadar sık söylenir ki, herhalde okumuşu, okumamışı duymayan kalmamıştır. Devlet yöneticilerinin bunu söylemek gereğini duymalarının asıl sebebi, milli menfaatlerin korunacağı güvencesi vermek suretiyle halk nezdindeki itibarlarının korunmasıdır.
Çünkü, halkımız, milli menfaatleri koruyana itibar eder, Devletin menfaatleri neyi gerektiriyorsa onun yapılmasını bekler. Güçlü, mutlu ve güvenlik içinde yaşamak ister; millet aleyhine olan eylem ve söylemleri istemez, faillerini düşman beller.
ABD PARMAĞI AÇIK
15 Temmuz 2016 tarihinde devletimizin bekasına yönelmiş olan darbe girişiminin tek failinin başı ABD’de olan FETÖ terör örgütü olduğunun kabulü ve mücadelenin sadece bu örgüt bazında yürütülmesi, örgütün arkasındaki güçlerin görmezden gelinmesi, büyük bir aymazlıktır. 15 Temmuz, yaklaşık yetmiş yıldır uygulanan yanlış, milli olmayan siyasetlerin bir sonucudur. Emperyalist ABD, besleyip büyüttüğü, İslâm soslu bir örgüt aracılığıyla, İncirlik üssünü de karargâh olarak kullanmak suretiyle devletimize el koymak istemiştir.
Olay günü Rusya’da bulunan ABD Dışişleri Bakanı Kerry’nin, darbe girişiminin başladığı saatlerde, Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’a birebir “mekanizma harekete geçti, Erdoğan artık gidici” demesi, Cumhurbaşkanı’nın havadaki uçağının koordinatlarının ABD istihbarat sitelerince defalarca servis edilmesi, CIA’nın Türkiye uzmanlarından Henry Barkey’in olay gecesi çoğu yabancı isimlerle Büyükada’da bir otelde gerçekleştirdiği gizemli toplantı, ABD yetkililerinin ortadan yaptığı açıklamalar ve örgüt başı Fethullah Gülen’in iade edilmemesi gibi çok somut tavırlar dışında, FETÖ’nün eğitim, gelişim ve eylem sürecine ilişkin yüzlerce kanıt, eylemin asıl failinin emperyalist ABD olduğunu açıklıkla ortaya koymaktadır.
KARARLI TUTUM ALINMALI
Olaydan sonra, özellikle siyasetin tek belirleyicisi konumundaki Cumhurbaşkanı’nın kararlı tutumuyla yapılan soruşturmalar ve OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle bugüne kadar yaklaşık 44.000 kişi tutuklanmış, doksan binden fazla kamu personelinin işine son verilmiştir. Terör örgütünün, asker, polis, yargı, eğitim başta olmak üzere devletin her kademesinden temizlenmesi elbette çok önemli ve gereklidir; ancak eş dost ayrımı yapılmamalı, adil yargılamaya ve hukukun temel ilkelerine bağlı kalınmalıdır. Eğrisiyle doğrusuyla içeride bu mücadele yürütülürken, eylemin asıl failinin ve dış desteğinin görmezden gelinmesi, sadece örgüt başının iadesi için giderek zayıflayan tavırlarla yetinilerek, birliğimize ve bütünlüğümüze yönelik emperyalist tehdide karşı somut politika uygulanmasında kararsız ve çekingen kalınması, içte yapılan mücadeleyi de sonuçsuz bırakmakta, örgütün bütün unsurlarının ortaya çıkarılmasını engellemektedir.