İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran’ın egemenlikten taviz vermeden ABD ile Cenevre’de adil ve eşit bir nükleer anlaşma için masaya oturacağını açıkladı.
Irak’ta Şii partilerin oluşturduğu Koordinasyon Çerçevesi, ABD Başkanı Donald Trump’ın açık tehdit ve müdahalesini “egemenlik ihlali” olarak nitelendirerek, eski Başbakan Nuri el-Maliki’nin adaylığının arkasında durma kararı aldı. Washington’un baskılarına rağmen Bağdat’tan gelen bu siyasi rest, Irak’ta yeni bir egemenlik krizi ve ABD karşıtı dalganın güçlendiğine işaret ediyor.
Irak parlamentosundaki bloklar, Bağımsız Seçim Komisyonu’nun yetki dağılımını kapalı kapılar ardında belirlerken, büyük siyasi partiler dış destekli özel oylama sistemiyle sandalye sayısını önceden garanti altına alıyor. Bağımsız ve ilerici güçler ise, dış müdahalelere karşı ancak geniş halk dayanışmasıyla ülkenin egemenliğinin yeniden kazanılabileceği görüşünde birleşiyor.
Lübnan milletvekili Hüseyin Cişşi, İsrail karşısında ülkenin caydırıcılığını koruyacak tek yolun güçlü bir ordu ve direniş ekseninde birleşmiş bir siyasi irade olduğunu vurguladı. Cişşi, direnişin silahlarına yönelik tartışmaların yabancı baskılardan arındırılması gerektiğini söyledi.
Lübnan Özgür Yurtsever Hareketi lideri Cibran Basil, İsrail ile yürütülmesi olası müzakerelere ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Basil, direnişin elindeki silahların “bir lütuf değil, bedeli kanla ödenmiş bir hak” olduğunu vurgulayarak, Lübnan’ın ulusal egemenliğini koruyacak somut taleplerle masaya oturması gerektiğini belirtti.
İran, ulusal egemenlik haklarına yönelik Avrupa Birliği ve bazı Körfez ülkelerinin dayatmalarını kararlılıkla reddetti. Nükleer ve füze programlarına yönelik haksız eleştirilerin yanı sıra üç stratejik ada üzerindeki hakları hedef alan ortak bildiriye sert tepki gösteren Tahran yönetimi, yabancı müdahalelere geçit vermeyeceğinin sinyalini verdi.